Bir Neslin Öncüsü : AFİFE JALE

Efsanevi bir hayat yaşamış , “Ben düşüyorum, seni de çekerim” diyerek eşine “Beni terk et” diyebilmiş, kayıp bir hayat yaşamış, Bakırköy mezarlığında “bilinmeyen bir yerde” yatan ilk kadın tiyatrocu.

Uğruna şarkılar, şiirler yazılmış kadın. 17 yaşında, tiyatrocu olmak isteyince, “fahişe” diye evlatlıktan reddedilmiş küçük kız. En aklı başında deli. Türk kadınının sahneye çıkması için kendi hayatını feda eden bir neslin öncüsü.

Selahattin Pınar’ın zehiri, panzehiri. Söndüremediği hayat ateşini morfinle körüklemek zorunda kalmış sanatçı… Uyuşturucudan harap olmuş vaziyette, bir cesetten farksızken son nefesini vermiştir , Afife Jale.

Afife Jale, orta halli bir ailenin kızı olarak 1902 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde dünyaya geldi. 10 kasım 1918 günü Darülbedayi’ye talebe olarak kabul olunan Beyza, Refika, Behire ve Memduha adlı beş kızdan biriydi.
Related image


Afife ve Refika hariç öteki kızlar daha fazla dayanamamış ve “nasılsa sahneye çıkamayacakları” gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı. Aynı yılın 18 aralık günü Refika tiyatronun suflör, Afife de stajyer oyuncu kadrolarına alınmışlardı.
Afife bir yıl süreyle bütün provalara devam etti, ama bir türlü sahneye çıkamadı. Diğer yandan Refika, sahne gerisinde görev alan ilk müslüman Türk kadını oldu.

tiyatro-siyah-beyaz

  • Afife Jale ilk sahneye çıkışını Refik Ahmet Sevengil’e anlatıyor…

“Hayatımda mesut olduğum ilk gece… Sanatın ruhuma verdiği güzel bir sarhoşluk içindeyim. O piyeste güzel bir sahne vardır, orada taşkın bir saadetle ağladım, ağladım. Sahiden ağladım.

Alkış, alkış, alkış!.. Perde kapandı. Bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat Bey kuliste bekliyormuş, ben çıkarken durdurdu, alnımdan öptü. “Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı, sen iste o fedaisin!” dedi.”

1919 yılının 13 nisan gecesi Premier’i yapılacak olan, Hüseyin Suat’ın “Yamalar” adlı oyununda, Emel rolü, Eliza Binemeciyan’ın Paris’e gitmesiyle ortada kaldı. Darülbedayi yöneticileri ister istemez rolü Afife’ye oynatma kararı verdiler.

bos-tiyatro-salonu
Böylelikle Afife, 22 Nisan gecesi, Kadıköy’deki Apollon Sineması’nda Emel rolünü oynayarak sahneye çıkan ilk müslüman Türk kadını oldu. O gece tiyatroya gelen zaptiyeler, yöneticilere bir uyarıda bulundularsa da genç sanatçı bir hafta sonra da “Tatlı Sır” oyununda yeniden sahneye çıktı. Sanatçı polis tarafından tutuklanmak istenince, Kınar Hanım tarafından arka bahçeye kaçırılarak polislerin elinden zor kurtuldu.
Üçüncü piyesi olan “Odalık” oynanırken polis tiyatroyu bastı. Afife bu kez de makine dairesinden kaçırıldı. 1921’de dahiliye nezaretinin bir buyruğu ile belediye 27 Şubat günü 204 sayılı bildiriyi Darülbedayi yönetim kurulu’na gönderdi. Bildiride müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkamayacakları yazılmıştı.
Bu bildiri üzerine Afife, tiyatronun kadrosundan çıkarıldı. Tiyatrosuz kalması Afife’nin zaten zayıf olan sinirlerini alt üst etmiş, kaçışı haplarda ve uyuşturucularda bulmaya başlamıştı. Sonradan aşık olduğu bir doktorun yaptığı iğneler de onda bir alışkanlık başlatmıştı. Ortalık biraz durulunca, birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi kumpanyası ile Anadolu’da turneye çıkmış, yeni tiyatro topluluğu ile Kadıköy’de oynamış, daha sonra da Fikret Şadi’nin Milli Sahne’siyle çeşitli kentlerde temsiller vermişti.

Related image
1923’ten sonra Türk kadınları Atatürk’ün emriyle sahneye çıkmaya başlamıştı. Gün geçtikçe bozulan sağlığı ve uyuşturucu alışkanlığı, tiyatroyu ister istemez bırakmasına neden oldu. Bu onu büsbütün çileden çıkardı.
1928 yılında bir arkadaşıyla, Kuşdili çayırında Hafız Burhan’ın bir konserine gitmiş, orada sanatçıya tamburuyla eşlik eden Selahattin Pınar’la tanışmıştı. Kısa bir sürede Pınar, genç kadına deliler gibi aşık oldu.

Image result for selahattin pınar
Selahattin Pınar “Nereden sevdim o zalim kadını” gibi birçok ölümsüz şarkısını onun için besteledi.

  • Beste: Selahattin Pınar
  • Güfte: Yusuf Ziya Ortaç

Afife Jale, Selahattin Pınar’ın naifliğinden, kibarlığından, temiz giyiminden, güzel ve esprili konuşmasından etkilendi. Duyguları karşılıksız değildi. Evlendiler. Fatih Camii’nin karşısındaki bir apartman dairesine yerleştiler. 27 yaşındaydılar ama çocuk gibiydiler. Evde saklambaç oynuyorlardı. Ut, tambur tınısı, şarkılar, şiirler evlerinden hiç eksik olmuyordu. Fakat, mutluluk kısa sürdü. Çünkü Afife Jale bazen odasına kapanıyor, saatlerce çıkmıyordu.

Selahattin Pınar, bir gün kapının anahtar deliğinden içeriye baktı. Afife Jale koluna eroin şırınga ediyordu. Uyuşturucu bulmak için bir eczacıyla da ilişki kurmuştu… Selahattin Pınar karısına áşıktı. Her tutkulu insan gibi kendini aldattı. Afife Jale’yi kurtarmak isterken uyuşturucu bataklığına saplandı.

Afife Jale, eşinin daha kötü bir hale gelmemesi için ona yalvardı: “Ne olur boşa beni, terk et beni.” Selahattin Pınar hiç yanaşmadı ayrılığa. Afife Jale hep zorladı. Tiyatrodan uzak kalmak, sahneye çıkamamak, Afife’yi mutsuz kılıyor, kurtuluşu yalnız uyuşturucuda buluyordu, 1935 yılında boşandılar. Selahattin Pınar aşkını hiç unutamadı. Karşılıksız aşkı ve ayrılık acısını anlatan unutulmaz bestelerini bu dönemde yaptı: “Nereden sevdim o zalim kadını” ; “anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek”; “huysuz ve tatlı kadın”

afife-jale

Bundan sonra Afife içine düştüğü girdaba büsbütün batarak sefalet içinde sürünmeye başladı.

Darülbedayi’deki dostlarının yardımıyla, Bakırköy Akıl Hastanesi’ne yatırıldı ve 1941 yılının 24 Temmuz günü kimsesiz bir halde yaşama veda etti…

Kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağında bir deri bir kemik veda etti hayata… Ölümü, gazetelere haber bile olmadı.

Cenazesine yalnızca 4 kişi katıldı, onlar da tabutu taşımak için gelmişlerdi. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti.

Tiyatronun ve devrinin bu büyük fedaisi böylece sessiz sedasız yok olup gitti. Uzun yıllar onun adını bile anan olmadı…

Ama o silinmedi. Efsane oldu. Bilindiği üzere ; o, Türk kadınının sahneye çıkması için kendi hayatını feda etmişti…

Kısa fakat etkileyici, yoğun hayatıyla önemli bir iz bırakmış; idol olarak alınabilecek tamamen farklı, cesur bir kadındı. Bir neslin öncüsüydü Afife.

Selahattin Pınar, Afife Jale’nin ölümüyle yıkıldı. Daha da içine kapandı. Ardı ardına besteler yaptı. “Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım”. 6 Şubat 1960’ta Todori’nin Meyhanesi’nde ölene kadar Afife Jale’yi unutamadı…

Kaynakça

https://www.afife.org/

www.diken.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir