EDGAR ALLAN POE’YU KARALAYAN ADAM

Edgar Allan Poe 1849 Ekiminde Baltimore’da cadde kenarında, yarı ölü bir halde bulundu. Ünlü yazar, üzerinde bir başkasının kıyafetleriyle tamamen tuhaf ve anlaşılmaz bir durumdaydı. Bulunduktan ve hastaneye kaldırıldıktan bir gün sonra, başına neler geldiği konusunda tek bir laf bile etmeden öldü.
Poe’nun ölümü, bugün onu popüler kültürde gördüğümüz yönüyle çok da tuhaf durmuyor. İlaç bağımlısı, tuhaf biraz da deli bir adamdı. Baltimore’daki ölümünü akla yatkın kılan belki de yazdığı, aklındakileri dışa vurduğu korku hikayeleriydi.
Ancak işler öyle değil.
Bir yandan Poe’nun ölümü bugüne dek çözülemeden gizemini korurken bildiğimiz kesin bir şey var: Poe hakkında bildiğimiz, düşündüğümüz her şey aslında yanlış. O, şans eseri birkaç hikayesini yayınlamış ve başarı elde etmiş, toplumun uçlarında yaşayan, sokaklarda bir başkasının kıyafetleriyle dolanıp ‘Reynold’ diye birine seslenecek deli bir adam değildi.
Bu Poe tanımı kesinlikle doğruyu aktarmıyor ve hepsi bu adamın uydurmaları:

Bu adamın ismi Rufus Griswold ve kendisi Poe’ya karşı müthiş bir nefret besliyordu. Bu nefret, iki yazar arasında yıllardır varolan bir rekabetin ardından Griswold’un, Poe tarafından kötü bir eleştiri almış şiirinin antolojide yayımlanmasından kaynaklı.
Hikaye, Poe’nun antoloji için birkaç şiiri teslim etmesi ve Griswold’un da nezaketen kabul etmesiyle başlıyor. Griswold, zamanının iyi edebiyatçısı ve dergicilerinden olan Poe’dan antolojiyi gözden geçirmesini yani sonuç olarak Poe’nun kendi çalışmaları yayımlandığı için iyi bir eleştiri yapmasını istedi. Poe bunu yapmadı çünkü onun açısından işler böyle yürümüyordu.
İstenilenin aksine, Poe eser ve Griswold hakkında iğneleyici bir inceleme yayımladı. Böylelikle Poe’nun ölümüne kadar sürecek ve en nihayetinde edebiyat tarihinin en uzun lekeleme kampanyalarından birinin fitilini ateşlemiş oldu.
Peki Griswold bunu nasıl başardı? Dersleri ve eleştirileriyle tanınan, kısacası o günlerde meşhur olan, oldukça halka açık bir Poe imajını değiştirebilmeyi nasıl başardı? İşte tüm bunlar Poe’nun ölümünden sonra başladı.
Poe’nun öldüğü haberi ona ulaşır ulaşmaz soluğu, ‘Ludwig’ takma adını kullanarak ölüm ilanı vermek amacıyla New York Tribune’ de aldı. Baltimore Edgar Allan Poe Topluluğu’na göre şunları yazdı:
“Edgar Allan Poe öldü. Evvelsi gün Baltimore’da öldü. Bu ilan birçoğunu şaşırtacaktır. Ancak pek az kimse yasa boğulacaktır.”
Akılda tutmakta fayda var ki çok ama çok insan Griswold’un Poe’ya karşı olan tutkulu nefretini biliyordu. Bu sebeple, Poe’nun arkadaşları, ilanın Griswold’un başının altından çıktığını ve The Tribune’ de yazılanın aksine onu özleyecek pek çok arkadaşı olduğunu belirtti.
Poe ile kısa bir süre nişanlı kalan ancak evlenmeyen şair Sarah Helen Whitman’a yazdığı mektupta Griswold ilanı veren ‘ Ludwig’in kendisi olduğunu şu sözleriyle itiraf ediyor:
“Tahmin edebileceğin üzere The Tribune’daki ilanı alelacele ben yazdırdım. Ne o benim arkadaşımdı ne de ben onun.”
Edebiyat çevresinde ilanı verenin Griswold olduğu bilinmesine rağmen istenen etki çoktan oluşmuştu. İlan ülke genelinde tekrardan basıldı ve Griswold intikamının ilk aşamasını başlatmış oldu. Kötü bir ölüm ilanı vermenin alçakça bir hareket olduğunu söylemekte bir sakınca yoktur sanırız. Ama işler bundan sonra daha da kötüleşiyor. Bir ölüm ilanı, özellikle kin tutan biri tarafından yazıldığında unutulabilir bir durum oluyor. Griswold’un yapması gereken asıl iş Poe’nun biyografisini yazmaktı.
Hikaye burada biraz karmaşıklaşıyor. Kariyerinin başlarındayken Poe ve Griswold arasında bir çeşit arkadaşlık olduğunu bilen kimi tarihçiler, Poe’nun rakibine ölümünden sonra eserlerini idare etme görevini verdiğini ileri sürerler. Bir diğer kesim ise Griswold’un, Poe’nun kayınvalidesi Maria Clemm’ i dolandırdığı yönünde güçlü kanıtlar olduğunu söylüyor. İddiaya göre Griswold elde edilecek karın bir kısmını Clemm’e ödeme sözü vererek Poe’nun yazın haklarını devretti ama böyle bir para hiçbir zaman ödenmedi.
Edgar Allen Poe Topluluğu’nun belirttiğine göre Mrs. Clemm teklif edilen paraya bakmaksızın elindeki iki cildin altı bölümünü satabileceği her yere götürdü. Hatta Griswold, Mrs. Clemm’in kendisine gönderdiği yüz bölümden fazla el yazmalarını elde etti.
Her halükarda sonuç aynıydı: Griswold bir şekilde Poe’nun resmi vasisi olmayı başardı ve asıl şimdi yazarın karakterine zarar verme gücünü elinde tutuyordu.
1850 yılında Griswold Memoir Of The Author adı altında yazarın biyografisini anlatan bir makale yayımladı. Bu makale birkaç yerde yayımlandı ve Poe’nun yazınlarına dahil edildi. Bunun anlamı 1850’de Poe’nun popüler eserlerinden birini satın alan bir kimse, bizim bugün hala inandığımız Poe imajının yavaş yavaş yaratıldığı eserleri okumaktaydı.
Griswold’un biyografisini araştıran National Park Service (NPS)‘e göre Poe’nun zavallı, ayyaş, afyon bağımlısı ve tüm bu sebeplerden dolayı da en sonunda hayatını kaybeden bir deli olarak tasvir edildiğini gördü. Raporlarında Griswold’un iddia ettiğine göre tüm bu sorunlar ve kumarın Poe’nun Virgina Üniversitesi’nden kovulmasına sebep olduğu yazılıdır. Dahası Poe’nun ordudan ve West Point’ten atılmasına sebep de sahip olduğu bu karakter kusurları.
Ancak işin aslı öyle değil. Poe, orduya tamamen maddi sebeplerden ötürü katıldı. Orduda kaldığı iki yılın ardında birlik komutanın koruyucu babası John Allan ile anlaşma sağlarsa ve yerine birini bulursa gidebileceğini söylemesi üzerine ordudan ayrıldı. Ardından West Point’e yazıldı ancak okul masrafını karşılayamadığı için vazifelerini kasten yerine getirmeyerek kovuldu.
Yine NPS’nin raporlarına göre Poe 1827 yılında er olarak orduya yazıldı ve 1829’da atıldığında başçavuştu. Ulaşılması zor bu hızlı yükselme ancak gibi bir hizmet sonucu olabilirdi. Sonrasında maddi sebeplerden dolayı bırakmak zorunda kaldığı West Point’e girebilmesinde de komutanlarının yazdığı tavsiye mektuplarının faydası oldu.
Griswold iddialarına, birçoğu çürütülmüş olsa da, sahte kanıtlar yapacak kadar ileri gitti. Poe’nun hayatının her olayını ele aldı ve tüm noksanlıkların madde bağımlısı bir deli olmasından kaynaklandığı üzerine temellendirdi. Bu da kafalarda deli-dahi bir Poe portresi oluşmasına yol açtı. Üzücü olan şeyse Griswold’un Poe betimlemesi bir virüs gibi yayıldı çünkü insanlar yalnızca şeytani, deli bir adam tarafından yazılmış metinleri okumak için derlemeleri satın aldılar. Bu esnada olumlu tek olay Poe’nun arkadaşlarının Griswold’un saçmalıklarını düzeltmeye çalışmasıydı. Özellikle Sarah Helen Whitman kendi elleriyle Poe’nun biyografisini yazarak yapılan yanlışlıkları düzeltmeye çalıştı.
Ancak tüm bu çabalar yeterli değildi. Pek çok insan bu tuhaf Poe’ya inanmaya devam ediyordu ve gerçeği öğrenmek şaşırtıcı gelmişti. Yazılıp çizilenlerin aksine Poe yeteneği üzerinde çalışan, zamanının en çok okunan kurgularını üretebilmek için Amerikan halkının zevklerini bilen yetenekli bir yazardı.
Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bugün Edgar Allan Poe hakkında bilmediğiniz bazı gerçekler öğrenmiş olabilirsiniz. Ancak önceden de biliyorsanız bu gerçekten muhteşem bir şey çünkü bu Griswold’un tam anlamıyla kazanamadığını gösterir. Poe’ya kısa bir bakış:
• Sir Arthur Conan Doyle’dan önce “Sherlock Holmes” tipi dedektif öykücülüğünü ortaya çıkarttı. Aynı zamanda modern kısa öykücülüğün de babasıdır.
• Eureka isminde evren hakkındaki görüşlerini açığa vuran düzyazı benzeri bir şiir yazdı. Eser, genişleyen dünya ve Big Bang teorisi hakkında fikirler öne sürmektedir. Bilim bunları henüz açığa çıkartamamışken Poe’nun bir tür bilim kurgu yazarı olarak günümüz biliminin fikirlerine çok yakın bazı konuları ele alması ayrıca havalıdır.
• Yazınlarının ötesine geçmeyi başarabilen ilk Amerikalı yazar olduğu varsayılıyor.
• 13 yaşındayken yazılar yazmaya başladı.
• Allan, ikinci ismi değil, koruyucu babası John Allan’ın soyadıdır. Hayatının büyük bölümünde de ‘Edgar A. Poe’ ismiyle bilinmiştir.
Bundan sonra, Poe hakkında konuşan ve onu tuhaf bir kimse olarak tanımlayan biriyle rastlaşırsanız aranıza mesafe koymakta fayda var.
Griswold’a gelince, o hep Poe’ya yetişmeye çalıştı. 1857’de New York City’de tüberkiloz sebebiyle yaşamını yitirdi. Odasının duvarındaysa üç adet portre bulundu: Biri kendisinin, biri Frances Osgood’un diğeriyse Poe’nun.
Bir arkadaşı, masasında diğer yazarlarla ilgili saldırgan bir dille yazılmış belgeler bulduğunu bildirdi. Ancak bunlar yakıldığı için hiçbir zaman yayımlanamadı. Griswold’un bedeni Green-Wood Mezarlığı’ında mezar taşı olmayan bir mezara yerleştirildi ancak 1865 yılına kadar gömülmedi.
Çeviren: Sena Nur Geren
Kaynakça:
Hrala Josh (Nov 12, 2017) The Man Who Defamed Edgar Allan Poe.
https://thearcanist.io/the-man-who-defamed-edgar-allan-poe-d536a603ff95

Bir cevap yazın