CTHULHU MİTOSUYLA ÖLÜMSÜZLEŞEN YAZAR: HOWARD PHILLIPS LOVECRAFT

Amerikan tarihi, yaşamları boyunca değerleri bilinmemiş ve dikkate alınmamış dahi yazarlarla doludur. Bu dahi yazarlardan biri olan Howard Phillips Lovecraft, 20 Ağustos 1890 sabahı saat 9 civarında, eskiden “Sanayinin arı kovanı” olarak anılan, şimdilerde ise “Rönesans şehri” olarak anılan Providence’da dünyaya gelmiştir.

454angel

Angell Sokağı, Providence, Rhode Island

Babası Winfield Scott Lovecraft ve annesi Sarah Susan Phillips Lovecraft’ın tek çocuğudur. Lovecraft, henüz üç yaşındayken onu derinden yaralayacak bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Babası, Chicago‘da bir iş gezisi sırasında kaldığı otel odasında sinir krizi geçirmiştir ve Butler Akıl Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Sonrasında geçirdiği felç yüzünden ölmüştür. Bu olayın Lovecraft üzerinde oldukça büyük ve derin bir etkisi olmuştur.

Babasının ölümünden sonra Lovecraft’ın bakımını annesi, teyzeleri ve büyükbabası üstlenmişti. Annesi tarafından ‘grotesk’ ¹ olarak tanımlanan ve bir kız çocuğu gibi yetiştirilen yazar annesinin baskıları altında büyümüştür. Dışarıda çok fazla vakit geçirmediği için çoğu kimse onu görmemişti. 1926’da şu cümleleri yazmıştı:

“Toplumdan uzak yaşayan bir kimseyim ve insanlarla çok az münasebetim var. İnsanlar çoğunlukla beni sinir ediyorlar. Çok nadiren aksi durumla karşılaşıyorum.”

1892-D

H. P. Lovecraft ve ailesi
1892-B

Kasım 1892, Lovecraft

Lovecraft , öykülerinde “grotesk” kelimesini sık sık sıfat olarak kullanmıştır ve aslında anlattığı şeyleri de tamamen grotesk bir alt yapıyla dile getirmiştir. Belli ki, bu yaşam biçimi, onu oldukça etkilemiştir. Psikosomatik birtakım hastalıklara yakalanmasına bile sebep olmuştur.

Kendisinin de söylediği gibi tuhaf olaylar hep ilgisini çekmiştir. Küçükken anlatılan hayalet ve cadı hikayeleri onu çok etkilemiştir. Yetenekli yazar, iki yaşında şiir ezberleyebilirken, dört yaşında ise okuyabilecek seviyeye gelmişti ve altı yaşında da ilk şiirlerini yazıyordu. Binbir Gece Masalları’nı okuduktan sonra annesine odasında Arap pazarına benzeyen bir köşe kurdurmuştur. Buraya “Damascus Bazaar” (Şam Pazarı) adını vermiştir ve yıllar sonra ünlenmesini sağlayan karakteri Deli Arap Alhazred’i burada yaratmıştır.

Sonraları Yunan Mitolojisinin en önemli eserlerinden biri olan Ilyada ile Odysseia’yı okuyunca mitoloji ve Yunan Kültürü ile ilgilenmeye başlamıştır. Hatta çoğu zaman kendisini, bir ‘ satyr’ ² olarak düşlediğini söylemiştir:

“Kulaklarımın uzadığını, kafamda boynuzlarımın çıktığını, ayaklarımın da yavaş yavaş toynağa dönüştüğünü hayal ederdim,”

Lovecraft, çocukluk yıllarında yaşıtlarından farklı olarak, spor yerine daha dramatik olan, içinde savaş ve polis gibi öğeler bulunduran oyunlardan hoşlanmıştır.

Lovecraft, altı yaşındayken çok fazla kabus görüyordu ve “gece kasveti” (night-gaunts) adını verdiği yaratıklar hayal ediyordu. Kitaplarında bunları ince, siyah, yüzleri olmayan ve insanları gıdıklayan insansı yaratıklar olarak tanımlamıştır. Lovecraft’ın bu görüleri ve korkuları, yazılarına ve hayal gücüne ilham kaynağı olmuştur.

1898-A
Lovecraft

Hastalıklı bir çocuk olan Lovecraft, okula pek uğramamıştır. Okula gitmek yerine, kendisini evde geliştirmeyi öğrenmiştir. Astronomi ve kimyaya ilgisi olduğu kadar Edgar Allan Poe gibi gotik yazarlara da ilgi göstermiştir. Yedi yaşında korku hikayeleri yazmaya başlamıştır. Lovecraft, yazdığı bir mektupta viyolin çalmayı denediğini; fakat müzik kabiliyeti iyi olmadığı için bu aleti çalmayı bıraktığını söylemiştir.

1904‘te hayattaki tek arkadaşı ve destekçisi olan büyükbabasının ölümü Lovecraft için büyük bir yıkım oldu. Büyükbabası, arkasında birçok borçla fakirliğin kıyısında bir aile bıraktığından ekonomik zorluklar çektiler. Hatta evlerinden ayrılıp daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldılar. Doğduğu yerden ayrılmak yazarı o kadar derinden etkilemişti ki, kasabasına yaptığı bisiklet yolculuklarında zaman zaman kafasından intihar planları bile geçtiğini söylüyor. 1908‘de liseden mezun olmadan hemen önce bir sinir krizi geçiren yazar, diplomasını da alamayınca üniversiteye gitme konusunda başarılı olamadı.

1919-A
30 Haziran 1919, Lovecraft yeni evlerinin önünde

1908 -1913 yılları arasında bir yandan bilim kurgu öyküleri yazarken bir yandan da gazetelere astronomiyle ilgili yazılar yazmıştır. Genel olarak içine kapanık bir yaşam sürmüştür. Ancak bu The Argosy dergisine Fred Jackson’ın romanını eleştiren bir mektup yazmasıyla değişmiştir. Birleşik Amatör Basın Birliği (UAPA) başkanı olan Edward F. Daas‘ın dikkatini çekmiştir ve 1914’te birliğe davet edilmiştir. Daha sonraları burada editörlüğe başlamıştır ve bu ona yeni bir yaşam fırsatı vermiştir. UAPA, yazarı birçok şiir ve deneme yazması konusunda teşvik etmiştir. Uzun zamandır planladığı kurgu öykülerini yazmaya başlamıştır. 1917 yılında “The Tomb” (Mezar) ve ”Dagon” ³  başta olmak üzere birçok bilimkurgu ve polisiye öykü yazmıştır.

Bu yıllarda birçok mektup arkadaşı edinmiştir. Yazdığı uzun ve edebi mektuplar ile yüzyılın en büyük mektup yazarı olarak kabul edilmektedir. Genç yazarlara ilham kaynağı olan fikirlerini mektuplar aracılığı ile iletmiştir. Mektup arkadaşları arasında; ”Psycho” nun yazarı Robert Bloch, şair Samuel Loveman, “Clark Ashton Smith” ve “Barbar Conan” ın yaratıcısı Robert E. Howard vardır.

1919‘da Lovecraft’ın annesi, geçirdiği sinir krizi sonrası Butler Akıl Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Burada geçirdiği süre boyunca oğluna birçok mektup yazmıştır. 21 Mayıs 1921’de ise hayata gözlerini yummuştur. Lovecraft, bir kez daha büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır.

Annesinin ölümünden birkaç hafta sonra, Boston’da amatör gazeteciler kongresine katılmıştır. Burada Ukrayna kökenli bir aileden gelen Sonia Haft Greene ile tanışmıştır ve 1924 yılında evlenip New York’a yerleşmişlerdir. Lovecraft, New York’taki göz alıcı yaşamdan büyülenmiştir; ancak kısa süre sonra geçim sıkıntısı ve finansal problemler nedeniyle, Sonia, sahibi olduğu şapka dükkanını kaybetmiştir. Bunun üzerine Sonia, çalışmak için Cleveland’a taşınmıştır. Lovecraft, öykülerine konu olan Red Hook mahallesinde tek başına kalmıştır. Çift geçim sıkıntısı nedeniyle evliliklerini sürdürememiştir. Yaşananlardan sonra Lovecraft, Providence’ a geri dönmüştür.

1921-E
5 Haziran 1921 , Lovecraft ve Sonia Greene

Yazarın en verimli dönemi, yaşamının son on yılında Providence’e döndükten sonra başlamıştır. En bilinen kısa öyküsü ” The Case of Charles Dexter Ward” (Charles Dexter Ward Vakası), ”At the Mountains of Madness” (Deliliğin Dağlarında) ve “The Call of Cthulhu” (Cthulhu’nun Çağrısı) ’yu bu dönemde yazmıştır. ” The Diary of Alonzo Typer” (Alonzo Typer’ın Günlüğü) ve ”Winged Death” (Kanatlı Ölüm) gibi birçok hayalet öyküsünü edebiyat dünyasına tanıtmıştır. Yazar, üretkenliğinin zirvesini yaşadığı bu yıllarda iyice yoksullaşmıştır ve küçük bir pansiyona taşınmak zorunda kalmıştır.

1935-B
2 Mart 1935, Lovecraft Providence’daki evinin önünde

Mektup arkadaşı Robert E. Howard’ın intiharı yazarı büyük bir karışıklık içine sokmuştur. Daha sonraları bağırsak kanseri teşhisi konulan yazarın, yetersiz beslenme yüzünden durumu iyice ağırlaşmıştır ve 15 Mart 1937 yılında Providence’de yaşama veda etmiştir.

Yaşamı boyunca “The Shadow Over Innsmouth” (Innsmouth Üzerindeki Gölge) dışında hiçbir kitabı yayımlanmayan Lovecraft’ın ölümünden sonra arkadaşları August Derleth ve Donald Wandrei onun öykülerini derleyerek kitap halinde yayımlanmasını sağlamışlardır.

H.P. Lovecraft adı, , 1926 yılında yazdığı korku romanı The Call of Cthulhu” (Cthulhu’nun Çağrısı) ile ölümsüzleşmiştir. Bu roman, birçok filme, besteye ve çizgi romana ilham vermiştir. Günümüzde de Stephan King, Bentley Little, Joe R. Lansdale ve Neil Gaiman‘ın gibi birçok bilim kurgu yazarına esin kaynağı olmuştur.

0c2986bafdfb829645338521372816df
Cthulhu tasviri

Lovecraft’ın yazdığı kurgu hikayelerindeki tasvirlerinde hep bir gizem vardır. Yazar, hikayesindeki yaratıkları hiçbir zaman ayrıntılarıyla anlatmaz. Bu şekilde hayal gücümüzü kullanmamıza fırsat verir. Lovecraft’ın yarattığı karakterler ve canavarlar o kadar gerçekçidir ki bunların gerçekten var olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Bunlardan biri Cthulhu’dur.

Lovecraft, 1924 yılında yazdığı “The Hound” adlı öyküde, “Necronomicon” ¹¹ adlı, kendi uydurduğu bir kitaptan bahsetmiştir ve öykülerinin temel korku öğesini bu kitaptaki varlıklara dayandırmıştır. Lovecraft’in araştırmalarına göre Necronomicon, M.S 950 yılında orijinal Arapça halinden Yunancaya çevrilen bir kitaptır. Bu kitabı Theodorus Philetas çevirmiştir, daha sonra da kitap Yunancadan Latinceye Olaus Wormius tarafından çevrilmiştir ve bu kitap bizim zamanımızda bulunan tek çeviridir. Kitabın orijinal adı “Kitab Al-Azif”tir, bu da “Çöl iblislerinin uluması, Yakınlaşanın kitabı” anlamına gelmektedir. Kitabın bulunan tek versiyonu Hırvatistan’da ortaya çıkmıştır.

Bu kitapta, bundan milyonlarca yıl önce yaşadığına ve dünyanın eski sahipleri olduklarına inanılan büyük ve geometriye aykırı varlıklardan bahsediliyor. Cthulhu da aynı kitapta yer alıyor ve bu kitabı okuduğuna inanılan bir grup insan, Cthulhu Mezhebi adı altında hala Cthulhu’ya tapıyor. Mezhep ayrıca bilinmeyen bir dilde söylenen şu formülü tekrar ediyor: “Ph’nglui mglw’nafh Cthulhu R’lyeh wgah’nagl fhtagn”, çevirisi ise “R’lyeh’deki evinde ölü Cthulhu düş görerek bekliyor” şeklindedir.

Hâlâ bu kurgusal kitabın var olduğuna inanan ve onu arayan birtakım insanların olduğu bilinmektedir.

0012
Necronomicon’dan sayfalar

” That is not dead which can eternal lie; and with strange aeons even death may die.”
(Sonsuza dek yatabilen ölü değildir; ve tuhaf zamanlarda ölüm bile ölebilir.)

-Necronomicon

Yazar: Aydeniz Ateş

Dipnotlar

[1] Grotesk: Varlıkların absürt özelliklerle yeniden tasviri ile dünyaya ait olmayan bir olgu haline getirilme sanatıdır. Gotik mimaride önemli bir öge olup , gargoyle ve chimera adı verilen mimari eserler , groteskin Gotik mimarideki önemli örnekleridir. Edebiyatta grotesk tasvirleri ise en çok Gotik – korku edebiyatında yapılmaktadır.

[2] Satyr: Yunan Mitolojisinde yarı insan yarı keçi olan bir yarı tanrı.

[3] Dagon: Lovecraft’ın anlatımına göre tahıl ve balık bereketini temsil eden ve bazen yarı balık olarak tasvir edilen Sümer tanrısıdır.

[11] Necronomicon: Deli Arap Abdul Alhazred tarafından yazıldığını iddia edilen kitaptır. Kelime anlamı olarak ‘ölülerin kuralları, gelenekleri ile ilgili’ şeklindedir.

Kaynakça

»http://www.hplovecraft.com/

»Miskatonic University Campus Events

»Galand, René, “The Wounded Ego of Howard Phillips Lovecraft” (1999), Wellesley College French Faculty Scholarship, Paper 12.

Bir cevap yazın