AŞKIN VE ACININ KADINI: FRİDA KAHLO VE TABLOLARI

indir (1).jpg

 

Doğum tarihi belli olmayan Frida bir rivayete göre aslında 6 Temmuz 1907 yılında doğmuştur ancak ülkesindeki savaşın bir devrimle bitmesinden ötürü doğum gününü 7 Temmuz 1910 olarak kabul etmiştir. Bu sebepledir ki Frida kendisine “Ben bir devrimle doğdum ve o devrimin kızıyım” der.

Kırk yedi yıllık ömrüne yüz kırk üç tablo, bitmeyen aşk ve haddinden fazla acı sığdıran Frida’nın ilk hastalığı altı yaşında geçirdiği çocuk felci ile dokuz ay yatağa hapsolmasıdır. Bu durumu ileride “Her şey sağ bacakta, kastan ayağa doğru yayılan, korkunç bir ağrıyla başladı” şeklinde anlatmıştır. Tüm acının başlangıcı olan bu durumun ardından yıllar geçmiştir ve Ulusal Hazırlık Okulu’na giderken ilk aşkı Alejandro ile tanışmıştır. Oysa ki başlarda o en iyi dostuydu. Alejandro ile otobüse binerler ve otobüse tren çarpar. Her parça farklı yöne dağılırken Frida çıplaktı, kan ve yaldızlarla kaplıydı. Kazadan sonra kendine geldiğinde Frida bu kazayı; “Çarpışma bizi öne fırlattı, kılıç boğayı nasıl delip geçerse tutunduğumuz demir vücudumu öyle delip geçti. Korkunç kanamayı gören bir adam beni yerden kaldırdı, Kızılhaç gelene kadar bir bilardo masasına yatırdı. Bekaretimi kaybettim, böbreğim işlevini yitirdi çiş yapamaz oldum, en çok da omurgamdan dertliydim.” Şeklinde anlatmıştır. Otuz beş kırıkla ameliyata alınan Frida’nın bedeninden doktorlara göre pek umut yoktur ancak acının kadını gücünü burada da gösterip hayata meydan okumuştur.

Çok sancılı geçirdiği bu süreci;  “Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam” diyerek özetlemiştir. Biricik aşkı Alejandro’da bu kazadan sonra ülkeyi terketmiştir ve Frida’nın mektuplarına cevap vermemiştir. Yatağa mahkum olduğu zamanlarda babası Frida’nın önemli destekçilerinden biri olmuştur. Yatağının tavanına ayna asıp onun için yatağında resim yapmasını sağlayacak ekipmanlar almıştır. Yatakta geçen aşağı yukarı iki yıllık sürecin sonunda Frida artık yavaş yavaş toparlanmaya başlayıp iş aramaya başlamıştır. Komünist Parti’ye katılan Frida orada hayatında devrim olacak insan Meksika’nın önemli ressamlarından biri Diego Rivera’yla tanışmıştır. İleri ki zamanlarda Diego ile aşk yaşamaya başlayan Frida’ya en çok karşı çıkan kişi annesi olmuştur. Ve nikahlarına da ailesinden sadece babası katılmıştır.

Diego, Frida’ya resim ve teknikler konusunda birçok şey katmıştır. Ancak aşkları adeta medcezir misali inişli çıkışlıdır ve birbirleriyle evliyken başkalarıyla olmaktan kendilerini alıkoyamamışlardır. Frida, işleri ve diğer sebeplerden eve gelmeyen Diego’nun yokluğunda yaşadığı yalnızlığı şu sözlerle ifade etmiştir;

“Gecelerim, çarpan kocaman bir yürek gibi.

Saat üç buçuk.

Gecelerim aysız. Gecelerim pencereden süzülen gri ışığa gözünü kırpmadan bakıyor. Gecelerim ağlıyor, yastığım nemli ve soğuk. Gecelerim uzun, upuzun ve sürekli belirsiz bir sona doğru uzanıyor. Seni arıyorum, yanımdaki dev bedenini, soluğunu, kokunu arıyorum. Gecelerim, “Boşluk” yanıtını veriyor; gecelerim beni üşütüyor ve yalnızlıkla dolu. Bir temas noktası arıyorum: Tenini arıyorum. Neredesin? Neredesin? Dönüp duruyorum, yanağım nemli yastığa, ıslak saçlarım şakaklarıma yapışıyor. Burada olmaman mümkün değil. Kafam serseri serseri dolaşıyor, düşüncelerim gidip geliyor ve parçalanıyor, bedenim artık anlamak istemiyor. Bedenim seni istiyor. Bedenim, şu sakat külçe, senin sıcaklığında bir an için kendini unutmak istiyor, bir kaç saatlik dinginliğe çağırıyor. Gecelerim paçavraya dönmüş bir yürek. Gecelerim sana bakmak, ellerimle bedeninin her kıvrımını izlemek, yüzünü bulup okşamak istediğimi biliyor. Gecelerim, senin yokluğundan dolayı soluğumu kesiyor. Gecelerim seni çağırmak istiyor ama sesleri çıkmıyor. Yine de seni çağırmak, sana kavuşmak, bir an için sana sarılmak ve katleden zamanı unutmak istiyor gecelerim. Bedenim anlayamıyor. Tıpkı benim gibi bedenimin de sana ihtiyacı var, belki de onunla ben biriz. Bedenimin sana ihtiyacı var, çoğu zaman beni sen tedavi etmişsindir. Gecelerim, teni hissetmeyene kadar kazınıyor, sonunda duygu maddesel tözden arınarak daha güçlü, daha keskin bir hale geliyor. Gecelerim beni aşkla tutuşturuyor.

Saat üç buçuk.”

Doktorların hamile kalmamalısın sözüne karşı Frida hamile kalır ve bebek üç aylıkken düşük yapar. Bir müddet Diego’nun işi münasebetiyle Amerika’da yaşayan çift,  bir süre sonra Meksika’ya geri döner bu duruma çok sevinen Frida’nın sevinmesinin uzun sürmesine izin verilmemiştir. Kocasından boşanan ablası ile biricik aşkı Diego’nun kendisini aldattığını öğrenir. Uzun bir süre ayrı yaşayan çiftimiz bir süre sonra tekrar birleşir ve bu kez çocuklarının olmamasını kabul edip yuvalarını hayvanlarla doldururlar bu yüzdendir ki Frida’nın tablolarında sıkça hayvan figürlerine rastlarız.  

Acı dolu hayat Frida’nın peşini bir türlü bırakmamıştır ancak New York’ta ki resim sergisinden sonra bir nebze de olsa mutlu olan Frida ömrünün son zamanlarında en büyük hayali olan Meksika’da resim sergisi açma isteğini doktorların yatağından çıkarsan ölürsün sözlerine inat “Uçmak için kanatlarım olduğuna göre ayakları ne yapayım” diyerek sergisini açmış ve yatağından çıkmadan sergisine kamyonla gitmiştir.

Hayat enerjisi hiçbir şekilde bitmeyen Frida yaptığı son resim olan boy boy kırmızı karpuzların üstüne ‘Yaşasın Hayat’ cümlesini yazmayı elbette ki unutmadı. Kırk yedi yıllık ömrümde ölmeden önce günlüğüne yazdığı son sözler ise bugün hala bizlerin içine o yaşadığı acıların ölümle biteceğinin umudunu göstermektedir. ‘Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umuyorum.’

Bunca acının aşkın ve hayatın içinde Frida’nın o muhteşem tablolarına bir bakalım:

 

  • İlk aşk Alejandro… Frida 1928 yılında mektuplarına dahi cevap vermeyen Alejandro’ya bu resmi çizmiştir ve  “Çünkü beni terk ettiğin şu anda, seni her zamankinden çok seviyorum…” diyerek aslında onu o sevmese de hala çok sevdiğini belirtmiştir.

b9f9edf23c43f7af339a33b19b26fd2f--frida-kahlo-portraits

 

  • Geçirdiği kaza sonucu çelik yelekle ve yatağa mahkum olduğu sıralarda “Kırık Sütun” olarak tanımladığı kendini resmetmiştir. Ve o günlerini “Ağlamaktan başka hiçbir şey yapamıyorum, hatta bazen ağlayamıyorum bile” diyerek özetlemiştir.

tumblr_inline_o5ono6Qa1m1saeenn_500

 

  • Kocası, arkadaşı, Diego’su… Bu resim Frida’nın Diego’ya aşkının resmidir adeta. Alnının ortasına yerleştirdiği Diego onun her zaman aklında olduğunun bir habercisidir ve saçları boynuna dolanmıştır, onu boğar gibi. Resimde Frida ağlamaktadır ve Diego’nun alnının ortasındaki üçüncü göz ise Diego’nun başka kadınlarla ilişkisine gönderme olabilir. Frida, Diego ile yaşadıklarını “There have been two great accident in my life. One was the trolley, and the other was Diego. Diego was by far the worst.” yani “Hayatımda iki büyük kaza oldu. Biri tramvay, diğeri ise Diego. Diego çok kötüydü.” Diyerek ondan ne denli etkilendiğini vurgulamıştır.

frida-kahlo-diego-and-i

 

 

 

  • Frida Kahlo’nun rahmi ve yumurtalıkları geçirdiği trafik kazası sonucu çok hasar görmüştür. Bunun sonucunda hamile kalması çok riskli olduğu gibi doğum yapabilme ihtimali çok düşüktür. Evlilikleri boyunca iki kez hamile kalan Frida iki bebeğini de doğuramamıştır. Ve Diego’ya “Bir tek senin çocuğunu doğurmak istedim. Ah Diego’m… Bu paramparça rahmimden nefret ettim, bebeğimizi tutamayınca. Söküp atmak istedim rahmimi. Sana çocuk doğurmayı beceremeyen bir organı taşımak yük oldu bana.” Demiştir. Frida’nın en büyük özlemidir doğuramadığı çocukları…

 

frida-kahlo-nun-birbirinden-guzel-7-eseri-ve-hikayesi-69297-1

 

  • Frida’nin taımıyla Frida kendisini doğuran bir kişi’dir. Gerçekten de çizdiği resimlerle adeta yeniden doğmuştur. Bu resimde kendi kendini doğurduğunu ve içine doğduğu, mahkumu olduğu hayatı değil, keşfettiği, içinde yaşadığı ve hayal ettiği bir hayatı yaşamıştır.

 

meksika_frida-kahlo-my-birth-1932

 

  • Frida, Diego ile çok büyük bir aşk yaşamıştır, fakat bu büyük aşk aynı zaman da büyük ayrılıklarla doludur. Girdiği bunalım sonucu tüm saçlarını kesmiştir. Saçlarını kesmesine sebep olan, bardağı taşıran son damla ve bu resmin mimarı olan olay Diego’nun Fridayı öz ablasıyla aldatması olmuştur. Ve bir mektubunda Frida, Diego’ya;

“Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim. Bencil olduğun için vazgeçtim. Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem  için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.” demiştir.

 

frida-kahlo8-620x673

 

  • Frida deyince akla gelen ilk isim Diego Rivera’dır. Ne yaparsa yapsa ona duyduğu aşktan vazgeçmedi Frida. Annesinin onay vermemesine dahi aldırmayıp onunla evlenmeye karar vermiştir ve bu kararından ötürü de insanların kendisini anlayamadığını; “Senin çirkin olduğunu söyleyen annemden nefret ettim. Sana benim gibi bakamayan herkesten. Senin güzelliğini görememelerini anlayamadım hiç…” diyerek anlatmıştır. Frida bu eserinde de büyük aşkı Diego’su ile düğün günlerini resmetmiştir.

 

frida-kahlo7-305x389.jpg

 

  • Ağaçlarla kaplı bu ormanda oklarla vurulan Frida ve ileriye baktığımızda gördüğümüz gök ile denizin birleşimi tüm her şeye rağmen o ormandan çıkıp denize, ve özgürlüğe kavuşma umudunun varlığının habercisi…

 

tumblr_inline_o5onrhQUc71saeenn_500

KAYNAKÇA: AŞK VE ACI – RAUDA JAMIS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir