FELSEFE NASIL DOĞDU VE FELSEFE NEDEN GEREKLİDİR?

g

Şekil 1. Louvre Müzesi “Antik Yunan, Etrüsk, Roma Eserleri” Bölümü

Felsefe geçmişten günümüze kadar tartışmaya açık bir mesele haline gelmiştir. İnsanın doğumuyla beraber meydana çıkıp, diğer canlılardan bizi düşünme yetisiyle ayırmıştır. İnsanın doğumuyla düşünme eylemi var olmuş olsa da bildiğimiz üzere Antik Yunan’da felsefe sistematik hale gelmişti.

Felsefenin doğuşu; dönemin önemli ticaret merkezi ve liman kenti olan İyonya Uygarlığı’nda (M.Ö. 5. YY. ’ın 2.yarısı) Miletos (Milet) kentinde ortaya çıkmıştı. İyonya’dan önce Mezopotamya, Mısır vb. topluluklarda da düşünce sistemi vardı fakat mitlerin (efsanelerin) ve dinlerin, felsefe tarihinde karşımıza çıkan; bilgi, varlık ve değer kavramlarını bu çerçevede etkilemesi düşünce sistemlerini felsefe düzeyine çıkarmaya yetmemiştir.

Bu sebeple İyonya, düşünce sisteminin felsefe olarak kabul görmesinin nedeni de düşünce sisteminin dini ve mistik (mitolojik) açıklamalar yerine akla dayalı olmasıdır. Mezopotamya, Fenike, İran ve Mısır gibi toplumlarda düşünce sistemi olmasına rağmen İyonya’yı onlardan ayıran en önemli özelliklerin başında coğrafi konum ve sosyokültürel etmenler vardır.

Milet kenti (bugünkü Aydın ve İzmir sahil şeridine Antik Yunan’da verilen ad) tarım ve denizciliğin gelişmiş olması dolayısıyla dönem düşünürlerine avantaj oluşturmuştur. Şöyle ki ilkel komünal toplumlara baktığımızda, insanların gündelik yaşantısını oluşturan kaygıların temel ihtiyaçları karşılamak konusunda olduğunu yani tüm zamanlarını yaşamı devam ettirme içgüdülerine bağlı olarak gerçekleşir. Bu nedenle de Milet kentinin avantajlı coğrafi konumu ve ateşin de icat olmuş olmasıyla günlük yaşantılarında boş zamanları daha çok oluyordu. Refah düzeyi yüksek, bilgi birikimi olan, farklı dini inanç ve düşüncelere hoşgörüyle yaklaşan bir toplumdu. Demokrasiyle yönetiliyor olması da ilk filozof Thales gibi düşünürlere güzel bir altyapı hazırlamıştı.

O günlerden bugüne kadar felsefe diğer bütün bilim dalları gibi aşamalı olarak gelişti. Şimdi bu perspektiften baktığımızda felsefe dinlere kaynaklık etmiş olan ve temel itibariyle dinden farklı olmayan mitlerin aşılmasıyla (örn: Evrenin kaynağında hangi tanrı vardı? Sorusu yerine ‘ne vardır?’ sorusu gibi) sorunlara dinsel ve mistik düşünce etkisinden sıyrılıp akıl yürütme çabasıyla ortaya çıkmıştır.

Miletos’tan geriye kalan taş yığınları ( felsefe )
Miletos’tan geriye kalan taş yığınları ( felsefe )

Şekil 2. Miletos ’tan geriye kalan; onca doğa olaylarına karşın, elde kalan mermer taş yığınları.

Felsefenin ortaya çıkmasını sağlayan en büyük etken insandır. Her ne kadar coğrafi konum, sosyokültürel çevre yahut demokratik ortamın yeri büyük önem teşkil etse de, ‘merak’ unsuru olmadan felsefenin ortaya çıkışı mümkün olmuyor.

Günlük yaşantısından boş vakit bulabilen düşünürler belki de her gece gördüğü gökyüzünü daha dikkatle inceleyince yıldızların orada nasıl durabildiği, hatta o parlak şeylerin ne olduğunu, kim tarafından gökyüzüne bırakıldığı, gökyüzünden yola çıkarak kendisini dünyadaki yerini merak etmesine ortam hazırlamıştır.

Felsefe de merakla başlar. Varlığımızı, Tanrı’nın olup olmadığını, evrenin sonsuzluğu yahut sınırları ve daha birçok soruyu ekleyebiliriz. Rasyonel düşünceye geçmekle doğanın varoluşunu mitlere değil doğa olaylarına bağlamakla zihnin keşfine başlandı.

Günümüze dönecek olursak herkeste mevcut olan merak dürtüsü hiç felsefeyle alakası olmayan bir insanı bile en azından yarın ne olacağını merak ederek düşünme eylemine iter. O yüzdendir ki felsefe, yaşamın her alanında karşımıza çıkıp ilkokuldan üniversiteye kadar müfredatımızda yer alır. Nasıl ki her bilgili insan filozof olamıyorsa aynı şekilde her düşünen insana da filozof demek doğru olmaz. Örneğin; gökyüzündeki yıldızları merak eden birinin bunun kim tarafından gerçekleştiği sorusu değil de “Bunun altında ne var?” “Doğa olayı mı yoksa Tanrı mı?” sorusu sorarak akla dayalı bir düşünme başlatmış olacaktır. Yine bu örnekten yola çıkacak olursak günümüzde bir insanın evren, Tanrı, varlık gibi konularda merakını gidermek için filozofların akıl yürütmelerini göz önünde bulundurmasının, bu rasyonel düşünme eyleminde bireye yardımı olabilir.

Filozoflar ve felsefe metinleri yazıldıkları dönem çerçevesinde değerlendirildiği takdirde bize yeni pencereler açabilir. Hatta Rene Descartes şöyle der: ‘İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en ünlü beyinleriyle sohbet etmeye, hatta bu yazarların en iyi düşüncelerini bize açtıkları bir sohbete benzer.’ diyor. Bizi bu sohbete iten eğer zorunluluksa keyif almak şöyle dursun, sohbetten ziyade monologdan bir farkı kalmaz. Ancak insan, yaşamın karanlık tarafını aydınlığa çıkarmanın yolunun felsefeden geçtiğini kavrarsa, yaşamın bilmecesine kendisi de cevap arayabilir hale gelecektir.

Yani felsefe okurunda olması gereken merak güdüsüne ek birey arkhenin (ana maddenin) ne olduğunu arama girişiminde bulunup tıpkı yüzyıllar önce buna cevap arayan Thales ve diğer filozoflar gibi sorularla felsefenin neden gerekli olduğunu anlayabilir hale gelecektir. “Kendi felsefesini geliştirmek isteyenler için edinilmesi gereken alışkanlıkları” Nigel Warburton şöyle sıralıyor;

  1. Aktif Metin Okuma
  2. Aktif Dinleme
  3. Aktif Tartışma
  4. Aktif Yazma

Bu bilgiler ışığında felsefenin gerekliliğini anlamak adına bireye düşen görev ise felsefe metinlerini okurken “yazar ne demek istiyor?” sorusuyla yetinmek yerine “yazar haklı mıdır?” sorusunu sorabilmektir.

Elbette bir yazı/yazar değerlendirmek kolay değildir, bunun için farklı kaynaklar farklı filozofların düşüncelerini irdelemek önemlidir. Nasıl ki bu yazının anlaşılır olması adına ilk önce “Çetin Bir Soru: Felsefe nedir?” adlı yazımızı okumanızın size bilgi vermesini ve üzerinde felsefe yapılmasının daha kolay olmasını istediğimiz gibi. Peki yazar bu söylediklerinde haklı mıdır? 😊

Richard Steele ( felsefe )
Richard Steele ( felsefe )

Şekil 3. Richard Steele(1672-1729)

“Vücut için egzersiz ne ise zihin için de okuma odur.” Richard Steele.

KAYNAKÇA:

Bıçak, Ayhan, Macit Gökberk’in Felsefe Anlayışı, İstanbul Üniversitesi Felsefe Arkivi Dergisi, 1-30,2012

Descartes, Rene, Yöntem Üzerine Konuşma, Say Yayınları, 2013

Warburton, Nigel, Felsefe Okuma Rehberi, Alfa Yayınları, 2016

Wittgenstein, Ludwig, Felsefi Soruşturmalara Önsöz, Metis Yayınları, 2014

One Reply to “FELSEFE NASIL DOĞDU VE FELSEFE NEDEN GEREKLİDİR?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir