Site Loader

“Doğa bir sanat yapıtı olarak görüldüğü zaman daha güzeldir.” Kant

Enstalasyon sanatı, açıkcası izlediğim bir filmde geçiyordu ve ben de bu yolla öğrenmiş bulundum. Öncelikle ilgi çekici olduğunu söylemek isterim. Peki, bu kelimenin kökeni nedir? Nedir bu enstalasyon?  Fransızca kökenli olduğunu ve dilimizde ‘’tesis etme,döşeme, yerleştirme’’ karşılığını aldığını görüyoruz. Bu bağlamda denilebilir ki enstalasyon sanatı bir çeşit ‘’yerleştirme’’ sanatıdır.

Yani doğa ile insan yapıtının birleşmesi sonucunda ortaya çıkan bir çeşit akım niteliğindedir. Mimariye yakındır fakat tam olarak mimari unsurlar göze çarpmaz. Görür görmez ‘’muhteşem bir sanat eseri’’ diyebileceğimiz yapılardır. Mekanla iç içe olan bir yapıdır ve açık uçlu bir karşılaşmadır. Obje ile doğanın özdeşleşmesi söz konusudur.Obje, doğanın bir parçası gibi konumlandırılmıştır. Mesela bir savaşı, açlığı,tarihi, ekonomik olayları ya da bir aileyi, herhangi bir yaşantıyı, psikolojik olayları bu şekillerle anlatmak mümkündür. Bu tür çalışmalar aklınıza gelebilecek her yerde olabilir. Mesela bahçelerde, ormanlarda, şehir merkezlerinde, terkedilmiş mekanlarda, hangarlarda ve umuma açık her yerde görebiliriz.

enstalasyon ile ilgili görsel sonucu

Peki kökleri nereden geliyor diye soracak olursak: ‘’Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır.Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir. 1960’ların ABD ve Avrupa’sında asamblaj(‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu.

enstalasyon ile ilgili görsel sonucu

 Zamanla galeri mekanının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır. 1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır.’’

Yüzyıl sonlarında baskın sanat türü olarak karşımıza çıkan enstalasyon sanatı görenleri ilgisini ve algısını arttırmakla kalmıyor ayrıca farkındalık da yaratıyor. Günümüzün ilerleyen teknolojisi sayesinde bu sanat daha da yerini belirginleştirmeye başlamıştır. Bu sanat, bir nevi icra eden sanatçının bakış açısı ve hislerine göre renklenir ve şekillenir. Diyebiliriz ki günlük yaşamdaki her ortam ve yapı bir enstalasyon yaratmak için uygundur ve kullanılabilir.Bu yazıda da sanatçıların, mekânın ruhunu yansıtan eserlerini doğada sergiledikleri en etkileyici, ilginç enstalasyon çalışmalarını sizlere sunuyoruz.

1.


Yüzlerce renkli led ışıkların farklı yüksekliklerde durması ile oluşan ve Infinity Mirrored Room – The Souls of Millions of Light Years Away adı verilen bu çalışma Yayoi Kusama’ya aittir. Işıkların yere yansımasıyla sonsuzluk hissi uyandırması ilgi çekicidir.Küp biçimli ve ayna panelli bu oda bu etkiyi daha da artırıyor.

2.

İranlısanatçı kardeşler Icy ve Sot, tarafından New York’ta yapılan estalasyonda sınır kontrolü ve mülteci krizini ele almaktadır. Tel örgüler üzerindeki müdahaleleriyle mülteci sorununa dikkat çeken kardeşler, ayrıca insan hakları,kapitalizm, politik ve sosyal adaletsizliklere de vurgu yapmaktadır.

3.

MigeulChevalier tarafından yapılan ve Londra’da gecelere renk katacak bir enstalasyon çalışması “Dünya Balonunun Kökeni” adını taşımaktadır. Londra’nın en işlek bölgelerinde sergilenmiştir. Oxford Caddesi’nde yer alan bu devasa boyuttaki renkli balon oldukça ilgi çekici durmaktadır. Chevalier’in tabiri ile mikroorganizmalardan ilham alınan ve ortaya çıkarılan yapıt rengarenk görüntüsüyle göz dolduruyor. Enstalasyonun asıl mantığını özetleyen şu cümle ise şöyle: “Her şey birleşir, her şey birbirinden ayrılır, tüm hızıyla değişir.”


4.

JunOng tarafından oluşturulan ve 2015 Urban Xchange Festivallerinin bir parçası olan, beş katlı bir aydınlatma enstalasyonu olan Stardust yani yıldız tozu gerçekte devam eden bir değişimi sembolize etmektedir. Terk edilmiş bir binada 500 metrelik çelik kablolar ve led ışıklarla oluşturulan yıldız şeklindeki bu görüntü fütüristik bir şekle bürünmüştür.

5.

Brezilya’da 2016 Olimpiyat Oyunları kapsamında Rio deJanerio’da yapılan bu çalışma Fransız sokak sanatçısı JR’ye aittir. Devasa bir şekilde ve alanı kapsayan bu proje Inside Out kapsamında ürettiği çalışmalardandır. Metal iskelelerin üzerine yerleştirilmiş bir görsel havasındadır.

6.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone tarafından yapılan bu çalışmanın konusu; Las Vegas’ın güneyindeki Nevada Çölü’ne yerleştirilen renkli kayalardır. Yer çekimine meydan okuyan sanatçı, doğa ve insan arasındaki devamlılık ve dayanışmaya dikkat çekmiştir. Seven Magic Mountains adını verdiği bu renkli kayalar 10 metre uzunluğundaki kuleler şeklindedir.

7.

İtalya’daPuglia Bölgesi’nde arkeolojik anlamda önem teşkil eden Siponto tarihi parkınaışıklı kablolarla inşa edilen entalasyonda antik kentin önemi hatırlatılmayaçalışıldı. Sanatçı Edoardo Tresoldi’nin Basilica di Siponto adını verdiği buçalışma kalıntıların üzerine yerleştirilen ışıkla beraber oldukça büyüleyicibir görüntüye sahne oldu.

8.

Çinli sanatçı ve aktivist olan Ai Weiwei Toronto’da Forever Bicycles adını verdiği bu enstalasyon çalışmasında tam olarak 3144 bisiklet kullanmış ve  oldukça geniş bir alanda görenleri şaşırtmıştır.

9.

Milano’da bulunan Lodi Bölgesi’nde kullanılmayan yeraltı kanallarının yeniden düzenlenmesi ile oluşturulan bu çalışma, İtalyan sanatçı Biancoshock’a aittir. Burada verilmek istenilen mesaj zor şartlar altında yaşamanın zorluğudur. Border life adını taşıyan bu küçük yeraltı evleri dikkat çeken ve orijinal bir görüntü ortaya koyuyor.

10.

Portekiz’de Sextafeira Produções adlı firma tarafından gerçekleşen bu şemsiye gölgelikler adlı bu çalışma geleneksel alışveriş caddesinin sokaklarına uygulanmıştır. Alışveriş caddesini görsel zenginlikle bütünleştirerek orijinal bir şekil sunmuştur. Bu etkinlik fotoğrafçı Patricia Almeida’nın çektiği fotoğraflarla dünyaya yayılmış ve bu tür çalışmanın benzerleri farklı ülkelerce yapılmıştır.

11.

Brezilyalı Nele Azevedo’nun yaptığı 20 santimlik yüzlerce buz insan heykelinden oluşan bu çalışma kentin önemli meydanlarında sergilenmiştir.Bu figürler gün ışığında insanların önünde erimeye bırakılıyor ve buzdan insanların erimesiyle oluşan bu mesaj aslında küresel ısınmadır. Sanatçının vermek istediği mesaj: ‘’Küresel ısınma durdurulmazsa hepimiz yok olacağız.’’şeklindedir.

12.

Fransız Sokak fotoğrafçısı Philippe Echaroux tarafından yapılan bu çalışma ”The Blood Forest” adını taşımaktadır. Bu proje ile Amazonların ormansızlaştırılmasına dikkat çekmek istemiştir. Çalışmada Brezilyalı yerlilerin portreleri yağmur ormandaki ağaçların üzerine yansıtarak orijinal bir görüntü oluşturmuştur. Echaroux’un bu çalışması Amazonlardaki yağmur ormanlarının insanlar tarafından yok edilmesine dikkat çekmek ve katliamı protesto etmek mantığı ile yapılmıştır.

 “Bir ağacı yok etmek bir insanı öldürmekle gibidir.” sloganıyla yola çıkan sanatçı, insanla orman arasındaki bağı vurgulamıştır.

13.

İngiliz tasarımcı Alex Chinneck tarafından yapılan ve “Fromthe Knees of My Nose to the Belly of My Toes” (Burnumun dizinden ayak parmağımın göbeğine) adı verilen bu çalışmada terk edilmiş bir bina sanki ön cephesinden kayıyormuş gibi gösterilmiştir. 1 yıllık çalışmanın ardından 4 binaya da bu şekli veren Chinneck, görüntü kirliliğinin de önüne geçmiş ayrıca farklı bir tasarım meydana getirmiştir.

14.

Ünlü sanatçıAi Weiwei’nin 14.000 adet can yeleği kullanarak yaptığı bu enstalasyonda mülteci sorununa dikkat çekmek istenmiştir. Sanatçı Berlin’deki Konzerthaus’un girişinde bulunan sütunlara Midilli Adası’ndan topladığı can yeleklerini bağlayarak “Cinema for Peace” etkinliğinin gala gecesinde seyircilere sunmuştur.

15.

Queens’tabulunan ve daha önceleri orduya ait olduğu söylenen terkedilmiş bu bina Almansanatçı Katharina Grosse tarafından enerjik renklere  boyanarak inanılmaz bir enstalasyon çalışması gerçekleştirdi. Sandy Kasırgası’ndan sonra kullanılmayan bu bina ile hayata dönmüş ayrıca sanatçının ifadesiyle canlanma ve iyileşme kavramlarına ışık tutuyor.

16.

İtalya’ya da bulunan İseo Gölünde yapılan bu enstalasyon çalışması, 100 metrekarelik bir alana sarı kumaş döşenerek yapılmıştır. Enstalasyon sanatçısı Christo’nunFloating Piers olarak adlandırdığı bu çalışma üç kilometrelik yürüme yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kıyı kasabalarını birbirine bağlayarak ziyaretçilere eşsiz bir rıhtım deneyi yaşatmıştır. 16 gün boyunca sergilendikten sonra tüm malzemeleri ile geri dönüştürülmüştür.

17.

Paige Smithtarafından Maker City LA‘daki serginin devamı mahiyetinde Los Angeles sokaklarında jeotlardan (volkanik kristal kaya) oluşan bir enstalasyon gerçekleşmiştir. Smith’in kent jeotları olarak adlandırdığı jeodezik kaya oluşumları aslında kent çevresinde kâğıt, sprey boya ve çoğunlukla rastgele çatlaklara dökülen reçine ile meydana getirilmiştir. Ayrıca bu kent yerleştirmeleri, son birkaç yılda İspanya, İstanbul, Ürdün, Güney Kore gibi dünyanın farklı yerlerinde de uygulanmıştır.

Şura Zebunoğlu

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla