DEĞİŞİMİN ARDINDAN : TORONTO RAPTORS

Toronto son 5 senenin en başarılı NBA Doğu Konferans’ı temsilcisi olmasının yanında, Konferans playofflarında hiç şampiyonluğa ulaşamamış bir ekip. Toronto bu sene takımda yaptığı değişikliklerle artık hem şampiyon olmak hem de yıllardır ulaştıkları bu istikrarı bir nihayete vardırmak istiyor.
Toronto Raptors, NBA’in 2018-19 sezonuna iyi hazırlanan ekiplerinden biri olarak öne çıktı. Kanada temsilcisi, önce koç Dwane Casey ile yollarını ayırdı. 7 sezondur takımın başında bulunan deneyimli çalıştırıcının önderliğinde tarihinin en başarılı dönemini geçiren Raptors, bu sürede 320 galibiyet, 238 mağlubiyet aldı ve 5 kez üst üste playoff’lara katılarak bu alanda da kulüp rekorunu kırdı. Ama işte sorun buradaydı. 5 kez üst üste playoff oynayan bu takımın hiç konferans şampiyonu olamaması, Casey’nin fişinin çekilmesi için yeterli bir sebep olmuştu. Ve yerine yardımcısı Nick Nurse getirildi. Ancak burada ilginç birkaç detay vermek gerekirse, Toronto Raptors deneyimli koçla yollarını ayırdıktan yaklaşık bir ay sonra, Dwane Casey, NBA tarafından sezonun en başarılı koçu seçildi. Ayrıca 2013 yılından beri Casey’nin yardımcılığını yapan Nurse, ilk defa bu sezon bir profesyonel NBA takımını yönetiyor.
Toronto sadece koçu göndermekle yetinmedi. Sezonun başında Toronto Raptors, oyun kurucusu DeMar DeRozan ile pivot Jakob Poeltl’i, San Antonio Spurs’ten kısa forvet Kawhi Leonard ve oyun kurucu Danny Green ile takas ederek takımın oyununun bir kaç seviye yükseltilmesini sağladı. Ancak Raptors bu kadarla yetinmedi ve Chris Boucher (GSW), Kyle Collinsworth (DAL), Kay Felder (DET), Greg Monroe (BOS), Eric Moreland (DET) ve Jordan Loyd (Rookie)’u takıma dahil etti. Toronto bu hamlelerle çok büyük bir kumar oynamıştı. Normal sezonu konferans ikincisi bir takımı adeta tekrar baştan kuran yönetim, mutlak bir başarısızlıkta neler olabileceğini de biliyorlardı. Sınırı belli olan ve belirli bir düzeye kadar yaşanabilen bu başarıyı geliştirmek için böyle bir değişimin şart olduğunu artık kabullendiler. Takımı estetik ameliyata alıp adeta çehresini tamamen değiştirmişler ve sonuçlarını beklemeye başladılar. Ve bekledikleri başarı şu an için çok uzak bir hayal olarak görünmüyor zira Toronto bu değişime rağmen yine konferans sıralamasında ilk sırada yer alıyor.
Geçen yıl 25.2 yaş ortalaması ile enerjisinden yerinde duramayan ancak başarılı bir sezon da geçiremeyen Raptors, bu sene yapılan transferler ile takımın yaş ortalamasını 26.7’e yükseltti. Anlaşılan o ki Toronto bu sene tecrübeyi seçti, zira bunun ne kadar doğru bir tercih olduğunu şu an ligde bulunduğu konumdan anlıyoruz. Normal sezonda 40. maçlar oynanırken Raptors, 28 galibiyet ve 12 mağlubiyetle Doğu konferansında ikinci konumunda.
Takıma bu sene katılan 27 yaşındaki deneyimli kısa forvet Kawhi Leonard, bu sezon Raptors formasıyla oynadığı 31 maçta 27.1 sayı, 8.0 ribaund ve 3.1 asist ortalaması ile takımın en önemli iki oyuncusundan biri konumunda. Takımın konferans sıralamasında birinci olmasında en büyük etkinliğe sahip bir diğer oyuncusu ise tabi ki takımın usta ismi Kyle Lowry. Lowry ise bu sezon oynadığı 30 maçta 14.4 puan, 4.5 ribaund ve 9.8 asist ortalaması yakalamış durumda.
Tabi ki bu performans verileri sezonun 40. karşılaşması ardından oluşan istatistikler. Batı Konferansı’nın normal sezonda lider olarak götüren Denver ile karşılaştıkları maçtan biraz bahsetmek gerekirse;
Toronto, Denver karşısında takım olarak ciddi defansif hatalar yapmasının yanında hücum anlamında da etkinlik göstermekte zorlandı. Hatta maçın belirli bölümlerinde hücumda, faul çizgisinden içeri girmeye zorlanan bir Toronto izledik. Raptors bu sorunu çözmediği takdirde gelecek maçlarda çok zorlanabilir. Elbette bunların yaşanmasında etkili Denver defansının katkısının çok büyük olduğunu göz ardı etmemek gerek. Denver savunması maçın başından sonuna kadar savunma taktilerinden hiç ödün vermeden oynamış olması da göze çarpan bir detaydı.
Raptors forması giyen Kawhi Leonard o gece takımın yıldızıydı. Ancak Leonard’ın kişisel çabası Toronto’nun maçı kazanması için yeterli olmadı. Denver defansının istikrarlı savunmasını tek başına zorlayan Leonard, 38 dakika oynadığı maçta 29 sayı, 14 ribaund, 4 asist’lik bir performansla takımı adına maçın yıldızı oldu.
Toronto geçtiğimiz sene normal sezonu ilk sırada tamamladı. İlk turda rakip Washington Wizards’ı 4-2 geçmeyi başardı. Raptors bir sonraki turda karşısına kadrosunda LeBron’u barındıran Cleveland Cavaliers ile eşleşti. Ancak bu belki de kuzeyin temsilcisi için en şanssız eşleşmeydi. Doğu Konferansı playofflarının yarı finalinde Cavs’e ve 4-0’lık seriyle elenmekten kaçamadı. Amerikalıların deyimi ile Toronto, Cavs tarafından adeta süpürüldü. Zaten Toronto için sonun başlangıcı da bundan dolayı oldu.
Son olarak Raptors, sezon başında yaptığı büyük atılımla bu sene artık hem konferans şampiyonu olmak ve hem de yıllardır kovaladığı başarıya ulaşmak istiyor. Kawhi Leonard, Serge Ibaka, Delon Wright, Dany Green, Kyle Lowry gibi isimlerle bunu başaracak gibi. Zaten Cavs’ın LeBron’u kaybetmesinden sonra konferans finallerinde de pek zorlanacak gibi de durmuyor.
Hatta 2 Ocak gecesi oynanan Utah maçını tüm bu anlatılanlar için örnek alabiliriz. Kawhi Leonard’ın sayıda kariyer rekoru kırdığı maçta Toronto Raptors zor da olsa Utah Jazz’i 122-116 mağlup etti. Hem galibiyet hem de Kawhi’nin rekor kırması kuzeyin yıldızı Toronto’nun 2018-2019 sezonunu ne kadar ciddiye aldığını taraftarlarına ve bizlere anlatıyor.
Ancak Raptors’un önünde daha 42 maç var. Sezonun ortalarına yaklaşmış durumdayken Toronto’nun bu performansını devam ettirmesi halinde (sezon başında öngörüldüğü gibi) normal sezonu ilk ikide bitirebilir ve playofflara da iyi bir konumdan katılabilir. Bekleyip göreceğiz.
Melih Ziya UYSAL

Bir cevap yazın