Site Loader

Çehov. Durum öyküsünün kurucusu, realist yazar. Şiirsel gerçekçiliğin usta temsilcilerinden biri. Edgar Allan Poe ve Maupassant ile birlikte modern öykünün kurucusu.

“Çehov bir sanatçı olarak, önceki Rus yazarlarıyla, Turgenyev, Dostoyevski veya benimle, mukayese bile edilemez. Çehov’un kendi biçimi var empresyonistler gibi. Bakarsanız adam hiçbir seçim yapmadan, eline hangi boya geçerse onu gelişi güzel sürüyor. Bu boyalar arasında hiçbir münasebet yokmuş gibi görünür. Ama bir de geri çekilip baktın mı şaşırırsınız. Karşınızda parlak büyüleyici bir tablo vardır.” 

Lev Tolstoy

Çocukluğu

9 Ocak 1860’da Taganraog kasabasında altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Pavel Yegorovich Çehov, bir bakkal işletiyordu ve kilise korosu şefiydi. İşi iyi olmayan bir tüccardı, bu yüzden ailenin geliri azdı. Annesi Yevgeniya, dünyanın her yerinde kumaş tüccarı olan babasıyla yaptığı yolculukların hikâyelerini anlatan iyi bir hikâye anlatıcısıydı.

Çehov, “Yeteneklerimiz babamızdan, ruhumuz da annemizden geçti bize.” demiştir.

Babası 1876 yılında yeni bir ev inşa etmek için Mironov adında bir müteahhit tarafından kandırıldı; iflas edince Moskova’ya göçtüler. Çehov, ağabeyi ile birlikte Taganrog’da kalarak Taganrog Gymnasium’da (daha sonra Çehov Gymnasium olarak değiştirildi) eğitimine devam etti. 1897 yılında liseyi bitiren Çehov, Moskova’ya gitti ve S. Sechenov Moskova Devlet Tıp Üniversitesinin tıp fakültesine girdi.

İlk yazıları

Moskova Üniversitesinde tıp öğrenimi görürken bir yandan da ailesine maddi yardımda bulunabilmek için hikâyeler yazıyordu. Anton Çehov adını 1886 yılına kadar kullanmadı. Dalaksız Adam, Kardeşimin Kardeşi, Ulysee gibi takma adlar kullandı. En çok kullandığı ad ise lisedeki hocasının taktığı ad oldu: Antoşa Çehonte.

Bir eserinin ön sözünde şöyle demiştir. “Çehonte birçok şeyler yazmış olabilir ama Çehov bunları kabul etmek zorunda değildir.”

 İlk yazıları 1880’de bir gazetede yayımlandı. Moskova ve Petersburg gülmece dergilerinde yüzlerce fıkra, öykü, öyküsel yazı, nükte, dramatik taslaklar yayımladı. 1883-86 yıllarında Oskolsi (Alıntılar) dergisinde 300’den fazla yazısı çıktı. 1886’dan sonra yazıları, dostluk kurduğu yayımcı Suvorin tarafından Novoye Vremya (Yeni Çağ) dergisinde yayımlandı. 

Doktor Çehov’dan Öyküler kitabına Celal Üster’in yazdığı önsözde, Çehov’un kendi yayıncısına yazdığı mektupta şöyle dediğini görürüz: “Tıp, nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam, geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyüzlülüğümden ikisinin de bir şey kaybettiği yok.”

 Bu dönemde yazdığı yazılarını Melbourne’ün Masalları isimli kitapta topladı ve üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayımladı.

Üniversiteyi bitirince doktorluğa başlayan Çehov; Cerrahlık, Cansız Ceset ve Kaçak adlı hikâyelerini bu dönemde yazdı.

Çok geçmeden kısa öykü türünde kendi tarzını yakalayan sanatçı, kısa öykünün ustası olarak Rus ve Dünya Edebiyatı’nda yerini aldı. 19. yüzyıl büyük Rus ve Dünya edebiyatının en büyük isimlerindendir.

1884 ve 1885’te Çehov kendini kan öksürürken buldu, 1886’da nöbetler kötüleşmeye başladı. Tüberküloz olduğunu arkadaşlarıyla ailesine itiraf edemedi.

1886’nın başlarında milyoner Alexey Suvorin’in hem sahibi olduğu hem de editörlüğünü yaptığı ve St. Petersburg’daki en ρoρüler gazetelerden biri olan Novoye Vremya için yazma teklifi aldı. Çehov, artık iki katı ücret alacak ve üç kez yazacaktı.

1887’de Ukrayna’ya seyahat etti. Dönüşünde “oldukça garip ve çok özgün bir şey” olarak nitelendirdiği ve Severny Vestnik’te yayımlanan “Step” adlı novella uzunluğundaki kısa öyküsünü yazmaya başladı. Step, “Çehov şiirinin sözlüğü” olarak adlandırılmış ve olgun kurgusunun kalitesinin çoğunu sergilemiştir. Üstelik gazeteden ziyade edebi bir dergide yayımlanarak Çehov’un hızla yükselmesine neden olmuştur.

Çehov’un kardeşi Nikolay’ın 1889’da tüberkülozdan ölmesi Sıkıcı Bir Öykü‘ye ilham kaynağı olmuştur. Hayatının son safhasında hayatının amaçsız geçtiğini fark eden bir adamı anlatan eseri, aynı yılın eylülünde bitirmiştir. Mikhail Çehov, Nikolay’ın ölümünden sonra kardeşi Çehov’un depresyonda ve huzursuz olduğunu yazmıştır.

1890’da Çehov, Japonya’nın kuzeyindeki ceza kolonisi olan Sahalin Adası ile Uzak Doğu Rusyası’na tren, at arabası ve nehir vapuruyla zorlu bir yolculuğa çıkmış; burada üç ay boyunca binlerce mahkûm ve yerleşimci ile nüfus sayımı için görüşme yapmıştır. Çehov’un Sahalin’e yaptığı iki buçuk aylık yolculuk sırasında yazdığı mektuplar en iyileri arasında sayılmaktadır. Çehov, Sahalin’de kırbaçlama, malzemelerin zimmete geçirilmesi ve kadınların fuhuşa zorlanması dâhil birçok şeye şahit olmuştur. Tüm bunlar onu dehşete düşürmüş ve öfkelendirmiştir. 

İlk tiyatro oyunu iki haftada yazıldı ve İvanov, Moskova’da başarısızlığa uğradı. “Entrika, karmaşık ama aptalca değil” diyecektir bu oyunu için Çehov. Bir iki gösterimden sonra oyun kaldırıldı.

1896’da ikinci piyesi olan Martı’yı yazdı. Leningrad’da sahnede oynanan bu eser başarısızlıkla sonuçlandı. Oyun, seyirci tarafından yuhalanınca Çehov tiyatrodan vazgeçme eşiğine geldi fakat 1898’de Martı yeniden kaleme alındı. Stanislavski’nin Moskova Sanat Tiyatrosunda oynandığı zaman Çehov’a büyük bir ün sağladı.

Sanatçının temel görevini ve yaşarken kendini doğrulamasını konu alan ve ”psikolojik-lirik” oyun tarzının ilk örneği olan oyun, gündelik yaşamın görünüşte önemsiz olanın dramatik bir nitelik kazandırmasıdır. Yaşama uzaklık ile yaşamı ayrıcalık arasındaki çelişkiyi işleyen Vanya Dayı; taşra yaşamından sahneler olarak duyarlı insanların istekleri ve düşleri ile çağdaş yaşamın bayağılığı arasındaki çelişkiyi veren Üç Kızkardeş; dram, soyluluğun kaçınılmaz çöküşü ve yaşam değerleri ile yeni güçlerin ve kuşakların değerleri arasındaki çelişkiyi yansıtan Vişne Bahçesi, Çehov tarafından komedya olarak nitelendirilir.

“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde kendisi de yalın, gerçek ve içten olan her şeyi sevdi ve kendine özgü bir güçle başkalarına da yalın olmayı öğretti.” 

Maksim Gorki

Melikhovo

1892’de Çehov, 1899 yılına kadar ailesiyle yaşayacağı ve Moskova’nın yaklaşık 40 km güneyinde yer alan Melikhovo’dan küçük bir arazi satın aldı. Böylece Çehov’un Melikhova Dönemi denilen dönem başladı. Yaratıcılığının zirvesindeydi. Yaşayışı çok sadeydi. Halka yakın olmak, sosyal işlerle uğraşmak onu mutlu ediyordu.  Ev sahibi olarak sorumluluklarını ciddiye almış ve Melikhova’ya taşındığı ilk günden itibaren yirmi mil ötedeki hastalar ona akın etmeye başlamıştır. Hastalar yürüyerek veya arabalarla getirilirlerdi ve çoğu zaman uzaktaki hastalar için alınıp götürülürdü. Bazen sabahın erken saatlerinde köylü kadınlar ve çocuklar onun kapısının önünde ayakta bekliyordu.

1898’de babasının ölümünden sonra Çehov, Yalta’nın eteklerinde bir arsa almış ve burada bir sonraki yıl annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayacağı bir villa yapmıştır. Ağaç ve çiçek dikmiş, köpek ve turna beslemiştir. Ayrıca Lev Tolstoy ve Maksim Gorki gibi kişileri ağırlamıştır. Moskova için ‘Sıcak Sibirya’ demiş ve yurt dışı gezileri yapmak ona her zaman iyi gelmiştir.

25 Mayıs 1901’de Çehov, Olga Knipper’la sessizce evlendi.

1902′de, Çar II. Nikola’nın Gorki’nin Rus Bilimler Akademisi’ne üye olmasını onaylamaması üzerine, 1900 yılında onursal üye seçildiği Akademi’den ayrıldı.

Ölümü

1904’te Çehov’un tüberkülozu ölümcül derecede ilerlemiştir. Mihail Çehov, Çehov’u gören herkes sonun ςok uzak olmadığını gizlice düşündüğünü ve sona yaklaştığında bunu fark ettiğini dile getirmiştir. 3 Haziran’da Kara Orman’daki Alman kaplıca şehri Badenweiler’e gitmek için Olga ile yola ςıkmış ve buradan kız kardeşi Masha’ya görünürde neşeli mektuplar yazarak sağlığının daha iyiye gittiğine annesiyle kız kardeşini inandırmıştır.

Olga kocasının son anlarını şöyle dile getirmiştir:

“Anton olağandışı bir şekilde oturdu ve yüksek sesle ve aςıkςa söyledi (neredeyse hiς Almanca bilmese de): Ichsterbe (Ölüyorum).

Doktor onu sakinleştirdi; bir şırınga aldı, ona bir kâfur iğnesi yaptı ve şampanya sipariş etti. Anton, dolu bir bardak aldı, inceledi, bana gülümsedi ve şöyle dedi: “Şampanya iςmemin üzerinden ςok zaman geςti.’ Şampanyayı bitirdi ve sol tarafına sessizce uzandı. Ona doğru koşarak yatağa eğilip ona seslenecek vaktim oldu ama nefes almayı bırakmıştı ve ςocuklar gibi huzur iςinde uyuyordu.”

“’Hayat nedir?’ diye soruyorsun. Bu ‘havuç nedir?’ diye sormakla aynı şey. Havuç hafiftir işte, başka da bir şey bilmiyoruz.”

Anton ÇEHOV

Tiyatro Oyunları:

Dağ Yolunda (1884)

Tütünün Zararları (1886)

İvanov (1887)

 Ayı (1888)

 Bir Evlenme Teklifi (1888)

Kuğunun Şarkısı (1888)

Üç Kız Kardeş (1889)

Tatyana Repina (1889)

Şaka (1889)Orman Cini (1890)

Jübile (1891)

Bitmemiş Komedya (1891)

Sahalin Adası (1895)

Martı (1896)

Vanya Dayı (1899)

Vişne Bahçesi (1904

Step (1888)

Başlıca Öyküleri:

Palata No 6 (Altı Numaralı Koğuş, 1892)

Ariadna (1895)

Moya Jizn (Yaşamım, 1896)

Mujiki (Köylüler, 1897)

Türkçeye Çevrilen eserleri:

Korkulu Gece (1995)

Besleme (1996)

Seçme Öyküler (1997)

Kara Keşiş (1999)

Toplu Eserler (2000)

Bütün Oyunları (2000)

Marangozun Köpeği Kaştanka (2001)

Oyunlar (Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi, Üç Kız Kardeş, Teklif, Jübile, Düğün; 2001)

Bir Taşralının Öyküsü (2002)

Bütün Oyunları (2 cilt, 2002)

Bütün Öyküleri (8 cilt, 2002)

Asma Katlı Ev (2003)

Hikâyeler (2005)

Belalı Misafir (2008)

Kaynakça

  • Nabokov, Vladimir, Anton Chekhov, in Lectures on Russian Literature, 2002 edition
  • www.gutenberg.org, Letters of Anton Chekhov to His Family and Friends, translated by Constance Garnett
  • Anton Çehov’un Öykü Sanatı, Zeynep Zafer, Cem Yayınevi
  • www.wikiwand.com, Anton Çehov

Duygu

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla