Aristoteles’in Ahlak Felsefesi: 1.Giriş

Aristoteles, ahlak kuramını teorik bilimlerden ayrı bir alan olarak görür. Ahlak kuramının metodolojisi, konusuyla –iyi eylem- örtüşmeli ve genellemelerin bu alanda büyük bir yer tuttuğu gerçeğini de göz önünde bulundurmalıdır. Hayatlarımızı daha iyi kılabilmek adına ahlak üzerinde çalışırız. Demek ki bu çalışmanın birincil konusu, insanın iyiliğidir. Aristoteles; Platon ve Sokrates’in yolundan giderek, erdemi iyi yaşamın merkezine koyar. Platon’a benzer şekilde, ahlaki erdemleri (adalet, cesaret, ölçülülük vs. gibi) karmaşık rasyonel, duygusal ve sosyal beceriler olarak görür fakat Platon’un, erdemli biri olmaya giden yolun bilimsel, matematiksel ve felsefi bir eğitimle birlikte, iyiliğin ne olduğuna dair bir anlayışa sahip olmaktan geçtiği fikrini reddeder. Ona göre iyi bir yaşama giden yol; arkadaşlık, haz, erdem, onur ve refah gibi olguların bir araya gelerek oluşturduğu bütüne dair bir anlayışa sahip olmaktan geçer. Bu genel anlayışı tekil durumlara uygulamak için de doğru yetiştirme ve alışkanlıklar aracılığıyla, hangi eylemlerin akıl tarafından desteklendiğini görebilme kabiliyetini edinmemiz gerekir. Dolayısıyla nesnel bilgelik, Aristoteles’e göre yalnızca genel kuralların öğrenilmesiyle edinilemez. Aynı zamanda uygulama aracılığıyla, iyilik hakkındaki genel anlayışımızı her bir farklı olaya uygun bir şekilde pratiğe dökmemize olanak veren bilinçli, duygusal ve sosyal becerileri de edinmemiz gerekir.

 

Aristoteles’in ahlak alanında iki eseri bulunur: “Nikomakhos’a Etik” ve “Eudemos’a Etik”. Kendisi bu başlıkların ikisini de kullanmaz fakat Politika isimli kitabında bunlardan birine –muhtemelen Eudemos’a Etik isimli eserine- “ta êthika” diyerek atıfta bulunur. Eudemos ve Nikomakhos isimleri, muhtemelen bu kitapların arkadaşı Eudemos ve oğlu Nikomakhos tarafından düzenlenmiş olması sebebiyle sonradan eklenmiştir. Bu iki çalışma da çoğunlukla aşağı yukarı aynı konuları ele alır. İki kitap da eudaimonia ( mutluluk, serpilme) üzerine bir tartışmayla başlar ve aretê’nin (erdem, mükemmellik) doğası ve hayatı en iyi şekilde yaşamak için insanların ihtiyaç duyduğu karakter özellikleri üzerine bir açıklamayla devam eder. İki çalışma da övgü ya da ayıplamanın uygun olduğu durumları ve haz ve arkadaşlığın doğasını inceler, her iki kitabın sonunda da insan ve tanrısal olan arasındaki doğru ilişki üzerine kısa bir tartışma bölümü bulunur.

İki eserde ifade edilmiş olan bakış açısı genel anlamda aynı olsa da yapısal anlamda ve içerik anlamında ince farklar da bulunmaktadır. Şüphesiz, eserlerden biri diğerinin yeniden gözden geçirilmiş hâlidir. Hangisinin önce yazıldığını kesin olarak gösteren hiçbir kanıt bulunmasa da Nikomakhos’a Etik’in daha sonra yazıldığı ve Eudemos’a Etik’in daha gelişmiş hâli olduğu genel olarak kabul edilmektedir. (Eudemos’a Etik’in tamamı revize edilmemiştir, eserin dördüncü, beşinci ve altıncı bölümleri,
Nikomakhos’a Etik’in beşinci, altıncı ve yedinci bölümleri olarak yeniden karşımıza çıkar.) Bu sıralamanın muhtemelen en önemli göstergesi, Eudemos’a Etik’te ele alınmamış olan bazı konuların Nikomakhos’a Etik’te ele alınmış olmasıdır. Ahlaki sorgulamayla politika arasındaki yakın ilişki, Solon’un hiçbir insanın ölene kadar mutlu sayılmaması gerektiği konusundaki görüşüyle alakalı eleştiri, felsefi hayatın politik hayata üstünlüğü gibi konular yalnızca Nikomakhos’a Etik’te bulunur. Bu makalenin geri kalanı da işte bu çalışma üzerine odaklanmaktadır. [Not: Bu sebeple, makaledeki sayfa ve satır numaraları Nikomakhos’a Etik için verilecektir.]

Magna Moralia (Büyük Etik) isimli üçüncü eser Aristoteles’in tüm çalışmalarının düzenlemelerini içerir ancak bu eserin yazarının kim olduğu bilim insanları açısından tartışmalıdır. Bu eser, önceki iki eserde daha detaylı bir biçimde tartışılmış olan konuların üzerinde durur ve bakış açısı da diğer iki eserle benzerdir. (Peki daha kısa olmasına rağmen bu esere neden “Büyük Etik” ismi verilmiştir? Çünkü kitabın iki bölümünü oluşturan iki papirus tomarı alışılmadık şekilde uzundur. Büyükçe bir farenin yine de küçük bir hayvan sayılması gibi, iki büyük bölümün birleşmesiyle ortaya çıkan kitap da küçük bir kitap olabilir. Kitabın ismindeki “büyük” ifadesi kitabın bölümlerine ithafen yazılmıştır, kitabın bütününe değil.) Bazı antik dönem yazarları bu çalışmayı Aristoteles’e atfederken, Cicero ve Diogenes Laertius gibi bu konuda bilgi sahibi olduğunu düşündüğümüz bazı otoriteler ise bu çalışmadan bahsederken Aristoteles’in adını kullanmaz. Bazı bilim insanları, bu çalışmanın Aristoteles’in ahlak alanındaki en eski dersi –hatta kendine ya da bir öğrencisine ait ders notları- olduğunu öne sürerken, bazıları Aristoteles sonrası dönemde yapılmış bir tür derleme ya da uyarlama olduğunu iddia eder.

Aristoteles, her ne kadar Platon’un ahlak felsefesine önemli derecede borçlu olsa da Platon’un özellikle ahlaki düşüncenin duygularımızla ve arzularımızla bütünleşmesinin ve bunun çocukluk yıllarındaki eğitimle başlamasının gerekliliği konusundaki fikirlerine, Aristoteles’in argümanlarının sistematik karakteri büyük bir yenilik getirmiştir. Aristoteles’ten önce kimse ahlaki tez yazma işine kalkışmamıştır. Örneğin;
Platon, Devlet isimli eserinde ahlaka ayrık bir konu olarak yaklaşmamış ya da mutluluğun, erdemin, gönüllülüğün, hazzın, arkadaşlığın doğası üzerine sistematik bir inceleme sunmamıştır. Platon’un çalışmalarında bu konular üzerine yapılmış önemli tartışmalar bulmak mümkün olsa da bu tartışmalarda, Aristoteles’in ahlak üzerine yaptığı çalışmalarda olduğu gibi bir birliktelik ve bütünlük bulmak mümkün değildir.

Sonraki bölüm: İnsanî İyilik ve İşlev Tartışması

https://plato.stanford.edu/entries/aristotle-ethics kaynağından çevrilmiştir.

Çeviren: Efe Bıkmaz

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir