Kayıp Cennet'in Kaşifi

Eğer yaşasaydı bugün doğum günü kutlanacak olan şair John Milton… Yıllar hatta asırlar önce bugün doğdu. 9 Aralık 1608’de dünyaya gelen İngiliz şairin annesi çok dindar bir kadındı. Babası ise ilahileri ve hukukla ilgili yazıları ile zenginliğe doğru bir yükseliş yaşamıştır.

John Milton 19 yaşına girdiğinde evinin yanında bulunan St. Paul okuluna yazıldı, 5 yıl sonra ise Cambridge’de bulunan Christ kolejine girdi.Bu yaşlarında İtalyanca,Latince ve İngilizce şiirler yazmaya başladı.

john milton ile ilgili görsel sonucu

Okula adapte olamaması sonucu alay konusu edilerek ‘’The lady of christ’s’’ (okulun hanımefendisi) olarak anılınca hocalarından biriyle kavga ederek bir dönemliğine okuldan atıldı. Cambridge’ten ayrıldıktan sonra papaz olma isteğinden vazgeçti üstüne üstlük hiçbir mesleğe yönelmediği 6 yıl boyunca babasının evinde zamanını dinlenerek geçirdi.

Fakat o esnada boş durmayıp L’allegro, Il Penseroso (1632), Comus (1634) yazılarının yanı sıra arkadaşı  Edward King’in ölümü üzerine Lycidas (1637) adlı eserini kaleme aldı. Milton ilk eserlerini o dönem yaygınlaşmaya başlayan Latin alfabesi ile yazdı.

john milton ile ilgili görsel sonucu

1635 yılında ailesiyle birlikte Horton’a taşındı.Burada da yazılarını İtalyanca,Latince ve İngilizce olarak yazmaya devam etti. Ayrıca kendisi bu dillerin yanı sıra Yunanca,Felemenkçe, Almanca, Fransızca, İspanyolca dillerinde şiir yazan, İbranice, Aramice ve Süryanice okuyabilen bir şairdi.

1930’lu  yılların sonuna doğru Fransa ve İtalya’ya seyahat etti. Paris’te hukukçu olan  Hugo Grotius ve Florence’de gökbilimci Galileo Galilei ile görüştü.Nitekim ‘’Paradise Lost’’ adlı eserinde Galileo’nun teleskobuna da değinmiştir. Milton, 1939 yılında Londra’ya geri döndü.

Varlıklı bir aileden gelmesine rağmen Milton’un dünya görüşü kişisel ve siyasi mücadelelerle şekillenmiştir.1642 yılında iç savaş sırasında tuttuğu taraf kazanıp Cromwell başa geçince İngiliz şairimiz de hükumette önemli bir göreve atandı. Devletin tüm resmi evrakları Latinceye çeviriyordu.Çünkü o zamanda Latince Avrupa’da resmi dil olarak kabul edilmişti.1659 yılına dek dış işleri bakanlığına denk olan görevini yerine getirdi.

Bağnazlıktan endişelenen sanatçı piskoposluk (1642), boşanma (1643),basın özgürlüğü (1644)  ile ilgili bir dizi kitapçık yayınladı. 1. Charles’ın ölümünün ardında ise ‘’The Tenure Of Kings And Megistrates’’ (Kralların Ve Asillerin Hakları) isimli kitabında halkın tahttan indirme ve vatan hainlerini cezalandırma hakkına sahip olduğunu belirtmiştir. (1649)

_95725205_81b4e911-e0a1-4948-b7c6-886194e84b33.jpg

John Milton,İngiliz edebiyatında ”Paradise Lost”(Kayıp Cennet-1667) şiiriyle tanınmaktadır.Ayrıca sansürü uygunsuz bulan Areopagitica teziyle bilinmektedir.

Ölmesine rağmen ününü kaybetmeyen sanatçı 20.yüzyılların ortasına doğru F.R. Leavis’in eleştirileri sonucu,önceden en iyi şair ve Sheakspeare’den sonra en iyi yazar olarak kabul edilen Milton’un ününde düşüş yaşanmıştır. Fakat günümüze dek çeşitli dergilerde çalışmaları hala kullanılmaktadır böylece Milton’un itibarı 21. yüzyılda bile korunmaya devam etmiştir.

Az önce bahsedildiği gibi şairimizin üne kavuşmasında en etkili eser olan Paradise Lost  günümüzde fazla okunmamaktadır.Ama bu yıl 350. yaşını dolduran destansı şiir İngiliz edebiyatını şekillendiren önemli bir eserlerden biri olmaya devam etmektedir.

10.000 mısrayı aşkın bu şiirde cennette girme savaşı ve insanın cennetten kovulma hikayesi anlatılmaktadır. Bir çok bölümünde okuyucu cennetin kaybedilmesini , gözden düşen şeytanın ve insanın gözüyle anlama çabasını görmektedir.

_95725201_0bb8ab9e-0285-49c9-90c2-f387c4d448a3.jpg

Gözleri iyi görmediği için diplomatik seferlerini sınırlamak zorunda kalan Milton 1654’te tamamen kör olmuştur.Yaşamının son 20 yılında şiirlerini o söylemiş başkası yazıya dökmüştür. Ama bu konuda  daha çok yardımcısı kızları olmuştur.

john milton paradise lost illustrations ile ilgili görsel sonucu

Şair Kayıp cenneti yazarken yastaydı çünkü Cumhuriyet döneminde İngiltere’yi yöneten Oliver Cromwell’i kaybetmişti.Onun ölümü ne yazık ki cumhuriyetin yıkılışını hızlandırmıştı.Bu yüzden kayıp cennet aslında Tanrının işlerini insanın ve Milton’un kendi gözünde meşru kılma çabasıydı.

Kayıp Cennet çoğunlukla siyasi ve dini tartışmalara konu olmuştur fakat aşk da içerir. Milton’a göre Havva biraz da Adem’e yakın olmak için günaha girmiş, Adem de “Seni kaybetmek kendimi kaybetmektir.” sözleriyle onu takip etmiştir.

_95725203_84700387-cae2-49c7-8913-2496fd993dc2.jpg

1660’ta Stuart hanedanlığı yeniden tahta geçmeden birkaç ay önce Milton bir bildiri yayınlayarak krallığı reddetmiştir. Bunun üzerine maalesef eserleri yakılmış, Londra Kalesi’nde hapsedilmiş, idamdan ise kıl payı kurtulmuştur.

Buna rağmen kayıp cennet kraliyet yanlıları tarafından bile övülmüştü.Ayrıca “İnsan beyninin ürettiği en üstün eserler.” gibi yorumlar almıştı.

John Milton böyle bir hayat yaşamasının ardından 8 Kasım 1674 tarihinde yani 66 yaşında İngiltere’de kendi kayıp cennetini bulmak üzere hayata gözlerini kapamıştır

Son olarak da ona kendi mısralarıyla veda edelim. “Akıl kendi mekanını yaratır, kendi başına cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir