Site Loader

Çevre, yaşamın dışında ele alınabilir bir mesele değildir. Çünkü her canlı gibi insanlık var oldukça çevresi ile doğrudan ve dolaylı olarak etkileşimli yaşama etkinlikleri içindedir. 

Çevre sorunlarının önlenmesine yönelik önlemler davranışsal düzenlenmeleri, buna karşılık çözümlenebilmesine yönelik önlemler ise büyük ölçekli yatırımları gerektirmektedir. Üstelik doğal çevre sorunlarının çoğunluğu çözümlenemeyecek, bu sorunlar kapsamında ortadan kalkan/kaldırılan varlıklar geri getirilemeyecek ve ilişkiler de yeniden kurulamayacak türdendir.

Hemen her ülkede toplumun her kesiminde kalıcı ve etkili bir çevre bilincinin oluşturulmasında tek etkili çözüm eğitimden geçmektedir. Çünkü çevrenin korunması, onu en çok etkileyen insanın bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ile mümkündür. Bu konuda bilinçlenmemiş toplum; canlılara zarar verir, yaşadığı ekosistemi kirletir ve en önemlisi dünyaya kendinden sonra gelecek insanları düşünmez.

Çevre eğitiminin verildiği üç temel alan ev, yerel topluluk ve okuldur. Bu alanlarda gösterilecek çabalar çevre sorunlarının kavranmasını ayrı zamanda çevre bilincine uygun çözümlerin geliştirilmesini sağlayacak şekilde birbiriyle etkileşim içerisinde olmalıdır.

Çevre eğitiminin temel amaçları; çevreyle ilgili doğru tutum, davranış ve becerileri geliştirerek bireyleri çevre okur-yazarı yapmak, çevreye karşı farkındalığı, duyarlığı arttırmaktır. Çevre eğitimi toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir alandır. Hedef kitlenin yaşına, mesleğine, konumuna, eğitim ve gelişim düzeyine göre şekillenecektir.

Ülkemizde üniversiteye devam edebilen birey sayısının düşük ve ilköğretimin zorunlu olması dikkate alındığında, çevre eğitiminin temel eğitim düzeyinde verilmesinin önemini daha da artırmaktadır.  Yapılan bir araştırma sonucunda, ilköğretim öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarının yüksek olduğu ve genel olarak da olumlu olduğu belirlenmiştir [3].  Buna karşın üniversite öğrencilerinin çevre sorunlarına karşı tutumlarını belirlemek amacıyla yapılan bir araştırma sonucunda öğrencilerin genel olarak çevre sorunlarına karşı tutumlarının zayıf olduğu tespit edilmiştir.

Eğitimin içeriği nasıl olmalıdır?

Okul Öncesinde Çevre Eğitimi

Çevre eğitimi, çocuğun evinde ve yakın çevresinde başlar. Çocuk için “çevre” kavramı onun dışında yer alan tüm unsurları birden içerir. Çocuktaki çevre anlayışı bu nedenle yetişkinlere göre daha geniş bir çerçeveye sahiptir.

Yetişkinlikte hangi ilgi alanlarına yönelecekleri, hangi mesleklere sahip olacakları, çocukluk yaşlarında belirsizdir. Küçük yaşlarda çevre ilişkileri, empati gelişimi ve çevre sevgisi oldukça önemlidir. Bu oluşum çevresini koruması ve çevreyi güzelleştirecek etkinliklerin gösterilmesi anlamına gelmektedir. Çocuklara çevre sevgisinin kazandırılması için çeşitli oyunlar ve çevre etkinlikleri geliştirilmelidir.

Çevre eğitiminde, bireylerin çevre ve sorunları hakkında bilinçlenmeleri, çevre ve sorunları hakkında temel bilgilere sahip olmaları, çevreyi korumaya, iyileştirmeye ve güzelleştirmeye dayalı bir tutum geliştirmeleri, sorunları tanımlama ve çözüm önerileri geliştirmeye yönelik beceri kazanmaları ve çevre ile ilgili durumlara aktif katılımları önem taşımaktadır.

İlköğretim ve Ortaöğretimde Çevre Eğitimi

Günümüzde MEB tarafından uygulanmakta olan ilköğretim ve ortaöğretim ders programları incelendiğinde çevre eğitimi adı altında seçmeli ya da zorunlu bir ders bulunmadığı; Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Coğrafya, Fen Bilimleri / Fen ve Teknoloji, Biyoloji, Sağlık Bilgisi ve Kimya derslerinde farklı ünitelerde çevreye yönelik birtakım ilişkilendirmeler yapıldığı, çevre ile doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili olan kazanımlar olduğu görülmüştür.

Yükseköğretimde Çevre Eğitimi

Ülkemizde, yükseköğretime ilişkin ulusal düzeyde yerleşmiş ve uygulanmakta olan belirli bir çevre eğitimi politikası bulunmamaktadır.  Üniversiteler, ders programlarını ve içeriklerini kendilerince düzenlemektedirler. Bu nedenle de yükseköğretimde, çevre ile ilgili konulara ilişkin standart bir eğitim altyapısı oluşmamıştır. 

Yükseköğretimden sorumlu olan üniversitelerin, çağdaş düzeyde eğitim yapan kurumlar olduğu dikkate alınacak olursa çağdaş bir eğitim ile bireye sağlam bir çevre bilinci kazandırılabileceği hususu oldukça önem taşımaktadır. Bu amaçla, üniversitelerin sadece çevre bölümlerinde değil, doğrudan çevreyle ilişkili olmayan pek çok bölümde de çok disiplinli özelliği nedeniyle çevre konularında bilgilendirici nitelikte seçmeli çevre dersleri verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bu tür eğitimler, gelecekte toplumda önemli rol üstlenecek olan bireylerin çevre bilincinin oluşmasına ve gelişmesine de katkı sağlayacaktır.

Çevre eğitimi sadece çevre sorunlarını gündeme taşımakla kalmayacak, aynı zamanda insanın doğa ile kurduğu ilişkinin ne tür bir ilişki olduğunun / olması          gerektiğinin sorgulamasını da sağlayacaktır. Bu sorgulama, bilimin verilerinin daha insani bir yaşam adına nasıl kullanılıp dönüştürülebileceği konusunda bir yol haritası çizmekte yardımcı olurken, aynı zamanda bilimsel bilginin etik bakımdan sorunsallaştırılması sayesinde bilginin araçsallaştırılması tehlikesini de ortaya koyacaktır.

Kaynakça

  • Yalçın,  H. ve Demir, E.,  2013.  Türkiye’de Doğal Malzemeler,  Çevre,  Sağlık  ve  Eğitim  Arasındaki  İlişkiler. Uluslararası  Çevresel  Etki  Değerlendirmesi  Kongresi, İstanbul  Kültür  Merkezi,  İstanbul,  08-10  Kasım,  Bildiri Kitabı, s. 173–178
  • Çevre ve  Şehircilik  Bakanlığı,  2008. Çevresel  Etki Değerlendirme  Yönetmeliği.  Resmi  Gazete,  26939,  17 Temmuz 2008, 25 s.
  • Keleş, Ö., Uzun,  N. ve Uzun,  F.,  2010.  Öğretmen Adaylarının  Çevre  Bilinci,  Çevresel  Tutum,  Düşünce  ve Davranışlarının Doğa Eğitimi  Projesine  Bağlı Değişimi ve Kalıcılığının Değerlendirilmesi. Elektronik Sosyal  Bilimler Dergisi, 32(9), 384–401.

Duygu

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla