FELSEFE NEDİR?

I- 1-Raphael, The School of Athens

Çetin bir soru: ‘Felsefe Nedir?’ sorusunu felsefenin de sorduğunu biliyor musunuz? Kendisinin ne olduğunu kendisine, kendi yöntemleriyle soran ve arayan bir alana hoş geldiniz! Felsefe …

Felsefenin ne olduğu sorusuna verebileceğimiz cevap, hiç şüphesiz, yine sorulardan geçecektir. Çünkü ‘Felsefe nedir?’ sorusuna cevap verebilmek ya da bu soruyu açıklığa kavuşturabilmek, sorunun cevabını anlayabilmemiz için gereken tüm sistemlerin ne olduğunu sorup onları irdelemekten ve cevaplamaktan geçmektedir. Yani felsefe yapana da sorucu¹ demek yerindedir. Özetle ilkin felsefe olmayan ancak onlarsız da felsefenin olamayacağı temel birkaç öğeyi sorgulayarak başlayabiliriz.

“Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler”²

Merak ve istek…

Felsefe sorularla doğup, sorularla gelişip tüm varlığını bu sorulara bağladığına ve hatta kendi neliği sorusuna bile yine sorular ile cevap verdiğine göre o zaman ilk olarak ortada merak vardır. Demek ki bir öğesi meraktır diğer bir deyişle öğrenme isteğidir. Merak eden, öğrenmek isteyen bir süje (özne) vardır. ‘Biz’, ‘Ben’, ‘İnsanlar’ ya da ‘İnsan’.

Peki, neden sadece biz? Neden ‘canlı’ diyemeyiz? İşte bu sorular için de yeni sorular sormamız gerekiyor. Bilgi nedir? Ve Bilmek nedir? Çünkü bilen süjeyi bir şekilde diğer canlılardan ayıran özellik süjenin önüne koyduğumuz ‘bilen’,‘bilebilen’,‘düşün ile bilebilen’ nitelemesinin ta kendisidir. Bu nitelemeyi de ancak bilmenin ve bilginin ne olduğunu cevaplayarak anlayabiliriz.

 ( felsefe ) I-2-Gauguin, Where Do We Come From? What Are We? Where Are We Going?
I-2-Gauguin, Where Do We Come From? What Are We? Where Are We Going?

Bilgi en açık anlatımıyla süje ile obje (nesne) arasındaki bir tür ilişkidir. O halde bilgi bu etkileşimden ve iletişimden ortaya çıkmış bir üründür. Şimdi felsefenin neliğine dair bir öğemiz daha oldu. O zaman felsefe bir tür bilgidir de. Her bir öğeyi açıklığa kavuşturduğumuz an hemen bir soru ufukta görünmeye başlıyor.  Felsefe bir tür bilgi ise nasıl bir bilgi olabilir çünkü bilmek her gün, her an gerçekleştirdiğimiz bir durum, işlev. Onu ayrı kılan bir şey olmalı ki; gündelik bilgilere gündelik bilgi, felsefe bilgisine felsefe bilgisi demiş olmalıyız. Ne tür bir bilgi ayırımından söz ediyoruz hemen örneklendirelim. Mesela her insan acıkan karnının yemek ile doyacağını, renklere renk isimleriyle işaret edeceğini bilir. Ateşin ısısını hissettiğinden onun yakacağını ve ona sıcak nitelendirmesi yapacağını yine bilir. Ancak bunlar gündelik bilgi adıyla da kullanılan bilginin en ilkel türlerindendir. Bunlar, tamamen sistemsiz şekilde edindiğimiz bilgilerdir. Bu çıkarımlardan hareketle bir öğemiz daha oldu.

O halde felsefe, sistemli bir bilgidir.

Buradan hareketle sorumuzun cevabı için sistemli bir bilgi aramalıyız.

Bilimsel bilgi belki de sistemsel olduğundan tam aradığımız olabilir diye düşünebiliriz ancak  orada da ufak bir uyuşmazlık hemen gözümüze çarpacaktır. Çünkü bilimsel bilgi, kendi bilimsel yöntemleriyle elde edilen, mümkün olan en güvenilir sonuçları bize sunan bir bilgi türüdür. Uyuşmazlık tam olarak ‘sonuç’ kelimesinden saklı. Felsefe sonuç bulma-verme amaçlı değildir ve amacını da çok güzel yerine getirir; herhangi bir soruya ya da soruna belirli bir formülle yaklaşıp bu sorunun net, tek ve değişmez cevabını vermez; veremez. Felsefenin kendi eleştirel tavrına aykırıdır bu durum. Demek ki felsefeye tam anlamıyla bilimsel bir bilgi türü de diyemeyiz. Şimdi bu çıkarımlardan sonra artık eminiz ki felsefe; bilgi türleri havuzunun -kendinin içinde bulunduğu kulvarındaki- tek yüzücüsüdür. Bu nedenle onun bilgisine özel bir bilgi türü diyoruz, bu bilgiyi felsefi bilgi olarak isimlendiriyoruz. Ve öğrendik ki felsefi tavırda sonuç değil, gidilen yolun ve yöntemin kendisidir mühim olan.

Bernaert, 'Vanitas' ( felsefe )
I-3-Bernaert, ‘Vanitas’ Still Life

Kant felsefeyi şu şekilde tanımlıyor: ‘kendisini akla dayanan nedenlerle meşru kılmak veya haklı çıkarmak iddiasında bir zihinsel etkinlik biçimi’

Yukarıdaki açıklamada ‘akla dayanan nedenler’ nitelemesi oldukça önemli. Çünkü felsefenin doğuşunu içeriyor. Eski dönem insanları kuşaklardan kuşaklara geçerek aktarılan mit/mitos bilgisinden uzaklaşıyor zamanla. Fark ediyorlar ki hayal gücü ile yaratılmış bu kolektif öğretiler onları tatmin etmiyor, doyurmuyor ve  fazlasını, farklısını istiyorlar. İşte insan o an, artık sadece yaşamını idame ettirmek için değil; sadece bilmek için de bilmek istediğini anlıyor. O aşama ‘praxis’i³ ‘theoria’ya⁴ yükselten aşamadır. Bu nedenle filozof için önce denir ki: Farkında ol. Farkında olarak bilinçli bir sistemle elde edilen bilgi, felsefe bilgisi, akla dayanan nedenlerle haklı çıkarma iddiasında bulunulan etkinlik oluyor. Zamanla ‘philosophy’; bilgiyi sevme işi, filozof ise bu yolda soru aşığı oluyor. Ama en güzel açıklamalardan biri, benim fikrime göre elbette, felsefenin tüm o sorularıyla ve yer yer yarattığı karanlığıyla tam bir ‘kavram kışkırtıcısı’ özelliği taşıması. O her zaman bir hareket içerisindedir. O, kendisiyle ilgilenen kişilerde adeta ilk hareket ettirici güç⁵ etkisi yaratır.

Konuyu toparlayacak olursak felsefe, Philosophia Yunanca bilgelik sevgisi birleşik kelime anlamına ek olarak, aslında meraklı ve eleştirel tutumlarla can bulmuş, yolunu kendine sorduğu sorularla kurarak ilerlemiş; akla dayalı yöntemleri olan, yılmayan ve sıkılmayan, cesur, düşünlerini saklamadan yürüyen ve bu yolda felsefi bilgi edinmek için çabalanan zihinsel sürecin kendisi ya da bu sürecin aktivitesidir diyebiliriz.

( felsefe ) I-4-Giorgione, The Three Philosophers
I-4-Giorgione, The Three Philosophers

Nermi Uygur kitabında şöyle bir kapanış yapmıştır: “Tanrı konuşsaydı, bilme ve eylemesinde, tanımı gereği, en yetkin varlık olduğu benimsense bile, Tanrı da felsefe yapacaktı.”

İşte tam da böyle bir nitelemedir felsefe: Aşkın düşünsel çıkmazlarıyla, her filozofun kendine özel yöntemleriyle ayrı bir serüvene açılan, en yüceye bile denk düşen, aklın sınırlarında gezen ancak aklın sınırlarını bile emin olmadığından sorgulayan, emin olunabilirliğin araştırmasına giren, bilgiyi isteyen ancak önce bilginin var olup olmadığını düşünmek isteyen hatta var olabilmenin mümkünlüğüne kafa yoran. Her adımını başka bir kavramı soruşturarak, sorarak atan felsefe. İyi ya peki şimdi de şu soru akla gelmiyor mu: Felsefe sorusu nedir? , Felsefe sorusu nasıl olmalıdır?

Sizce nedir?

Yorumlara yazabilirsiniz (:

 

İlgili yazı: Felsefe nasıl doğdu ve neden gereklidir?

 

 


¹Nermi Uygur, Felsefenin Çağrısı kitabından şu şekilde kullanmıştır: ‘Filozof soru tutkunudur.Seve seve, bir ödevi yerine getirmenin verdiği bir tatla sorar,bol bol sorar. (Acaba filozofun yanıtları soruları mıdır?) Filozofun öbür adı “sorucu” olmalı.”

²Aristoteles, Metafizik adlı eserinin girişidir. Aristoteles bu durumu ‘insanların duyularını kullanmaktan, örneğin görmekten, işitmekten vb,  duydukları zevk bunun en açık kanıtıdır’ diyerek açıklar.

³Yazıda pratik bilgi anlamında kullanılmıştır praxis terimi. Genel olarak, Yunancada eylem yapıp etme anlamına gelen parasso sözcüğünden gelen ve insan varlıklarının, diğerleri theoria ve ustalıklı, maddi üretim anlamında poiesis olan üç temel etkinliğinden birini tanımlayan terim. Praxis terimini Aristoteles, Kant ve Marx yeni anlamlara genişleterek kullanmışlardır.

⁴Theoria; olgulardan hareketle, şeyleri bir birleriyle olan evrensel ve ideal ilişkileri içinde kavramanın ürünü olan kapsayıcı görüş; bilimsel bir bilgi sistemi içinde, konusunun bir bölümüne ya da tamamına ilişkin olarak sistematik bir görüş geliştiren soyut, genel ve açıklayıcı ilke.

⁵İlk hareket ettirici: Arisoteles metafiziğinde, evrendeki tüm hareketin, kendisi hareket etmeyen kaynağına, ereksel neden olmak anlamında, evrendeki hareketi başlatan doğaüstü güce verilen ad. Evrendeki hareketin başlatıcısı.

 

KAYNAKLAR

CEVİZCİ Ahmet, Felsefe Terimleri Sözlüğü, Paradigma Yay.

ÇOTUKSÖKEN Betül, Felsefi Söylem Nedir?, İnkılap Kitabevi Yay.

PROF.DR.ARSLAN Ahmet, Felsefeye Giriş, Vadi Yay.

UYGUR Nermi, Felsefenin Çağrısı, Yapı Kredi Yay.

DESCARTES Rene, Principia Philosophiae-Felsefenin İlkeleri, Çev.:Mesut Akın, Say yay.

Yazan: Gizem Gökçakan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir