Castrato

Tanımlaması bir hayli güç olan ve bir zamanlar tartışmalara oldukça yer vermesiyle insanlığın nabzını yoklayan bir terim var karşımızda, castrato. İçinde ahlak ve etik felsefesinden tutun müziksel zevke kadar konuşabileceğimiz birçok konu bulunan bu “değişik” uygulamanın tarihi Eski Sümer zamanına kadar dayansa da on altıncı yüzyılın ortalarında Katolik kilisesinde kullanımı dikkatleri üzerine çekiyor. İtalyancada bu kelimenin çevirisine baktığımızda “hadım edilmiş” anlamıyla karşılaşıyoruz. Evrimleşmiş haliyle ise klasik müzikte kontrtenor ses türüne ait sanatçılar için kullanılıyor “castrato” terimi. Buraya kadar tam olarak aklınızda oturmadıysa taşlar bu uygulamanın nasıl işlediğini şimdi daha iyi kavrayacaksınız. 

Henüz ergenlik çağına girmemiş olan çocukların üzerinde adeta deney niteliği taşıyan bu eski yöntem, döneminde işlem görmeye yatkın, elverişli ve geliştirilebir sese sahip erkek çocuklu ve özellikle yoksul ailelere ulaşılmasıyla var oluyor. Ergenlik dönemine girmemiş bir erkek çocuğunun, az bulunan bir ses tonu olan kontrtenoru elde etmek ve kalıcı kılmak için öncesinde güzel bir ses eğitimi verip doğru zamanda- ki bu da ergenliğe girmeden hemen önce olan periyod- hadım edilerek testosteron üreten kısmın vücuttan alınmasıyla gerçekleştiriliyor. Bununla beraber seslerinin kalınlaşmasının ya da oturmasının, asıl karakterini bulmasının önüne de geçilmiş olunuyor. En son yirminci yüzyılda örneklerine rastladığımız castratolar eğer doğuştan hormonal anomalilere sahipse “doğal castrato” olarak isimlendiriliyor.

Tarihte birçok durumda ve olayda cezalandırma yöntemi olarak kullanılan bir uygulama olan hadım etme işlemi insan bedenine apaçık bir şekilde müdahelede bulunarak vücuttaki sistemlerin dengesini bozmaktır, yani aslında sadece hormon salınımını engellemekten ibaret değildir burada yapılan. İnsan bedeninin herhangi bir noktasına müdahilde sistem bütünlüğünün etkilenmesi kaçınılmazdır. Fizyolojik zararının ve etkilerinin yanında psikolojik bir boyutu da elbette ki olacaktır. Her ne kadar kimsede olmayan bu bambaşka ses tonu ileride şan, şöhret ve farklılık getirecek olsa da, henüz çocukluk döneminde olan bir birey için ağırlığı olan ve kontrol dışı bir durumdur. İnsan doğasına aykırı bir “değişiklik” beraberinde kaygıyı doğurur. Hayattaki amacı bariz bir şekilde sınırlandırılmış olan bu erkek çocuklarının duygusal ve ruhsal anlamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için oldukça güç bir konumu önlerine serer. Kilise korosunun ihtiyaç duyduğu bu nadir bulunan ses tonu için bir insanın tüm hayatının değişmesidir söz konusu olan. 

Sonralarda operalarda da yer almaya başlayan castrato sanatçılarının ebeyenlerinin başta, maddi bir karşılığı olmasıyla birlikte, kendi oğullarının hayatına bu kadar keskin çizgilerle dokunması da bizi etiksel açıdan derinden sorgulatır. Castrato bir erkek bu işlem sonrasında gerçekten benzersiz bir ses tonuna, geniş ses aralığına ve ciğerlere sahip olur. Sesini ve nefesini en iyi şekilde kulanabilecek durumdadır artık. Bu da müzikte gerçekten diğer seslere göre fark yaratmasını sağlar. Böylesine bir ses tonunu erkek müzisyenler kafa sesiyle çıkarabilirken castratolar göğüs sesini kullanarak çok rahat bir şekilde daha tiz tonlara dahi çıkarlar. Sonucunda kulaklarımıza ulaşmasıyla adeta masalda gibi hissettirir bu ses tonu, meleklerin sesi de denir hatta bu sese sahip sanatçılara. Gerçekten büyüleyici bir güzelliği olması da uygulamanın bir diğer boyutudur. Kişi sonrasında kendini farklı, üstün ve iyi hissedecektir, çünkü öyledir zaten. 

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla