Türk Dilinin Tarihi Dönemleri -I

Dil? Dil çok sayıdaki değişkenin birleşimidir. İnsan ile var olan, karmaşık, canlı yapıdır. Temeli karanlık dönemde atılmış olan bu yapı kendini sürekli geliştirir. Esas olarak sözlü iletişim aracıdır. İlk işlevlerinden biri de bilgiyi doğrudan aktarmaktır. Konuşma ve yazı dili olarak ikiye ayırdığımız doğal iletişim aracı olan dilin, konuşma dilindeki farklılıklarına (lehçe, şive, ağız) önceki yazımızda…

Okumaya devam et

Kalenderîlik ve Kalenderîler

Horasan Melametiliği’nin bir kolu olan kalenderilik ya da diğer adıyla kalenderiyye, 10. yüzyılda İran’da ortaya çıkmış olmasına rağmen teşkilatlanması 12. yüzyılı bulmuştur. Budist, Zerdüştî ve Maniheist düşüncelerin İslam çerçevesindeki hali diyebileceğimiz kalenderilik Orta Doğu ve Orta Asya’da cereyan edip çevresinde insan toplamayı başaran sufi bir akımdır. Kalenderiler dünya ile bağını kopararak Allah’a yaklaştığını düşünmüş, giyime,…

Okumaya devam et

“Britanya İmparatorluğu’nun Hanım’ı: Agatha Christie”

Agatha Christie, tam adıyla Dame Agatha Mary Clarissa Christie, (doğum 15 Eylül 1890, Torquay, Devon, İngiltere—ölüm 12 Ocak 1976, Wallingford, Oxfordshire), kitapları 100 milyondan fazla kopya satmış ve yaklaşık 100 dile çevrilmiş bir polisiye roman ve oyun yazarıdır. Annesi tarafından evde eğitilen Christie, I. Dünya Savaşı sırasında hemşire olarak çalışırken polisiye kurgu yazmaya başladı. Christie’nin…

Okumaya devam et

Türk Dilinin İsimsiz Emektarı

Agop Dilaçar. Asıl adıyla Hagop Martayan. 22 Mayıs 1895 yılında Ermeni bir ailenin oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Annesinden Ermenice öğrenen Hagop, öğrenim dili İngilizce olan bir okulda eğitim hayatına başladı. Okulun haftalık dergisi, belki de onun dil ile ilgili aldığı ilk sorumluluktu. Öğrenim hayatına Robert Kolej’de devam eden Hagop, bütün seçmeli derslere girmesiyle dikkat…

Okumaya devam et

Kâşif Bir Türkolog: Osman Nedim Tuna

Düzce doğumlu olan Osman Nedim Tuna, Kabataş Erkek Lisesi 1941 fen bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği okurken aynı üniversitede bulunan Türkoloji bölümündeki Reşit Rahmeti Arat’ın dersini dinlemesi üzerine ondan etkilenerek hayatı ile ilgili önemli bir değişikliğe karar vermiş, Türkoloji üzerine yoğunlaşıp, “Orhon Yazıtlarının İmla Kaideleri ve Fonolojisi” adlı tezini savunarak diplomasını almıştır. Askerliğini yaptıktan…

Okumaya devam et

Kitâbü Dîvânü Lügati’t-Türk 

1072 Ocak ayında yazmaya başlanıp 1077 Ocak ​ayında​ bitirilen bu eser Türkçenin bilinen ilk sözlüğüdür. Kâşgarlı Mahmud yazdığı bu eseri dönemin Abbasi halifesinin oğlu Ebü’l-Kasım Abdullah’a sunmuştur. Duymaya aşina olduğumuz kalıp cümlenin de dediği gibi​ “​Araplara, Türkçe öğretmek için yazılmıştır.​”​Eserin dil malzemesi Türk dünyasından toplanmış fakat Bağdat’ta kitap h​â​line getirilmiştir. Tam adı ise ​“​Türk dillerini…

Okumaya devam et

Halk Bilimi Tarihine Dair

Halk bilimi, toplumun geçmişten günümüze gelenek ve göreneklerini, kültürünü sistematik bir biçimde ele alır. Halkın temel karakteristik özelliklerini, biçimini belirleyen toplumsal süreçleri ve yaşamını çözümleme amacı güden bu bilim, incelemeleri sayesinde insanların içerisinde bulunduğu toplumu ve çevreyi tanımasında, yaşanan olayları bir dayanak sunarak kavrayabilmesinde yardımcı olur. Halk bilimi, tam anlamıyla üzerine çalıştığı halkın özüdür. Halk…

Okumaya devam et

Okuyana Kutlu Olsun: Kutadgu Bilig

“Kutadgu Bilig bizim için gerçekten sonsuz övünülecek, tükenmez bir iç güç kaynağıdır.” Agop Dilaçar Tarihte Türkleri birçok farklı dine bağlı olarak görebiliriz. Şamanizm, Hristiyanlık, Buddhacılık ve İslam dini gibi. Ve biz de Saltuk Buğra Han döneminde, 932 yılında, İslamiyet’i benimseyen Karlukların devleti olan Karahanlı Devleti döneminde yazılmış bir eserden bahsediyoruz: Kutadgu Bilig. Kaşgarlılara sığınan Müslüman…

Okumaya devam et

Gül ile Bülbül

  Yunan mitolojisine göre çiçek tanrıçası Chloris bir gün ormanda bulduğu cansız orman perisini çiçeğe çevirir. Şarap tanrısı Dionysus ile aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’i bu çiçeği ödüllendirmek için davet eder. Aphrodite bu davetin üzerine çiçeğe güzellik, Dionysus da hoş koku verir. Batı rüzgarı tanrısı Zephyrus bulutları dağıtır, güneş tanrısı Apollo parıldar böylece gül tüm…

Okumaya devam et

Harf Devrimi Meselesi

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra düşük okuma yazma oranının yukarı çekilmesi için alfabenin değiştirilmesi kararına varıldı. Bu, Cumhuriyet döneminden önce, Tanzimat döneminde (1839 – 1876) fark edilmiş ve çoğunlukla Arap harflerinin ıslahı olarak üzerinde durulan bir konu olmuştur. Bunun örneklerini devrin pek çok ileri gelen isminde görebiliriz. Münif Paşa Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniye’de verdiği bir konferansta Arap harflerine…

Okumaya devam et

Karanlık Devrin Işığı: Orhon Yazıtları

Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk Türklerin ‘Türk’ adı ile tarihte var olmaları VI. yüzyıla denktir. Çin kaynaklarından öğreniriz ki Türkler, Altay Dağlarının güneyinde yaşayan bir topluluktur. Yine aynı kaynaklarda Hunların bir kolu olduğu söylenen bu Türkler, Tu-men adlı liderleri öncülüğünde ilk Türk devletini kurmuşlardır. Bu devlet sonrasında batı ve doğu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Türk…

Okumaya devam et

Tiyatronun Doğuş Zemini ve Tragedya

Tiyatro, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz, jest ve mimikleriyle, dramatik türlerin seyirci önünde canlandırılmasına dayalı edebî bir türdür. Kelime kökeni Yunancaya dayanmakla beraber dilimize İtalyancadaki teatro sözcüğünden geçmiştir. Çoğu edebî türe benzer olarak dinsel törenlerde meydana çıkmış, daha sonra dinden bağımsızlaşarak müstakil bir sanat hâline gelmiştir. Çoğu kişi tarafından ortaya çıkışı Antik Yunan…

Okumaya devam et

Yanlış Bilinen Doğrular: Dil-Lehçe-Şive ve Ağız

Türkoloji dünyasında uzun yıllar boyu tartışmaya neden olan bu konu, birçok farklı görüşü içinde barındırıyor. Bu karşıtlıklara geçmeden önce basit bir şekilde bu terimlerin günümüz tanımlarını yapabiliriz. Dil, sözlükte elliden fazla anlamı karşılar. Bizim konumuzu ilgilendiren ise “lisan” kelimesiyle eş anlamlı olan “belli bir insan topluluğuna özgü sesli göstergeler dizgesi” anlamıdır. Dil aynı zamanda insanların…

Okumaya devam et

OSAMU DAZAI’NİN SON SEVGİ ARAYIŞI

“Düşündükçe, anlaşılmaz hale geliyor. Sanki sadece ben farklıymışım gibi tedirginlik ve korkuya kapılıyorum. Çevremdekilerle neredeyse hiç konuşamıyorum. Neyi, nasıl söylemeliyim, bilemiyorum. Böylece aklıma gelen şaklabanlık oldu. Bu, benim insanlarda son sevgi arayışımdı. Bir yandan insanlardan son derece korkarken, bir yandan da insanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Öylece, şaklabanlık sayesinde ince bir çizgiyle insanlarla olan bağımı…

Okumaya devam et

Mai ve Siyah’a Bir Bakış

Kainattaki düzende her şey aynı zamanda zıttı ile var olur. Bu zıtlık halinde herhangi bir şeye iyi diyebilmek için kötünün olması, doğruya doğru diyebilmek içinse yanlışın olması gerekir. Mai ve Siyah da bu durumu hayal ve hakikat çerçevesinde işleyen bir yapıt. Hayallerin, isteklerin karşısında hakikatin kaçınılmazlığını adeta yüzümüze vuruyor. Renklerin dili ile, “mai hayaller ve…

Okumaya devam et

RİMSKY-KORSAKOV ŞEHRAZAD’ININ HİKÂYESİ

Rimski- Korsakov’un Şehrazad adlı senfonik suiti günümüzde çokça sahnelenen ve içindeki doğu motifli melodileriyle her yaştan seyirciyi etkileyen bir eserdir. 1888 senesinde bestelenmiştir ve Rus müziği ile Nikolay Rimski-Korsakov’a özgü özellikleri bir araya getirir. Şaşaalı, renkli orkestrasyona yer veren; İmparatorluk Rusyası tarihine has doğuya ilgiyi, daha genel anlamda da oryantalizmi bünyesinde barındıran bir çalışma olarak…

Okumaya devam et

‘Türkoloji’ye Giriş

Türkolojinin sözlük karşılığı Türklük bilimidir. Fransız kökenli olan bu adlandırma, Osmanlı döneminde Türkiyat olarak adlandırılmıştır. İki adlandırma da melez yapıdadır. Türk toplumlarının maddi, manevi kültürünü araştıran; Türk halklarıyla ve özellikle de Türk dil ve lehçeleriyle ilgilenen bilim dalıdır. Türkoloji’nin bir bilim dalı oluşu, Batı’nın Doğu’yu tanımak istemesiyle başlamıştır. Orta Asya bozkırlarından başlayarak Avrupa, Afrika hatta…

Okumaya devam et

BİR YAZARIN YAŞAMINDAKİ ANLAM ARAYIŞI; TOLSTOY

”Bir zamanlar S… adında zeki ve dürüst bir adam bana inanmaktan nasıl vazgeçtiğini anlatmıştı. Yirmi altı yaşında bir av sırasında o gece kamp yaptıkları yerde çocukluktan kalma bir alışkanlıkla akşam vakti dua etmek için dizlerinin üzerine çökmüş. Onunla gelen ağabeyi uzandığı yerden kardeşini izliyormuş. S… dua etmeyi bitirip yatmak için hazırlanırken ağabeyi ona şöyle demiş:…

Okumaya devam et

Romantizmi Piyanoyla Buluşturan Kadın: CLARA SCHUMANN/Bölüm II

LEIPZIG’DE EVLİLİĞİN İLK YILLARI 1840 yılının Eylül ayında Clara ve Robert Schumann evlendiler. Clara, ‘Şimdi elimden geldiğince bir sanatçıyla bir ev kadınını birleştirmeye çalışacağım.’ demişti. Robert besteler yapıyor; Clara evini çekip çevirmeye, vakit buldukça da piyano çalmaya ve solistlik kariyerini sürdürmeye çalışıyordu.  Ayrıca Robert’in senfonileri bütün dedikodu ve entrikalara rağmen büyük bir zafer kazanıyordu. Karı-…

Okumaya devam et

Romantizmi Piyanoyla Buluşturan Kadın: CLARA SCHUMANN/Bölüm I

”Clara’nın çalışı insana yapıtları unutturuyor.” Johann Wolfgang von Goethe   Friedrich Wieck’in kızı olarak dünyaya gelip herkesin gıpta ettiği bir piyanist olarak yetiştirilen, Robert Schumann’ın karısı olabilmek için her zorluğa göğüs geren, Johannes Brahms’ın tutkuyla bağlandığı Clara Josephine Wieck, 13 Eylül 1819 tarihinde Leipzig’de doğdu. Friedrich Wieck kendini  bildiğinden beri müziğe ilgi duymuştu fakat ticaretle…

Okumaya devam et