BİRÇOK ŞİİRDEN ÖRÜLMÜŞ TEK BİR ŞİİR; ÇİMEN YAPRAKLARI

 

Walt Whitman, 31 Mayıs 1819’da Long Island’ın West Hills bölgesindeki bir çiftlikte doğdu. Babası Walter Whitman, ekmeğini taştan çıkaran, devrimci gazeteleri okuyan, ileri görüşlü bir insandı. Walt beş yaşına geldiği zaman, babası Brooklyn’de marangozluk etmeye başladığı için ailecek oraya gittiler. Şairin çocukluğu Long Island’da, New York’ta, Brooklyn’de geçti.
On bir yaşında geçimini sağlamak için okuldan ayrılmak durumunda kaldı. Büyük bir sanatçıya gerekli olan bilgileri kitaplardan, dünya görüşünü, yaşam anlayışını ise insanlardan edindi. Pek çok arkadaşı vardı. New York’taki şoförlerin, biletçilerin, kaptanların çoğunu tanır, onlarla birlikte dolaşıp dururdu.

”Yoldan geçen yabancı! Sana nasıl istekle baktığımı bilemezsin,
Sen aradığım erkeksin, ya da aradığım kadın, (sanki bir düş görüyorum.)
Bir yerde tatlı bir yaşam geçirmiş olacağız seninle.”

-Bir Yabancıya-

Okuldan ayrılınca yazıhanelerin ayak işlerinde ve basımevlerinde çırak olarak çalıştı. On altı yaşına geldiğinde usta olmuştu artık. Derken yazarlığa başladı ve bu alanda büyük bir başarı gösterdi. Daha yirmi yaşında idi taşra gazetelerinden birini çıkarmaya başladığında. Tek yazarı olduğu bu gazeteyi, kendi basıp kendi dağıtıyordu. Gazeteciliği pek ateşli olup, seçim kampanyalarına katılır, zehir gibi yazılar yazar, üstelik orada burada söylevler verirdi. 1846’da Daily Eagle’a başyazar oldu.

”Ne düşünüyordun kendin için?
Sen misin yoksa kendini küçümseyen?
Sen misin Başkan’ın senden daha büyük olduğunu düşünen?
Ya da varlıkların senden daha iyi olduğunu?
Ya da okumuşların senden daha akıllı olduğunu?”

-Uğraş Üzerine Bir Şarkı-

Daily Eagle’da çalıştığı süre boyunca çeşitli konuları ele alan ilgi çekici yazılar yazdı. Bir yandan kadın işçilere daha az para veren patronlara çatarken bir yandan da okullarda dayağın yasak edilmesi için savaşıyordu. Köle ticaretine karşı ağır yasaların çıkarılmasını istiyor bu işi doğrudan doğruya Amerikan halkının davası olduğunu ileri sürüyordu. En kötü koşullarda yaşayan insanların oturdukları yerlere, mahkemelere, hastanelere, politika toplantılarına gidip her şeyi yakından görüyordu.

”Bir erkek vücudu açık artırılmaya çıkarılmış,
(Savaştan önce, sık sık köle pazarına gider, satışları izlerdim de,)
Yardım ediyorum satıcıya, herif işini hiç bilmiyor.
Baylar, şu akıl almaz şeye bakın,
Ne kadar artırırsanız artırın, onun değerini karşılayamazsınız.
Bu tek bir insan değil, bu bir baba, oğulları da sırası gelince baba olacaklar,
Onun içinde kalabalık devletlerin, zengin cumhuriyetlerin başlangıcı saklı.’
‘Bir kadın vücudu açık artırmaya çıkarılmış,
O da yalnızca kendisi değil, bereketli anası anaların,
Erkekler getirecek bize, büyüyüp analara koca olacak erkekler.
Siz hiçbir kadın vücudu sevdiniz mi?
Siz hiçbir erkek vücudu sevdiniz mi?
Görmüyor musunuz bunların tıpatıp aynı olduğunu,
Bütün uluslarda, bütün çağlarda, bütün dünyada?
Kutsallık varsa en başta insan vücudu kutsaldır.”

-Elektrikli Vücudun Şarkısını Söylüyorum-

diyerek bizlere kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik olmadığını defalarca vurgulamıştır.
Walt Whitman’ın kölelik üzerine yazdıkları gerçekten ilgi çekicidir. Hele o günlerde yazıp da bastıramadığı iki yapıtı, Anti-Slavery Notes ile The Eighteenth Presidency yaklaşmakta olan iç savaşın habercisi gibidirler. İnsan onları okurken, ister istemez Abraham Lincoln’u hatırlar. Walt Wahitman sanki öyle bir Başkan’ın geleceğini biliyormuş, sanki o acıklı kardeş kavgasının kaçınılmaz olduğunu görüyormuş gibi: ‘Sözle, yazıyla, eğer gerekirse kurşunla, kılıçla,’ diye haykırıyor, kölelik kalkmadıkça Amerikan halkının rahata kavuşamayacağını anlatmaya çalışıyor; ‘Köleliği savunan bir insan, köleden de beterdir,’ diyordu.

”Bana ver, ey Tanrı, bu düşüncenin anlatılmasını,
Senin bütünlüğüne karşı o sönmez inancı bana ver,
Başka ne esirgersen esirge bizden,
Zaman ve mekânda gizlenen, seni yaratma inancını,
Evrensel olan sağlığı, barışı, bağışlamayı esirgeme.
Bu bir düş mü?
Hayır, aslında bunun eksikliği bir düş,
Ve bunun ötesinde yaşamın bilgisi, zenginliği bir düş,
Ve bütün dünya bir düş.”

-Evrenselin Şarkısı-

Whitman ilk şiirlerini 1847’de Daily Eagle’da çalıştığı sırada yazmıştı. Yaşadığı topraklardaki özgürlüğü, demokrasiyi şiir diline geçirmek, insana verilen değeri belirtmek istiyordu. 1850’de New York Tribune’de yazdığı şiirleri doğrudan doğruya gündelik politika üzerinedir. Sonra birkaç yıl gazetecilikten uzaklaşarak geçimini babasının yanında çalışarak sağladı. Boş zamanlarında halkın arasına karışır, caddelerde arabaların üzerine çıkarak çevresini gözlemler ve insanlara karşı dayanılmaz bir yakınlık duyardı. Gördüklerini, içinden geçenleri anlatmak için eski biçimler yetmiyor, genç şair boşalmak, içindeki şiiri sözcüklere dökmek amacıyla o yeni biçimin sancılarını çekiyordu.

1855 yılının 4 Temmuz günü, New York’ta Broadway’deki küçük bir kitapçıda koyu yeşil yapraklı bir kitap göründü. Doksan dört sayfalık ince bir kitap ama enine boyuna koca bir kitap. Çimen Yaprakları’nın (Leaves of Grass) ilk baskısı. Bugün Çimen Yaprakları deyince elimize verilen 450 sayfalık kitabın ancak bir çekirdeği olan o ilk baskıyı Whitman iki arkadaşıyla birlikte Brooklyn’de, küçük bir basımevinde hazırladı. Önce New York Tribune’de bir ilan verdi sonra da kitapları bir çuvala doldurup sırtına vurdu, kitabevlerine dağıttı. Bin tane basılmış olan kitap, şairin söylediğine göre bir tane bile satılmadı. Çimen Yaprakları şairin yaşadığı günlerde on kere basılmış, ilk yedisini kendisi son üçünü kitapçılar yayımlamıştır. Şair her baskıda yapıta bir yandan yeni şiirler katar, diğer yandan da eski şiirlerini düzeltirdi. Kitap bugünkü biçimini sekizinci baskıda almıştır. Eleştirmenlere, tanınmış sanatçılara yolladığı kitaplar ise, Çimen Yaprakları’nı yeren, hakkında ağır yazılar yazılmasına sebep olan cevaplar niteliğinde geri döndü. Londra’da çıkan Critic, şairi şu sözcüklerle tanıttı: ‘Bir domuz matematikten ne kadar uzaksa, Walt Whitman’da sanattan o denli uzak.’ Amerika’nın ünlü şairlerinden John Greenleaf Whittier, kitabı pencereden fırlatıp atmış olduğunu açıkladı. Koca şapkalı, yakası bağrı açık, herhangi bir adam, marangoz… Bu kılıkta bir adam şiir yazamazdı. Bu düşünceler yapıtın başında Whitman’ın resmine kıyasla söyleniyordu. Çimen Yaprakları’nın güzelliğini yalnız bir kişi, Ralph Waldo Emerson görebildi. Whitman’a yazdığı mektupta şöyle diyordu: ‘Amerika’nın bugüne kadar düşünce alanında vermiş olduğu yapıtların en güzelini yaratmışsınız. Şiirlerinizi okurken mutluluk duydum. Bağımsız, cesur düşünceleriniz ile övünebilirsiniz. Büyük sanata giden yolunuzun başında sizi selamlarım.’ Çağın en büyük sanatçısından gelen bu mektup şairin çalışmalarına hız vermesine sebep oldu.

Derken 1861 yılı gelip çattı. Silahlı yıl-kavga yılı. Whitman’ın kişiliğine, sanatına İç Savaş’ın etkisi oldukça büyük olmuştur. Ona göre bir ulus yarı köle yarı özgür olamazdı, ileri kapitalizm ile geri derebeylik bir arada yaşayamazdı. Savaşa bir er olarak değil hasta bakıcı olarak katıldı. New York’taki Broadway Hastanesi’nde çalışıyor, yaralı erleri sevgisi ile yaşama bağlıyordu. Elli binden fazla erin yardımına koştuğu söylenir. Kendi kazandığını, eline geçen tüm parayı bu yolda harcıyordu. Sonunda sağlığını da bu yolda harcadı ve savaş bittiğinde o da yaralı bir er gibiydi.

”Acıları bir giysi gibi geçiriyorum üstüme,
Yaralı insana nasıl olduğunu sormuyorum,
Ben kendim yaralı insan oluyorum onu görünce,
Şöyle arkama yaslanıp bakıyorum, yaralarım kara kara,
Çürük rengi yaralarım.”

-Kendi Şarkım-

1865’te Drum-Taps adlı bir kitap yayımladı. İnsanoğluna bakarken sevgide içi titreyen, iyi çocukları severken kötü çocukları da seven, barışa candan bağlı bir şairin şarkıları. O günlerde fazla ilgi görmemiş bu şiirler günümüzde dünya savaş edebiyatının en güzel örneklerini oluşturur. Şair Drum-Taps’ı sonradan ayrı bir bölüm olarak Çimen Yaprakları’na sokmuştur.
Walt Whitman yaşamının en büyük acısını 14 Nisan 1865’te bir tiyatro locasında öldürülen Abraham Lincoln’un öldürülmesiyle tatmıştır. En güvendiği, en sevdiği insanın ölümüne yeryüzünün en güzel ağıtlarından birini söyledi. Çimen Yaprakları’nın Başkan Lincoln’un anısına ayrılmış bölümünde birbirinden güzel dört şiir vardır.

”Gecede ağıtlar, güçle, ağırbaşlılıkla yükselen binlerce ses,
Üzgün sesler, ağıtlarıyla tabutu saran, kucaklayan,
Alacakaranlık kiliseler, tüyleri ürperten org sesleri
Bunların arasında yol alıyorsun,
Çanlar sürekli çalıyor,
Al, yavaşça geçen tabut,
Kırılmış leylak dalını sana veriyorum.”

-Ön Bahçede Leylaklar Son Açtığında-

1873’te Walt Whitman’a inme indi. Kısa sürede iyileşse de artık çalışacak durumda değildi. Washington’daki işini bırakıp New Jersey’e, Camden’e gitti. Yaşamının son on dokuz yılını orada geçirdi. Son günlerinde kendi memleketinde değilse bile Avrupa’da iyice tanınan, sevilen bir şair olmuştu. Şiirlerinin çoğu Almanca’ya çevrildi. 26 Mart 1892’de öldüğü zaman yapıtını tamamlamış, son şarkılarını söylemiş bir insandı artık.

”Her türlü değişikliğin tadına varıyorum, girdiğim bütün kalıpları seviyorum,
Yenileri bekliyor beni kuşkusuz,
Bilinmeyen bir küre, umduğumdan çok daha gerçek, çok daha yakın,
Uyandırıcı ışıklar salıyorum çevreme,
Hoşça kalın!
Söylediklerimi unutmayın,
Gene geri dönerim, belki bir gün,
Sizi seviyorum, yalnızca maddeden ayrılıyorum,
Bedeninden çıkıp gitmiş bir insanım,
Başarıya ermiş, ölmüş bir insan.”

-Hoşça Kalın-

Walt Whitman memleketine, ulusuna hayrandı. Bütün soyların birleşmesiyle ortaya çıkmış, yepyeni bir soy olarak karşılardı onu. Gençliğinde yazmış olduğu şiirlerinden birinde şöyle söyler: ‘Sadece Amerika’nın şarkısını söylüyorum, yeryüzünün öbür topraklarına karşı…’ Memleketini bu denli seven bir insanın, kısa zamanda uluslararası bir barışa yol alması ve kollarını tüm dünyaya açması beklenen bir şey olmuştur. Bu nedenler Whitman’ın başka topraklarda yaşayan insanlar için yazdığı şiirler garipsenmemelidir. Ona göre insanlık sevgisi ile ulus sevgisi birbirini tamamlayan şeylerdir. ‘Ulusuna yâr olmayan bir kimse insanlığa da yâr olmaz derler.’ Bu söz aksine şöyle de söylenebilir; ‘İnsanlığa yâr olmayan kimse ulusuna da yâr olamaz.’ Whitman artık bu gerçeği anlamıştı. İnsanlık sevgisi ile yoğrulmamış bir ulus sevgisi düşünülemez.

 

Demet TAŞTEMİR

 

Kaynakça

Whitman, Walt (2016). Çimen Yaprakları. II. Baskı. İstanbul; Sel Yayıncılık. Çev. Memet Fuat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir