Camdan kanatlara sahip bir kadın: Nilgün Marmara

“Hayatın neresinden dönülse kârdır.” diyerek, 13 Ekim 1987’de 29 yaşındayken, Nilgün Marmara evinin penceresinden kendisini boşluğa bıraktı ve ” iki adımlık yerküre” olarak tanımladığı dünyaya gözlerini kapadı. 

Nilgün Marmara son zamanlarına kadar ne eşine ne arkadaşlarına şiirlerini göstermemiş ve hayatına son verdikten sonra yalnızca daktiloya çekilmiş şiirlerinin yayınlanmasını vasiyet etmiştir. Nilgün Marmara’nın arkadaşı Haydar Ergülen, erken vedası sezilir, hissedilir diye şiirlerini hiç kimseye göstermediğini, ‘yazmıyorum’ diye geçiştirdiğini düşünmüştür. Çünkü Marmara’nın evinde her buluşmalarında şiirlerini okumasını ısrar etselerde elleri boş dönmüşlerdir. 

“Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.

Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına

niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına

niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

-Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna- bir çocuk demiş.”

Nilgün Marmara, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleştiğinde varoluşçuluk akımı ve Sylvia Plath ile tanıştı ve onu derinden etkiledi. Okul döneminde Nilgün Marmara, Ece Ayhan’ın 1987’de yazdığı üzere, derslere pek girmez ve garip bir ‘kuş’ olarak basamaklara tünermiş. Burada bahsedilen basamaklar ise Marmara ve arkadaşlarının derse girmediklerinde oturdukları, bahçeye bakan ve adını umutsuzlar merdiveni olarak koydukları basamaklardır.

Nilgün Marmara ikinci yeni şiiriyle ilişkilendirilebileceği gibi bir çok modernist şairin şiirleriyle de ilişkilendirilebilir. Şiirlerinde özellikle kapalı bir anlatım, imgeler, soyut bir dil ve ontolojik bir yaklaşım görülür. Önde gelen konular ölüm, intihar, bunalım, cinsiyet, kimlik ve bireyin yalnızlığıdır. Bu durum 1980lerde daha da baskın hale gelmeye başlamıştır ve bitirme tezini Slyvia Plath üzerine yapan Nilgün Marmara, Plath’ın hem hayatını hem de şairliğini intiharı bağlamında analiz etmiştir. İki şairin ortak nokta olarak benzer hayat hikayeleri vardır. Apayrı kültürler ve yerler olmasına rağmen benzer sorunlarla karşılaşmışlardır. Özellikle çocukluklarını bastırmaları ve cinsiyet üzerine yazmaları buna örnek verilebilir. Şiirlerinde en çok kullanılan imgeler aile ve yokluktur.1985 yılında, kendi intiharından iki sene önce yazdığı Sylvia Plath’ın intiharı ile ilgili olan tezde Nilgün Marmara şöyle demiştir: 

“Plath’ın narin incinebilir ruhani varlığı ve her şeyin sürekli kirlenişinin iç karartıcı bir şekilde farkında oluşu, onu ölüme sürüklemiştir.” 

30 yaşında intihar eden Slyvia Plath gibi, 29 yaşında intihar eden Nilgün Marmara’da varoluşu hiçlikten ibaret olarak görmüştür. Sartre’ın “intihar dünyada varolmanın bir başka yoludur.” sözünü Nilgün Marmara şu sözlerle yorumlar : ” çünkü, kişi ölümü bir eylem olarak seçme yoluyla kendi varlığını gerçekleştirir ve böylece kendi varoluşunu hiçlikle tanımlar.” Marmara kendi hikayesinin sonunu belirlemeyi seçmiştir. Gittikçe ötekileştirilmiş hisseden ve kafese kapatıldığını düşünen Marmara “yaşama karşı ölüm” der ve intihar ederek benliğini özgür kılacağını düşünür.

Eşiyle yapılan bir röportajda Nilgün Marmara’nın manik depresif olduğunu ve tedaviyi reddettiğini öğreniyoruz.            “Doktor bana dedi ki:  -işiniz çok zor, eşinizin tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan.-  Çünkü iyileşmesi için entellektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyor ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması, hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti.”

“Bilmiyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim; arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim.”

Her zaman Nilgün Marmara’nın şiirlerini okurken farketmeden kendi içime çekilirim. Bu şiirler derine indikçe taşıdığı duyguları, acıları, yalnızlıkları, buhranları bize göstermekle kalmayıp hissettiren yeri geldiğinde bizim de omzumuza yükleyen, yeri geldiğinde ise hislerimizi cümlelere çevirip omzumuzdaki yükü hafifleten, yalnız olmadığımızı gösteren şiirlerdendir. Camdan kanatlarıyla geçirdiği 29 yıllık hayatına veda ederken, çatlaklar içinde kalmış kanatlarını çıkartıp, gerçek kanatlarına kavuştu ve iyi bakmamızı tembihlediği kuşlar gibi, Nilgün Marmara’da buralardan gitti.

0 Replies to “Camdan kanatlara sahip bir kadın: Nilgün Marmara”

  1. selma

    varoluşçuluğu çok iyi anlıyorsun ama anlamamazlıktan gel) bir yaprak olup rüzgarda savrulmak bazen ayaklar altında ezilmek, bazen ıslanmak bazen yemyeşil çimlerin üzerinde uzanmak, bazen kuvvetli bir rüzgarla göklere uzanmak bazen küçük bir kız çocuğunun senı alıp kitabının arasına saklaması… macera dolu bir öyküyü yaşamak… en güzeli bu olsa gerek…

Bir cevap yazın