Antonio Vivaldi

Klasik müzik dinleyen veya dinlemeyen hemen herkesin bildiği, akıllardan çıkmayan melodisiyle hayatımızda yer edinmiş “Dört Mevsim Konçertosu” ile tanınır daha çok. Peki kim bu Vivaldi? Nasıl aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ hatırlar ve dinlemekten asla usanmayız?


Geç Barok dönemi İtalyan keman virtüozu ve bestecisi Antonio (Lucio) Vivaldi Avrupa çapında bir ün kazanmasına ve başta Johann Sebastian Bach olmak üzere bir kuşak besteci için örnek oluşturmasına karşın, müzikte farklı üslupların gelişmesiyle unutulmaya terk edildi. 19. yüzyılın ortalarında Bach’ın Vivaldi’ye duyduğu hayranlığı fark ettiler ve XII Concerti di Vivaldi, eleborati di J. S. Bach (J. S. Bach’ın Uyarladığı XII Vivaldi Konçertosu) başlıklı bir yazma buldular. Bu yazmanın bulunmasının ardından Vivaldi müzikologların ilgisini çekti; ne var ki, genel müzik kamuoyu hâlâ 18. yüzyılın en önemli bestecilerinden olan Vivaldi’den büyük ölçüde habersizdi. 1939 Eylülü Vivaldi’nin yeniden keşfedilmedinde dönüm noktası oldu. İtalya’nın Sienna kentinde düzenlenen özel bir müzik haftasında Vivaldi’nin çeşitli eserleri 6 gün boyunca çalındı. Vivaldi bu etkinlikten sonra eserleri en çok seslendirilen Barok bestecilerinden biri haline geldi.

Antonio Vivaldi 4 Mart 1678’de Venedik’te dünyaya geldi. Kızıl saçlarıyla kilisede görev almasından dolayı “Kızıl Rahip” lakabıyla tanınır. Genç Vivaldi ilk müzik eğitimini berber ve aynı zamanda çok iyi bir kemancı olan babasından almıştır.

Ospedale della Pietà

Vivaldi papazlık aşamasına yükseldikten birkaç ay sonra, ilk kez Ospedale della Pietà adındaki kızlar yetimhanesine keman öğretmeni olarak atandı. Ospedali, müzik eğitiminin hayırseverlikle el ele yürütüldüğü Venedik’e özgü yetimhanelere verilen genel isimdir. Vivaldi’nin buradaki görevi yetim veya sakat kızlara keman çalmasını öğretmek ve ospedali’deki öğrencilerin icra edeceği -kilise müziği de dahil- çeşitli tipte besteler yapmaktı. 1709 yılında bu görevinden ayrıldı.

Ospedali öğrencilerinden oluşan koro konser verirken

Antonio Vivaldi’nin Op.1 sonat seti 1705 yılında yayımlandı. 1709’da Op.2 keman sonatını Danimarka Kralı IV. Frederik’e ithafen yayınladı.

1723 ile 1724’te Roma’daki karnaval mevsimi için üç opera yazdı. 1725’te yazdığı eseri Op. 8, Il cimento dell’armonico e dell’inventione ile ünü daha da yayıldı. Bu yıllarda opera sanatçısı Anna Giraud ile ilişkisi başladı.

1725 yılından sonra konserler vermeye, konçertolar yazmaya başlamış ve Avrupa’da büyük bir ün sahibi olmuştur. Antonio Vivaldi’nin çoğu yapıtları keman konçertosu biçimindedir. O dönem müzik tarihinin ilk konçertolarının yazıldığı dönemdir hatta Vivaldi konçerto eserlerin yaratıcısı olarak kabul edilir. Bu yüzden “Konçertonun Babası” diye anılır. Yalnızca keman ve orkestra eserleri değil ayrıca çello, mandolin, flüt, obua, fagot gibi çalgılar için yazdığı konçertoları da bulunmaktadır.

Bazı anlaşmazlıkların yaşanması sebebiyle Vivaldi işinden istifa etmiş, kısa bir süre sonra da Viyana’ya taşınmıştır. Graz’da Anna’yı dinlemek için Avusturya’ya yaptığı seyahati esnasında Viyana’da konakladığı bir dulun evinde hayata gözlerini yumar.

Vivaldinin Eserleri Nelerdir?

Üretkenliği inanılmaz boyutlarda olan Vivaldi’nin 500’ü aşkın konçertosu vardır. Farklı enstrümanlardan yararlanmaktan çok hoşlanıyordu, müzik dünyasında bugüne kadar en çok viyolonseli solo bir enstrüman olarak Vivaldi’nin kullandığı söylenmektedir. Günümüze ulaşmış 50 operası bulunmasına karşın kendisinin zamanında söylediği bir söze göre 94 adet operası bulunmaktadır. Ayrıca 70’ten fazla sonatı, 100’e yakın aryası, 3 ayrı oratoryosu, 21 tane senfonisi ve 59 tane serenatı bulunmaktadır.

Vivaldi hayalindeki resimleri müzik aracılığıyla bizlere sunmuştur. “Dört Mevsim” konçertosunda mevsimler kendi özellikleri ile anlatılmış ve bu eser yıllar sonra Beethoven’a da ilham vermiş, böylece “Pastoral Senfoni” bu şekilde ortaya çıkmıştır.

0 Replies to “Antonio Vivaldi”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir