Aristoteles’in Sanat Anlayışı ve Şiir Sanatı Üstüne

Yazan: Seden POZAN

Giriş

Felsefi düşüncenin gelişiminde ve çağdaş felsefenin oluşumunda önemli bir yere sahip olan Aristoteles, sanat felsefesi ile estetiğin tarihsel gelişim sürecinde etkin rol oynamıştır. Bu çalışmanın amacı, Aristoteles’in de yaptığı gibi, ‘’şiir sanatının kendisinden ve değişik türlerinden, tek tek bu türlerin olanaklarından, sonra da güzel bir yapıtı gerçekleştirebilmek için öykülerin nasıl biçimlendirilmesi’’ gerektiğinden bahsetmektir. ‘’Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri’’ adlı yapıtında Laertios, Aristoteles’in eserleri hakkında bilgi verirken ‘’Şiir Sanatı İncelemesi’’ kitabının iki kitaptan oluştuğunu belirtiyor. Buradan yola çıkarak, Poetika’nın eksik bir metin olduğunu söyleyebiliriz.

Sanat Anlayışı

‘’Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler[…]İnsan ırkı aynı zamanda zanaat ve akıl yürütmeyle yaşar.’’ Aristoteles, kapsamlı bir sanat formu çalışması sundu. Poetika yapıtı da Aristoteles’in sanat anlayışı için en temel kaynaktır. Bu eser aynı zamanda Platon’un, şiir sanatını kınamasına bir cevap niteliğindedir. Edebi analiz açısından Poetika’da Aristoteles, eleştiri ve teori arasında gidip gelir. Eserin MÖ 335 yılında yazıldığı tahmin edilmekle birlikte, hocası Platon’un düşüncelerinden bütünüyle sıyrıldığı bir döneme de ait olduğu söylenilebilir; çünkü şiiri ve ozanı küçümseyen, onları ideal ‘’Devlet’’inden kovmak isteyen Platon’un tersine Aristoteles şiirin ve tragedyanın felsefeye tarihten daha yakın olduğunu söyler. Sanatın bir taklit (mimesis) olduğunu ve bu taklidin, somut şeylerin taklidi; bir olayın, bir eylemin, yaradılışların, kısacası insancıl gerçeklerin taklidi olduğunu söylüyor.

Poetika

Poetika’nın temel amacı, şiir sanatı üzerine bir inceleme olarak tanımlanabilir. O döneme kadar şiir sanatının ve diğer sözlü sanatların da genel olarak bir çözümlemesi ya da analizi yapılmamıştı. Aristoteles’e göre genel olarak şiir sanatını doğuran iki neden vardır ve bunların ikisi de doğal nedenlerdir. Ona göre taklit etme ve taklitten hoşlanma insanın doğasında vardır. Bunun nedeni de insanın öğrenmeden aldığı hazdır. İnsan, taklit edilen nesnenin bilgisini öğrenme isteği ya da kavrama arzusu nedeniyle taklitten haz alır. Öğrenmenin verdiği haz bütün insanlarda mevcuttur. Şiir sanatı da insanın bu temel özelliğinin bir ifadesidir. Harmoni ve ritim içgüdüsü de insanın varoluşsal bir özelliğidir. Yaşamın her bölümünde var olan harmoni ve ritim, insanın yaratılarında ve dolayısıyla anlatılarında da kendine yer bulur.

Katharsis

‘’Katharsis’’ kavramı Poetika adlı eserde bir kez karşımıza çıkar. Aristoteles, Politika adlı yapıtında katharsis kavramını Poetika’da anlattığını söylüyor, oysa bu sözcük yalnızca bir kez
geçiyor kitapta; o halde komedyanın eksik bölümünde katharisle ilgili bir şeyler olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın altıncı bölümünde Aristoteles, ‘’Bu taklit anlatı yoluyla değil, eylem içindeki kişiler tarafından yapılır; uyandırdığı acıma ve korku aracılığıyla da bu türden heyecanların katharsis’ini gerçekleştirir.’’ ifadesini kullanıyor. Burada kavramın tanımını henüz yapmadığını görebiliriz. İlk ikisi psikolojik ve son olarak da edebi olmak üzere üç olası tanımın olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki; ‘katharsis duyguların arınması anlamına gelir.’ İkincisi, ‘katharsis, duyguların açıklanması veya ölçümlemesidir.’ Üçüncüsü de ‘katharsis, dramadaki olaylardır.’ Aristoteles’in kullanımından önce katharsis kavramı çeşitli şekillerde de kullanıldı. Örneğin tıbbi katharsis temizlenme anlamındaydı. (ör. gevşetici ya da sindirim sisteminini temizleyen) Politika’nın sekizinci kitabında da katharsis kavramı ‘’…müziğin bir tek yarar değil, birçok yararlar sağlayacak bir bicimde kullanılması gerektiğini söylüyoruz; örneğin, eğitim ve arındırma (katharsis) amaçlarıyla, zihinsel bir vakit geçirme yolu olarak, dinlenmek ve gerildikten sonra gevşemek için.’’ şeklinde geçmektedir. Aristoteles burada katharsis’i başka bir niteleme yapmadan kullandığını söyler.

Mimesis

Aristoteles, mimesis kavramını bir sanat kuramı haline getirmiş olsa da Platon’un, bu kavramı ele alış şekli onun mimesis kuramını temellendirmesinde etikli olmuştur. Mimesis’in kelime anlamı, örnek alma aracılığı ile bir şeyi yeniden yapmadır. Kavram, ilk kullanıldığı mimesthai şekliyle taklit etme anlamına gelmekle birlikte dans ile ilgili bir anlamda mimos olarak da kullanılmıştır. Mimesis kavramına aldatma ve sanı anlamlarını yükleyen Platon’dan farklı olarak Aritstoteles’te mimesis, gerçekliğin ve ‘gerçek olan’ bir şeyin taklit yoluyla kopya edilmesi anlamında gelir. Aristoteles, sanata ilişkin görüşlerini farklı eserlerinde birden fazla anlamda açıklamıştır. Poietike, Ross’un da belirtmiş olduğu gibi en genel anlamda, yaşama sanatı ve bilime karşıt olarak yararlı ve güzel sanatları içine alır. Poetika’da ise o, daha dar bir anlama sahiptir. O, güzel sanatlarla ‘’eşkaplam’’lı olan taklit türüne aittir; ama tek başına bu türün tamamını teşkil etmez. Tragedyadan bahsederken, ‘’Felsefeye tarihten daha yakındır tragedya.’’ diyor Aristoteles. Ortak özellikleri taklit olan tragedya ve komedyanın da birbirlerinden ayrıldıkları yerler olduğunu söylüyor. Ona göre birbirlerinden üç bakımdan ayrılırlar: Ya farklı nesneleri taklit eder ve farklı araçlarla taklit eder ya da farklı biçimde, farklı bir yöntemle taklit ederler. Buradan da renk ve biçimle taklit eden sanatlar ile sesle taklit eden sanatlar arasında bir ayrım yaptığını söyleyebiliriz. Aristoteles, Poetika’da daha sonra komedyadan, tragedyadan, olay düzeninin nasıl olması gerektiğinden ve öykünün birliğinden bahseder. Aristoteles, genel olarak şiir sanatı gibi tragedyayı da aklın perspektifinden değil de anlama yetisinin perspektifinden ele alır. Anlama yetisinin perspektifinden değerlendirildiğinde Aristoteles aslında tragedyanın en yüksek eşsiz halini yetkin biçimde tanımlar.

Sonuç

Aristoteles’e göre sanat bir taklit, ‘mimesis’tir. Sanatçı doğa unsurlarını, insan ilişkilerini, hem olanı hem de olabilir olanı yansıtır. Sanatçı nesneyi, yani gördüğü maddeyi yorumlayarak yansıtır. Sanatçı salt bir taklitçi değildir. Bu anlamda Aristoteles, sanatın sadece bir taklit olmadığını, onu aşan ve insana ait bir eylem olduğunu dile getirir. Ama bunun yanında da gerçeklikten bağını tümüyle koparmaz. Çünkü sanatçının ortaya koyduğu ürünün benzerlerini doğada görmemiz mümkündür ya da olabilir düzeydedir. Platon, sanatı sadece basit bir kopya ya da ideaların sönük bir yansıması olarak görürken Aristoteles, sanatı daha geniş bir çerçevede ele alarak bütün yönleriyle incelemiş ve ileri sürdüğü düşünceler birçok sanat kuramında etkili olmuştur.

KAYNAKÇA

Aristoteles, Poetika, Çev. Samih Rifat, (Can Yayınları, 2016)
Aristoteles, Politika, Çev. Mete Tuncay, (Remzi Kitabevi, 1993)
Fuhrmann, M., Nachwort zu seiner Übersetzung der Poetik, (Reklam, 1994)
Ross, D., Aristoteles, Çev. Ahmet Arslan, (Kabalcı Yayınevi, 2011)
Schelling, F. W. J., Sanat Felsefesi, Çev. Merve Ertene & Serhat Arslan
Tunalı, İ., Grek Estetik’i, (Remzi Kitabevi, 1996)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir