Site Loader

Birinci Cihan Harbi, 1914’de arşidük* Franz Ferdinand’ın öldürülmesi ile başlayıp 1918’e kadar sürmüştür. Savaş boyunca Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu (İttifak Kuvvetleri); Büyük Britanya, Fransa, Rusya, İtalya, Romanya, ABD (Müttefik Devletler)’ye karşı savaşmıştır. Yeni askeri teknolojiler ve yoğun siper savaşları nedeniyle Birinci Dünya Savaşı sırasında emsalsiz düzeyde katliam ve tahribat meydana gelmiştir. Savaş bittiğinde ve müttefikler zafere ulaştığında 16 milyondan fazla sivil ve askerin hayatı son bulmuştur.

Arşidük Franz Ferdinand

Gerilim Avrupa içerisinde giderek artmıştı -özellikle de Avrupa’nın güneydoğusunda bulunan ve hâlihazırda problemli Balkan bölgesinde- aslında Birinci Cihan Harbi yıllar önce zaten başlamıştı.

Balkanlar’da Osmanlı, Rusya ve diğer ülkeleri de dahil eden anlaşmalar mevcuttu fakat bölgedeki siyasi istikrarsızlık (özellikle Bosna, Sırbistan ve Hersek arasında) bu anlaşmaların iptali için bir tehdit idi.

Birinci Cihan Harbi’ni ateşleyen kıvılcım 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan veliahdı Franz Ferdinand ve eşi Sophie’nin bir Sırp milliyetçisi olan Garvrito Princip tarafından vurularak öldürülmesiydi.

Franz Ferdinand suikastı süratle artan olaylar zincirini araladı: Avusturya-Macaristan birçok ülkede olduğu gibi bu saldırı nedeniyle Sırp yönetimini suçladı ve bu meseleyi Sırp milliyetçiliği sorununu sonsuza dek halletmek için bir gerekçe olarak kullanmayı umdu.

Kayzer** WILHELM II

Avusturya-Macaristan, kuvvetli Rusya’nın Sırbistan’ı desteklemesi nedeniyle savaş ilan etmek için Alman Kayzeri İkinici Wilheim’den savaş nedenlerini destekleyen bir güvence alana kadar bekledi. Avusturya-Macaristan lideri Rusya, Fransa ve hatta Büyük Britanya’yı da içeren bir Rus müdahalesinden çekiniyordu.

5 Haziran’da Kayzer Wilheim herhangi bir savaş durumunda Almanya’nın desteğini garanti ederek Avusturya-Macaristan’a sözde bir açık çek veyahut ‘’tam yetki’’ verdi. Daha sonra Avusturya-Macaristan ikili monarşisi, Sırbistan’a çok sert sözler ve terimler içeren, kabul edilmesi neredeyse imkânsız bir ültimatom verdi.

Ve Birinci Dünya Savaşı Başlar…

Avusturya-Macaristan savaşa hazırlanıyordu. Derhal Sırp ordusuna seferberlik emri verildi ve Rusya’nın yardımı da talep edildi. 28 Haziran günü Avusturya-Macaristan Sırbistan’a savaş ilan etti ve Avrupa’nın muhteşem güçleri arasındaki huzur bir anda bozuldu.

Bir hafta içerisinde Rusya, Belçika, Fransa, Büyük Britanya ve Sırbistan; Avusturya-Macaristan ve Almanya’ya karşı birleştiler ve Birinci Dünya Savaşı resmen başladı.

BATI CEPHESİ

Saldırgan Schlieffen Askeri Strateji Planı’na göre (adını fikir babası Mareşal Alfred von Schlieffen’dan alır.) Almanya savaşa iki cephede başlar; batı cephesinde tarafsız Belçika içerisinden Fransa’yı istila ederek, doğuda ise Rusya’nın üstüne giderek. 4 Ağustos 1914’te Alman birlikleri Belçika sınırına hareket etti. 15 Ağustos tarihinde çok iyi tahkim edilmiş bir şehir olan Liege’ye almak için cephanelerindeki en güçlü silahlarla -bunlar ağır kuşatma topları idi- saldırdılar. Arkalarında ölüm, tahribat ve sivil direnişi başlatmakta suçlanan bir rahibin de idamıyla Belçika içlerinden Fransa’ya doğru ilerliyorlardı.

Marne***’de İlk Savaş

6-9 Eylül 1914 tarihlerinde ilk savaş alanı Marne’de İngiliz ve Fransız güçleri Fransa’nın kuzeydoğusuna Paris’in yaklaşık 48 km derinine kadar nüfuz etmiş olan Alman ordusu ile karşı karşıya geldi. Müttefik kuvvetler Alman saldırılarını kontrol altına aldıktan sonra başarılı bir karşı saldırı başlatıp Alman ordusunu Aisne Nehri’nin kuzeyine kadar geri çekilmeye zorladı.

Bu bozgun Almanların Fransa’da planladığı çabuk zaferin sonu anlamına geliyordu. Her iki taraf da siperler kazdı ve batı cephesinde 3 yıldan fazla sürecek berbat bir yıpratma savaşı başlıyordu. Özellikle en uzun ve maliyetli savaşlar Verdun (Şubat-Aralık 1916) ve Somme savaşında veriliyordu. Öyle ki Alman ve Fransız birlikleri sadece Verdun’da bir milyona yakın kayıp vermişlerdir.

Batı cephesindeki savaş alanlarında yaşanan katliamlar savaş sonrası Erich Maria Remarque(Quiet on the Western Front) ve Kanadalı doktor Lieutenant-Colonel John McCrae (şiirleri) gibi burada savaşan askerlerin çeşitli çalışmalarına da yansıdı.

DOĞU CEPHESİ

Birinci dünya savaşının doğu cephesinde Rusya Almanya’nın elinde bulunan Doğu Prusya ve Polonya’ya saldırdı fakat Ağustos 1914’te Tannenberg denilen savaş bölgesinde kısa süreliğine de olsa Alman ve Avusturya kuvvetlerince durduruldu. Bu zafere rağmen Rusya’nın saldırısı Almanları daha sonra Marne Savaşı’nı kaybetmelerine yol açacak olan, batı cephesinden doğuya iki müfreze birliği kaydırma konusunda cesaretlendirdi.

Fransa’daki şiddetli müttefik direnişiyle birlikte, Rusya’nın devasa savaş makinelerini seferber etmesi, Almanların Schlieffen Plan’ında umduğu hızlı zafer yerine daha uzun ve çetin sürecek bir savaşın başlamasına sebep oldu.

RUS İHTİLALİ

1914’ten 1916’ya kadar Rus Ordusu doğu cephesinde Birinci Dünya Savaşı boyunca birçok saldırıda bulundu fakat Kızıl Ordu, Alman hatlarını kırmakta başarılı olamadı.

Savaş meydanındaki zafer, ekonomik istikrarsızlık ve temel yiyeceklerin kıtlığı ile birleşince bu durum Rus nüfusunun da artışıyla özellikle aşırı yoksul işçiler ve köylüler arasında bir hoşnutsuzluğa sebep oldu. Bu yükselen hoşnutsuzluk Çar II. Nikola’nın imparatorluğunu ve onu pek de sevilmeyen Alman doğumlu karısı Alexandra’yı hedef almaktaydı.

Rusya’da kızışan bu istikrarsızlık 1917’de Lenin ve Bolşeviklerin liderliğinde Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandırmasına ve savaştan çekilmesine sebep olan Rus İhtilali’nin patlak vermesine neden oldu.

Rusya 1917 yılının son ayında, Almanya ile bir ateşkes imzalarken, Alman birlikleri batı cephesinde kalan müttefiklerle karşı karşıya gelmek için hazırlanıyordu.

AMERİKA’NIN SAVAŞA GİRMESİ

1914’te savaş patlak verdiğinde Amerika her iki tarafı ekonomi ve ticaret alanlarında destekledi ve savaş süresince Başkan Woodrow Wilson’un tarafsız kalma politikasını uyguladı. Fakat Amerika açısından tarafsızlık, bir Alman denizaltısının masum sivilleri taşıyan bir gemiye saldırmasıyla gittikçe zorlaşıyordu. 1915’te Almanya İngiliz adalarının deniz sahalarını savaş alanı ilan etti ve bir Alman denizaltısı bazı ABD gemisini de içeren yolcu ve ticaret gemilerini batırdı. 1915 yılında Alman denizaltısının Britanya okyanus sularında seyahat eden bir gemiyi -New York’tan Liverpool’a gitmekte olan bu gemide yüzlerce Amerikalı yolcu vardı- batırması nedeniyle çoğalan protesto gösterileri Amerikan kamuoyunun Almanlara karşı birleşmesine neden oldu. 15 Şubat 1915’te ABD Kongre’si ordunun savaşa hazırlanması için 250 milyon dolar içeren bir ödenek tasarısını onayladı. Sonraki aylarda Almanya daha fazla Amerikan ticaret gemisi batırınca Wilson, Almanya’ya savaş ilan etmek için Kongre’yi göreve çağırdı.

GELİBOLU MÜCADELESİ

Birinci Dünya Savaşı Avrupa’yı tam olarak bir çıkmazın içine sokmuştu. Bu sırada İtilaf Devletleri 1914’ün sonlarında savaşa İttifak Devletleri tarafında dahil olan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bir zafer kazanmaya teşebbüs ettiler.

Çanakkale Boğazı’nda –bu boğaz Marmara Denizi’ni Ege Denizi’ne bağlamaktadır- gerçekleşen bozgundan sonra Müttefik Kuvvetler Britanya önderliğinde Gelibolu Yarımadası’na bir kara harekatı başlattı. Bu saldırı başarısızlıklarını kanıtlamış oldu ve müttefikler 250.000 asker zayiat vererek Ocak 1916’da Gelibolu adasındaki yerleşim yerlerinden çekilmek zorunda kaldı.

Biliyor muydunuz?

İngiliz donanmasının ilk amirali olan genç Winston Churchill-Gelibolu bozgunundan sonra tüm yetkilerinden istifa ederek Fransa’daki bir piyade birliğine girdi.

İngiliz öncü kuvvetleri İtalya ve Avusturya kuzeyde, kendi sınırları arasındaki Isonzo Nehri boyunca 12 savaş yaparken Osmanlı birliklerine Mısır ve Mezopotamya’da savaş açtı.

ISONZO SAVAŞI

Birinci Isonzo savaşı, 1915 ilkbaharının sonlarında, İtalya’nın müttefikler safında savaşa dahil olmasıyla başladı. Isonza’daki Caporetto Muharebesi olarak da bilinen 20. çatışmadan sonra (Ekim 1915) Alman destek kuvvetleri Avusturya-Macaristan’a bu mevkide belirleyici bir zafer kazanmalarıma yardım etti.

Caporetto’dan sonra İtalya müttefiklerinden ciddi yardımlar alarak savaşa devam etti. İngiliz ve Fransız kuvvetleri’nin –daha sonra Amerika- bölgeye ulaşması ile İtalya cephesi yeniden müttefiklerin eline geçmeye başladı.

Birinci Dünya Savaşı’nın Deniz Safhası

Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda İngiliz Kraliyet donanmasının üstünlüğü kimse tarafından sınanamayacak düzeydeydi. Fakat Alman İmparatorluğu’nun donanması da iki milletin deniz gücü arasındaki bu uçurumu kapatacak önemli adımlar atmıştı. Bu önemli gelişmeler Almanların açık denizdeki gücünü fevkalade arttırmıştı. Tabii bu güç Almanların öldürücü denizaltı filolarına da katkı sağlıyordu. 1915 yılının ocak ayında Dogger Bank Savaşı’ndan sonra İngilizler Kuzey Denizi’nde Alman gemilerine beklenmedik saldırılar düzenledi. Almanlar İngiliz donanmasıyla yüzleşmektense güçlü denizaltı filolarına güvenmeyi tercih etti.

Savaşın en büyük antlaşmalarından biri olan Jutland (Mayıs 1916) geride hiç dokunulmamış bir İngiliz donanması bırakırken, Almanya savaşı tetikleyecek ve müttefik birlikteliğini sarsacak her türlü ileri girişimden kaçınıyordu.

Marne’deki İkinci Savaş

Rusya ile yapılan ateşkesten sonra, Almanya’nın Batı cephesinde gücünü yeniden toplaması tehdidine karşı müttefikler ABD’nin göndereceğini vadettiği askeri takviye birlikleri gelene kadar olası bir Alman saldırısını durdurmak amacıyla yeniden saldırdı. 15 Temmuz 1918’de Alman kuvvetleri Fransız birliklerine (bu birliklere 85.000 Amerikan askeri ve İngiliz sevk birlikleri de katılmıştı) saldırarak savaşın son ‘Alman saldırısı’ sayılabilecek bir ileri harekata başladılar. İkinci Marne Muharebesinde Almanların bu saldırısını başarıyla geri püskürten müttefikler sadece 3 gün sonra karşı bir saldırı icra ettiler. Bu savaş neticesinde çok ağır kayıplar veren Alman ordusu, Belçika ve Fransa arasında bulunan ve Almanların son zafer umudu sayılabilecek Fladers bölgesinde yapılması planlanan bir ileri harekatı da iptal etti. İkinci Marne Muharebesi sonucunda durum, ilerleyen aylarda daha fazlasını kazanacak olan Fransa ve Belçika adına yani müttefikler lehine değişmişti.

ATEŞKESE DOĞRU

1918 sonlarında İttifak Devletleri tüm cephelerde çözülüp dağılmışlardı.

Türklerin Gelibolu’daki zaferine rağmen sonraki yenilgiler ve Arap İsyanı Osmanlı topraklarını ve ekonomisini harap etmişti. Bu nedenlerden, Türkler 1918 yılının ekim ayının sonlarında müttefiklerle bir antlaşma imzaladı. Avusturya-Macaristan içindeki muhtelif milletler nedeniyle artan milliyetçi hareketlere dayanamayıp çözüldü ve 4 Kasım’da müttefikler ile bir anlaşmaya vardı.

Savaş alanlarındaki kaynak yetersizlikleri anavatandan kopukluk ve müttefiklerinin bir bir teslimiyetiyle yüzleşen Almanya 11 Kasım 1918’de birinci cihan harbini bitirecek olan bir anlaşmaya zorlandı.

Versay Antlaşması

1919 yılındaki Paris Barış Konferansı’nda müttefik liderler kendilerine karşı gelecekte böylesine yıkıcı bir saldırının olmaması için güvenli bir ‘savaş sonrası dünya’ isteklerini ifade ettiler.

Bazı ümitvar katılımcılar bu savaşı ‘tüm savaşları bitirecek savaş’ olarak ilan etseler de 28 Haziran 1918’de imzalanan Versay Antlaşması bu büyük hedefe ulaşamayacaktı.

Savaş suçlusu sayılıp milletler cemiyetine girmesi engellenen ve aldatılmış hisseden Almanya Wilson’un 1918 Ocak ayında yaptığı ünlü 14 maddelik konuşmasında öne sürdüğü gibi ‘’zafersiz barış’’ olamayacağı inancına kapıldı.

Yılların geçmesiyle Versay Antlaşması’nı imzalayanlar İkini Cihan Harbi’nin müsebbipleri sayılacak kadar aşağılandılar.

Birinci Cihan Harbi’nden Kalanlar

Birinci Dünya Savaşı 9 milyondan fazla askerin canına mal olurken gerisinde 21 milyondan fazla yaralı bıraktı. Doğrudan savaşla ilgisi olmayan sivil kayıplar bile 10 milyona yaklaşmıştı. Bu savaştan en çok etkilenen iki millet Almanya ve Fransa olmuştu, öyle ki bu milletler 15-45 yaş arasındaki erkek nüfusun yüzde seksenini kaybetmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’ndaki siyasi bölünmeler 4 köklü imparatorluk hanedanının da çöküşüne sebebiyet verdi. Bunlar; Osmanlı, Rusya, Avusturya-Macaristan ve Almanya imparatorluklarıdır.

Birinci Dünya Savaşı aynı zamanda büyük bir sosyal devrimi de getirdi. Bu savaş nedeniyle kadınlar savaşa giden ve bir daha asla geri dönmeyecek olan erkeklerin yerine işçi gücüne dahil oldu.

Birinci Dünya Savaşı aynı zamanda en ölümcül salgın hastalıklardan biri olan İspanyol Gribinin de dünyaya yayılmasında ve 20 ila 50 milyon insanı öldürmesinde etkili oldu.

Birinci Dünya Savaşı birçok teknolojinin kullanılması nedeniyle –radyo iletişimi, makinalı silahlar, tanklar ve hava saldırıları- ilk modern savaş olarak kayıtlara geçmiştir.

Bu savaş boyunca kimyasal silahların siviller ve askerler üzerindeki şiddetli etkileri gözlemlenip 1915’teki Cenevre Konferansı’nda kimyasal gazların kullanımı hususuna bir sınırlama getirilmiştir.

bilaldeirmenciolu

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla