Devrim olgusunu yaratmak: Fransız İhtilali

Fransız İhtilâli’nin çıkmasına yol açan ilk adım; 5 Mayıs 1789’da EtatsGénéraux’nun
toplanması oluşturuyor ise de, gerçekte bu ihtilâli doğuran nedenler
uzun bir tarihsel sürecin içinde oluştu. Bunları iç ve dış nedenler olmak üzere iki
gruba ayırabiliriz.jacques_bertaux__prise_du_palais_des_tuileries__1793_.jpg

 İç Nedenler
İç nedenleri siyasal, toplumsal ve ekonomik olmak üzere üç kısımda incelemek
mümkündür.
 Siyasal Nedenler
İhtilâlden önce Fransa’nın siyasal yönetimi nasıldı?
Tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Fransa’da da, mutlak yönetim egemendi.
Fransız Kralı’nın iktidarını Tanrıdan aldığı ve yeryüzünde hiç bir güce boyun eğmediği,
tam ve mutlak hükümran olduğu inancı vardı. Ancak, mutlak bir monark olan
kral, daha etkin bir yönetim için büyük toprak sahiplerine, rahiplere ve soylular sını-
fına dayanmıştı. Bu monarşik sistem içinde Fransız halkından ise, krala ve hükümetine
itaat edilmesi istenmişti.
18. yüzyıla gelindiğinde devlet kurumlarının büyük çoğunluğu kralın elinde toplanmıştı.
Nitekim, 14. Louis, bunun bir sonucu olarak “devlet benim” ifadesini kullanmıştı. 15. Louis ise, 13 Mart 1766’da yaptığı bir konuşmada, “yüce iktidar yalnız
bendedir. Yasama gücü kayıtsız şartsız yalnız bendedir. Toplum düzeni tamamıyla
benden doğar, milletin hak ve menfaatleri tabiî ki bende toplanmıştır ve yalnız benim
elimdedir” demişti.
Fransız Monarşisi, 18. yüzyılın başlarından itibaren idârî ve malî olarak iflasın eşiğine
gelmişti.french_revolution.jpg
  

İhtilâlin siyasal nedenleri nelerdir?
16. Louis döneminde devletin çözülmesi iyice belirginleşmişti. Özellikle, Amerika
Savaşı, Fransa’yı ağır bir borç yükü altına sokmuştu. Bununla birlikte, kral, harcamalarında hiçbir kısıtlamaya gitmemiş ve Versailles Sarayı’nda lüks bir hayat yaşamaya devam etmişti. Aristokratlar da, sahip oldukları ayrıcalıkları korumakla birlikte, devletin tüm resmi makamlarına görevli olarak atanmışlardı. 1780’lere gelindiğinde, orduda bir subaylık satın almak için bile dört soylu aileye akraba olmak zorunluluğu vardı. Bu gelişmeler, 18. yüzyılın sonlarına doğru siyasi yönetim ile halkın
arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmişti. Bunların yanısıra, ekonomik ve
toplumsal hayatta önemli bir güç haline gelmiş olan burjuva sınıfı da, halkın bu hoş-
nutsuzluğunu kullanarak siyasal iktidara ortak olmak istemişti.tarihi_olaylar_fransiz-devrimi-jpg_90174581_1431776235.jpg

Düşünce Alanındaki Gelişmeler
Aydınlanma felsefesi hangi siyasal düşünceleri ileri sürmüştür?
18. yüzyıl “aydınlanma felsefesi” Fransa’da önemli gelişme göstermişti. Bütün insanlığı
mutluluğa kavuşturacak yönetim şeklinin, insan aklı tarafından bulunabileceği
inancı vardı. Siyasi yönetimlerin kaynağı “tanrısal” olmaktan çıkartılmaya çalı-
şılmıştır. Bununla birlikte, akla doğaya, insanın mutluluğuna aykırı tüm peşin yargıların,
boş inançların ortadan kaldırılması düşünülüyordu.
Aydınlanma felsefesi, Avrupa’da en fazla Fransa’da yayılma olanağı bulmuştur. Bu
düşünce sistemi, Fransa’nın mevcut düzenini (Ancien Régıme) hedef almış ve bu
düzenin değiştirilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Nitekim, ihtilâl, Fransa’da çıkmış
ve siyasal iktidarın değiştirilmesi yoluna gidilmiştir. Aydınlanma felsefesinin en
önemli temsilcileri (Montesquie, Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Diderot) Fransa’dan
çıkmıştır.

Montesquei (1689-1755)
Montesquei nasıl bir siyasal düzen istemiştir?
Aristokrat kökenli bir düşünür olmasına karşın, krallık istibdatına karşı olmuştur.
1721 yılında kaleme aldığı “İran Mektupları” adlı eserinde Fransa’nın toplumsal kurumlarını hicvetmiş, kiliseyi, 14. Louis mutlakçılığını, aristokrat sınıfın bozulmasını
eleştirmiştir. Bununla birlikte, 1734-1748 tarihleri arasında yazdığı “Kanunların Ruhu”
kitabında ise, toplumsal kurumların, anayasaların, yasaların oluşmasında çevre
ve gelenekleri başlıca etkenler olarak saymıştır. Montesquie, aristokratik ayrıcalıkların
parlamento yolu ile krala karşı korunup sürdürüldüğü İngiliz siyasal düzenini
örnek almış ve Fransa’da da buna benzer bir “anayasalı monarşi” kurulmasını önermiştir.
Devlet iktidarını meydana getiren yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin
de birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ederek, ihtilâli hazırlayan fikri gelişmeye
önemli katkıda bulunmuştur.

Voltaire (1694-1778)
Voltaire, hangi görüşleri ileri sürmüştür?
Feodal sisteme, özellikle kiliseye karşı çıkmıştır. Voltaire, temsile ve parlamentonun
üstünlüğüne inanmamış, aydın despotluğundan yana olmuştur. Aydın bir kralın
halkın isteklerini sezerek gerekli reformları yapmasını istemiştir. Keyfi tutuklamalara
son verilmesini, işkence ve ölüm cezasının kaldırılmasını, cezaların suçlarla
orantılı olmasını, iç gümrüklerin kaldırılmasını, bazı feodal haklara son verilmesini,
vicdan ve düşünce özgürlüğü gibi somut amaçların mücadelesini vermiştir. Krallığın tanrısal haklara dayanmadığını göstermeye çalışarak, insan aklını yüceleştirmiştir.

Jean-Jacques Rousseau (1712-1778)
J.J. Rousseau nasıl bir siyasal düzen istemiştir?
Yoksul bir saatçi baba ve dans öğreticisi annenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Bu
nedenle, geliştirdiği siyasal düşünceler, yoksul halk kesimlerini hedef almıştır.
1746’da yayınladığı “Toplumsal Sözleşme” adlı eserinde devlet ve toplumsal yaşama
ilişkin görüşlerini belirtmiştir. O, insanların, devleti kendi aralarında yaptıkları
bir sözleşmeyle ve kendi iradeleriyle kurduklarını ileri sürerek, egemenlik anlayışı-
na yenilik getirmiştir. Böylece kralın tanrısal egemenliğini yıkmış, yerine halkın
egemenliği görüşünü getirmiştir. Rousseau, tüm insanların eşit ve özgür doğduğunu
öne sürerek, eşitliğin ve özgürlüğün toplumsal yaşamda da sürmesi gerektiğini
belirtmiştir.

Diderot (1713-1784)
Diderot’un çıkardığı Ansiklopedi’de hangi görüşlere daha fazla yer verilmiştir?
Dönemin Fransız aydınlarınının makaleler yazdığı bir ansiklopedi çıkarmış, bununla
siyasi, sosyal konularda ve düşünce alanında halkı aydınlatmaya çalışmıştır. Diderot’un düşünceleri ile Ansiklopedi’ye hakim olan düşünceler birbirini tamamlamaktadır.
Gerek Diderot’ta gerekse Ansiklopedi’de materyalist felsefe egemendir.
18. yüzyılda ekonomi alanında yaygın olan faydacılık teorisi Ansiklopedide yer
almıştır. Bu konuda şu görüşler ileri sürülmüştür: “Siyaset, ekonomiye bağımlı olmalıdır.
Politikaya ekonomik amaçlar yön vermelidir. Temel özgürlük, ekonomik
özgürlüktür. Devletin görevi, yurttaşlara ekonomik özgürlükleri sağlamaktır”.
Ansiklopedi’nin siyasi alandaki tek kaygısı, dengeli ve sağlam bir yönetimin kurulması,
ekonomik ve kültürel alanlardaki girişimlerin güçlendirilmesidir. Genel tutumuyla
ne ihtilâlden ne de demokrasiden yanadır. Tarihten kopuk, sosyal gelişmelere
kapalı bir devlet anlayışına sahiptir. Ancak, Ansiklopedi, kapitalizmin gelişme
halinde olduğu bir ortamda, geçmişle bağların kopuşunu dile getirerek ihtilâlin hazırlanmasında büyük etken olmuştur.Fransız-İhtilali-Osmanlı-Devletini-Nasıl-Etkiledi-fransa-devrimi.jpg

kaynakça

https://www.academia.edu/30820845/Frans%C4%B1z_%C4%B0htilali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir