Site Loader

Daha önceki yazıda Roma İmparatorluk Kültü ve onu etkileyen daha eski Roma kültlerini kısa bir şekilde açıkladığım bir yazı yayımlamıştım. (bkz. Roma’da İmparatorluk Kültü Anlayışı). Bu yazıda da imparatorluk kültünü açıkladığım mini yazı serisinin bir devamı niteliğinde olacak şekilde, imparatorluk kültünün oluşumuna meydan veren ‘divus Julius’ kültünden bahsedeceğim.

‘Divus Iulius’ Kültü Işığında Roma İmparator Kültü’nün Meydana Gelişi

Julius Caesar birbiri ardına aldığı zaferler sonrası kendi gücünü sağlamlaştırmak adına Roma için yeni tarzda bir monarşi çabasına girişmiş ve bunun kurulmasında en temel aracı ise kendi kültünde görmüştür. O, tanrılarla kendi soyu arasında güçlü bir bağ kurarak kendi tanrısallığını oluşturmak ve politik gücünü kalıtsallaştırmak arzusundaydı. Hiç şüphesiz Caesar’ın bu düşüncesinin şekillenmesinde gezip gördüğü Helenistik krallıkların tanrı-kral imaj kültürünün epey etkisi olsa gerek.

Caesar erken zamanlarında, Sulla yönetiminden kaçıp geldiği Doğu’da farklı bir kültürle karşılaştı. Anadolu’da Asia ve Cilicia bölgelerini gezdi. Bithynia kralı IV. Nicomedes’in sarayında bulundu. Burada bulunduğu süre içerisinde Doğu’daki hükümdar kültleri ile onun anlam ve önemini anlamış olsa gerek. Ayrıca, dokuz ayını geçirdiği Mısır’da Cleopatra ile yaptığı geziler dolayısıyla buradaki tanrı-kral kültü ile tanıştı ve Mısır’daki bu kadim geleneğin nasıl hala devam ettiğine bizzat tanık oldu.

Pompeius’a karşı kazandığı zaferin ardından Caesar adına kutlamalar, sembolik festivaller düzenlendi ve ona çeşitli hediyeler bahşedildi (Taylor, 63). Tüm bunlar Caesar’ın gücünü sağlamlaştırmanın yanı sıra, onun kült olarak yerinin daha da pekişmesi ve kutsallaşmasına yardım sağlamaktaydı. Zira Venus’e tapınak adaması ve ona özel önem vermesi Caesar’ın, Romalıların annesi Tanrıça Venus’un oğlu olduğunun dolaylı bir ilanıydı. Bu tür faaliyetler de Caesar’ın Yakın Doğu ve Mısır kültüründen epey bir etkilendiğine işaret etmektedir. Bilindiği üzere eski Mısır’da firavunlar güneş tanrısı Ra’nın oğlu olarak ilahi meşruiyetlerini sağlamışlardır. Bunların yanı sıra, Antik tarihçi Cassius Dio’nun aktardığına göre tapınakta Caesar’a adanan heykelin altında ‘yarı tanrısal Caesar’ (demigod) ibaresi mevcuttu (Dio, 43, XIV, 6; Taylor, 65). Ayrıca siyasi meşruiyeti pekiştirmek adına yapılan politika gereği Caesar’ın soyu efsanevi karakter olan Aeneas’a ve oradan da (Aeneas’ın Venus’un oğlu olmasından dolayı) Tanrıça Venus’e bağlanmaktaydı. Ve efsaneye göre Julius’lar soyunun kurucusu Iulus, Aeneas’ın oğlu ya da torunuydu (Taylor 1931: 58-59).

MÖ 48 yılındaki Pharsalus Zaferi’ni mükeakiben Caesar’ın portresi ve unvanları Roma sikkelerinde görülmeye başladı, ki Caesar öncesinde sikkelerde genellikle tanrıların simgesel portreleri olurdu. Ayrıca Roma’da daha önce hiçbir yaşayan insanın portresi sikkeye basılmamıştı (Taylor, 66). Bunun yanı sıra, senato MÖ 44 yılında Caesar’a ‘parens patriae’ (milletin babası) unvanı verdi. Caesar’ın doğduğu ay olan Quinctilis ayının (Temmuz ayı) adı da onun onuruna ‘Julius’ olarak değiştirildi ve doğum günü resmi bir kutlamaya dönüştürüldü. Bunun yanında, İtalya ve Roma’daki tüm tapınaklara Caesar heykeli dikilmesi talimatı verilmiştir (Dio, 44, IV, 4; Taylor, 67) ve ayrıca onun adına birçok tapınak inşa edilmiştir.

Tüm bunlar, Caesar’ın krallara layık otorite ve kutsiyetinin yansımaları olarak değerlendirilebilir. Zira Caesar’ın aldığı onur ve unvanların Helenistik kralların aldığı unvanlardan hiçbir farkı yoktu. Doğum gününün kutlanması, Romalı devlet memurlarının ve senatonun bizzat onun emriyle hareket etmesi; onuruna festivaller ve dört yılda bir oyunlar düzenlenmesi kararı, tapınaklara onun heykellerinin dikilmesi ve Caesar’a dair tüm diğer yeni uygulamalar Doğu monarşilerini anımsatmakta ve Caesar kültünün henüz o hayattayken meydana getirilmiş olduğunu göstermektedir.  

Antik tarihçi Dio’ya göre Caesar’a adanan ana tapınak ‘Jupiter Julius’ olarak (sonrasında ise divus Julius olarak) adlandırıldı ve tapınağına ‘flamen Dialis’ adı verilen rahip atandı. Birçoklarına göre bu durum Caesar’ın tanrısallaştırılmasının (divus Julius) resmiyet kazanması halidir. Caesar’ın Tanrı Jupiter ile eşleştirildiğinin bir diğer belirtisi olarak heykelleri sayılabilir: Bazı heykellerde Caesar, Jupiter’in alametleri olan kalkan ve yıldırım sembolleriyle yansıtılmıştır (Taylor, 71).

Caesar’ın oturduğu tahttan, giydiği elbiseye ve takındığı hükümdar tutumlarına kadar hemen her şeyi krallığı çağrıştırıyordu. Her ne kadar halkın tepkisinden çekinerek kendisine uzatılan sembolik krallık tacını büyük bir gösterişle üç defa reddetmiş olsa da esasen onun konumu ve yaratmak üzere olduğu yeni sistemdeki yeri eski Roma krallarının kudretini de geçmekteydi. Caesar’ın kurmak istediği sistem Doğu usulü kalıtsal ve tanrısal bir monarşi idi.

Ömrü boyunca ve hatta öldüğünde dahi taşıyacağı unvan ve sıfatlarla Caesar’ın hatırasının korunması ve ona veya ölümü sonrasında onun hatırasına karşı kötü söylemde bulunanların cezaya tabi tutulması da sağlandı (Dio, XLIV, 5.3). Bu sayede ona karşı olan lehte veya aleyhte tutumlar, Caesar’ın kutsiyetinin belirginleşmesiyle yerini daha farklı türden bir bakış açısına bırakmıştır. Caesar artık yarı-tanrısal bir şahsiyettir.

Nitekim ölümü (MÖ 15 Mart 44) sonrasında Caesar’a verilen onurlar, o yaşarken verilenlerden çok daha yetkindir. Ve yine ölümü sonrası, ona karşı olan iki kutuplu düşünceler farklı bir boyuta dönüştü; verilen onurlar onu yüceleştirdi ve siyaset-üstü bir konuma yükseltti. Böylelikle Caesar gerçek anlamda bir kült halini almıştır artık. Bu da Caesar taraftarlarının -ve bilhassa Octavianus’un- kendi gücünü pekiştirme politikasının bir sonucuydu. Zira Caesar’ın tanrılaştırılması, Octavianus’un iktidarının teminatıydı. Nitekim o da kendisini de ‘divi filius’ [Tanrı’nın (Caesar’ın) oğlu] olarak adlandırmıştır. Caesar kültü, Caesar’ın ölümü sonrasında gerçek anlamda bir inanç haline gelmiş ve Roma imparatorluk kültünün ilk işareti olarak ön plana çıkmıştır. Bundan sonrasında onun yerini alacak olan Octavianus (Augustus), Roma imparatorluk sistemini gerçek anlamda kuracak ve imparator kültünün her yönünden fayda sağlama yoluna gidecektir.

-Yusufcan Kalkan

Kaynakça:

  • Taylor, The Divinity of The Roman Emperor, Philadelphia, 1975
  • Bailey, Antik Roma’nın Dini, çev: Peren Gülmez, Kanon Kitap, İstanbul, 2018
  • Price, Rituels and Power: The Roman Imperial Cult in Asia Minor, Cambridge University Press, 1984

Not: Bu mini yazı serisinin bir sonraki bölümünde Roma imparatorluk kültünün sistematik hale geliş dönemi olan ve imparatorluğun kurucu babası olarak anılan ‘divus Augustus’tan bahsedeceğim.

Yusufcan Kalkan

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla