Bölüm 2 – Çaktırmayan Değişim Çıtırtısı 2002-2003

2002-2003 NBA sezonu başlamadan önce Shaq üst üste 3 yüzük kazanmış ve mevcut sistemde durdurulamaz bir hale gelmişti. Fakat bu sezon Shaq’e karşı da basketbol sahasının içinde bir çözüm olabileceği fikrinin başlangıcı olacaktı.

Sezona şampiyonluk adayı olarak anılmadan giren Spurs büyük bir sürpriz yaparak hem Lakers’ı eleyecek hem de şampiyon olacaktı. Peki yetenek tavanı olarak üst düzey bir takım olan ; elit şutör Peja’ya , Kobe ile savunmada fena eşleşmeyen Christie’ye, oyununu iyice orta mesafeye kurgulayıp çemberden iyice uzaklaşsa da elit bitirici Webber’a ve Shaq ile eşleşebilecek Divac’a sahip olan Kings bile Lakers’ı bir önceki sene eleyemezken Spurs bunu nasıl başarmıştı ?

Bu sorunun cevabını ben üç ana argüman ile açıklamak istiyorum. İlki , Spurs hem Shaq ile neredeyse Divac kadar eşlesebilen Duncan’a , hem de idareten tutabilecek Robinson ve Malik Rose’a sahipti. Fakat bu en görünen argüman.

İkinci argüman günlük faktörlerdi. 2002 batı finalleri yedinci maçta Kings’in hakkı yendi denir ve buna ben de katılırım. Hatta evet Peja en önemli maçlarda ya oynamadı ya sakat sakat oynadı. Ancak bu günlük sebeplerden ziyade ben işin mentalite yönüne eğilmek istiyorum.

Üçüncü argüman ise sahada aynı anda bulunan yaratıcı sayısının fazlalığı. Kings’in elinde benchten gelen tecrübeli Bobby Jackson ve genç Türkoğlu bulunsa da maç topları hep Bibby ve yaratıcılığı üzerinden oynandı. Kings’in Princeton Offense’i kritik anlarda terkedilen bir sistem olunca da iş Bibby’nin günü kurtarıp kurtaramamasına kaldı.

Öte yandan Spurs cephesinde ise yanyana oynayabilen Parker ve Ginobili gibi iki ana yaratıcı vardı. İki oyuncu da topa yön verebiliyor ve karar vermek konusunda inisiyatif alabiliyordu. Duncan tabii ki çok büyük faktör ancak birden fazla yaratıcı sadece Shaq’in Lakers’ına değil aynı zamanda Shaq’in egemen olduğu oyun sistemine de ilk yumruğu indirmişti.

Bir sene önceki örnekte bahsettiğim Kings serisinde serinin sonlarına doğru Mike Bibby’yi , Lakers’ın en iyi dış savunmacısı Kobe Bryant savunmuş ve bu , Kings’in hücumunu oldukça olumsuz etkilemişti. Fakat “hücumun beynini tut ki sistem tıkansın” mantığı çift başlı Spurs’e karşı tutmayacaktı. Savunma temelli düşük tempo oyunu hala devam ediyordu fakat Spurs hem bu oyunu keskin oynayıp hem de iki farklı kısaya sorumluluk dağıtarak bir farklılık yaratmıştı. Bir takım bu düzen içinde yenilik yapabilmiş ve oyunu tek bir kısa yerine 2 kısa üzerinden yorumlayabilmişti. Ve tabii ki tarihin en iyi 5 uzunundan biri olan Duncan’a sahip olmanın etkisi yadsınamazdı. Ancak bir süre sonra bir adam çıkacak ve düzene toptan karşı çıkacaktı. Part 3te…

Yazan: Deniz Baskın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir