Reading Time: 2 minutes

  İnsanoğlu olarak yeryüzünde bıraktığımız her izin hem bugünü hem de yarını iyi anlamda etkilemesini isteriz. Böyle düşünmemizin sebebi geçmiş nesillerin bizlerin zamanını düşünmeden yeryüzüne müdahale ettiklerine olan düşüncemizdir. Kent ölçeğinde daima göze çarpan, kendisine bakıldığında karşındakinde rahatsızlık hissi uyandıran binaların varlığını özellikle metropol olarak sıfatlandırdığımız şehir merkezlerinde çokça görüyoruz. Gökdelenlerin belirli bir konumda toplanması, o bölgelerin gökdelen bulunmayan bölgelere nazaran daha yoğun, canlı ve kalabalık olmasına yol açar. Böylelikle şehrin kalbi, gökdelenlerin yoğun olduğu yerlerde atmaya başlar. Ancak gökdelenler, bulundukları şehirde başta küresel ısınma olmak üzere hava, trafik ve gürültü gibi bir çok kirliliğe yol açarlar. Gökdelenlerin çevresine olan zararını en aza indirgemek için son zamanlarda gündeme sıkça gelen yeşil binalar konseptiyle bina yapımı konuşulmaktadır.

  Yeşil binalar, diğer binalardan farklı olarak rüzgar, su veya güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile enerji verimliliğini sağlamak, sağlıklı iç mekan ortamı oluşturmak, doğal havalandırma sistemleri uygulamak ve insan sağlığına ve çevreye zarar verebilir özellikteki kimyasalların kullanımını en aza indirecek inşaat malzemelerini kullanarak tasarlanır.(1)  Yeşil binalar, gökdelen tipi binalarda dahi %50’ye kadar su ve elektrik tasarrufu sağlayabilmektedir. Ayrıca yeşil binalar sürdürülebilirlik ve uzun vadede tasarruf için uygun yapılardır. Fotoğrafta görülen Hollanda’daki The Edge isimli bina, dünyanın en çevreci yeşil binasıdır. Dış görünüşü itibariyle çok çevreci değil gibi gelse de aslında bu yapı, kullanılan özel sistemlerle bazen tükettiği enerjiden fazla üretim yapabiliyor. 

Geleceğin mimarisinde yeşil bina kavramı şimdiden çok daha popüler olup, bir bina inşa edilirken bu binanın yeşil bina olup olmaması tercih değil, bir gereklilik haline gelecektir. Hem modern hem de geleneksel mimaride işleyebilecek olan bu sistemde, binaların kendi kendine yetmesi ile birlikte sürdürülebilir bir mimari anlayışının da gelişmesi, kent ölçeğinde önemli tasarruflara katkı sağlayacaktır.

Sena Keçelioğlu

Referanslar:

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle