Balenin Tarihçesi

Bale, genel olarak tiyatral gösteri olarak tanımlanan; müzik, duygu, hikaye, dekor gibi sahne faktörlerini de içine alarak genişletilen bir gösteri/ dans çeşididir. Dünyanın en eski danslarından biri olarak kabul edilen bale dansı, İtalyanca “dans” anlamına gelen “ballo” ya da “balletto” sözcüğünden türetilmiştir.Balenin tarihi, eski uygarlıkların dinsel inançlarına ve ayinlerine dayanmaktadır.

Doğa olayları karşısında ruhlarında ortaya çıkan tepkileri tek veya topluca yaptıkları uyumlu el, ayak vb. vücut hareketleriyle belli etmeye çalışan ilk çağın insanı; bu olaylardan kendilerine zarar verenlere karşı öfke, kızgınlık, hiddet, iyilik getirenlere karşı minnet, sevgi, şükran duygularını değişik hareketler eşliğinde yaptıkları ilkel danslarla gösterirlerdi.

İlk bale parçaları eski Yunan ve Roma efsanelerini işlerken, Romantik Çağ’da halk geleneklerine de bu dansta yer verilmeye başlandıBaşlangıçta ağır giysilerle sahneye çıkan bale oyuncuları XIX. yüzyılda daha hafif ve rahat giysilerle dans etmenin kolaylığını fark edildi. Danslarında daha hafif ve rahat kıyafetler giymeye başladılar ve bu giyim tarzı balenin simgesi durumuna geldi.Fransa ve İtalya’da başlayan bale sanatı daha sonraları başka ülkelere yayılmaya başladı ve en büyük gelişmeyi de Rusya’da gösterdi.Önceleri serflerden seçilen dansçılar saraya alındılar.

Fransa’da IV. Henry tarafından desteklenen bale tüm Avrupa’ya, oradan da 16. ve 17. yüzyılın sonlarında da Danimarka ve İsveç’e kadar yayılmıştır.1581 yılının sonbaharında, IV. Henri zamanında, Fransız kraliçesi Loise’in kız kardeşi, Joyeuse dükü ile evlenecekti. Kralın annesi bu düğünün uzun yıllar unutulmayacak bir festival haline getirilmesini istedi. Zamanın ünlü müzisyeni ve dans ustası Baltazarini di Belgioioso’ya organizasyon görevini verdi. O da ana kraliçeyi hayal kırıklığına uğratmadı.

Louvre sarayında sahnelenen ve altı saat süren ‘Ballet comique de la Reine’ isimli pantomim şiir, dans karışımı eser dans tarihçileri tarafından balenin doğum tarihi olarak kabul edilir. Balenin altın çağı kendisi de iyi bir dansçı olan XIV. Louis döneminde başlamıştır. Bu döneme kadar halk tarafından dans edilirken bir kez profesyonel dansçılar kostüm maske ve peruklar kullanarak dans etmeye başlamışlardır.18. yüzyılda bale tamamen kendini opera sanatından soyutlayarak özgür bir sanat formuna kavuşmuştur. Bunun da tohumları George Noverre trafından atılmış ve bugün sahnede gördüğümüz bale sanatı onun koyduğu kurallar üzerine kurulmuştur.18. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’ya ulaşan bale St.Petersburg’da Petipa ve Saint-Leon ile hayat bularak gelişmiş ve bugün hala sahnelenen Uyuyan Güzel Balesi, Fındıkkıran Balesi ve Kuğu Gölü Balesi gibi tanınmış eserler buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Kaynakçalar

1-)http://gencyesilayksy.blogspot.com.tr/2016/10/balenin-tarihcesi-ve-turkiyede-bale.html?m=1

2-)https://www.baleakademi.com.tr/dunyanin-en-koklu-dansi-balenin-tarihi-ve-cesitleri/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir