GELENEKSEL BAKIŞ AÇILARINA KARŞI : KÜBİZM AKIMI VE PİCASSO

Kübizm 20.yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dönemin sanat anlayışında köklü değişimler meydana getirmiş Fransız sanat akımıdır. Pablo Picasso ve Georges Braque akımın öncüleri olmuştur. Eskiye dayalı tüm bakış açılarını yıkıp, gözün gördüğü her şeyi geometrik biçimlerde göstermeye çalışmışlardır. Varlığı her yönüyle ele almışlardır ve bir çok duyguyu bir arada anlatmışlardır. Analitik ve sentetik kübizm olarak ikiye ayrılmıştır. 1909 yılında başlayan ve 1912’ye kadar süren analitik kübizmde nesnelerden yola çıkılıp soyuta varılmıştır, son halinin bir form oluşturmasına gerek duyulmamıştır. Örnek olarak Picasso’nun “Les Demoiselles d’Avignon” eseri verilebilir. 1912’de başlayan dönem ise sentetik kübizmi barındırmıştır. Analitik kübizmden farkı, değişik objeleri yeni bir form elde etmek için bir araya getirmiş olmaları ve bütünlük teşkil etmesidir. Picasso’nun “Still Life With Chair Canin” eseri ile kolajı bulmuştur.

Les Demoiselles d’Avignon, Picasso

Still Life With Chair Canin,Picasso

Violin ve Şamdan, Georges Braque

Gitar (Kolaj tekniği), Picasso

Kübizm resim sanatında yapılan bir devrim niteliği taşır. Modern sanatın kalıplarına sığmamıştır ve böylece kübizm akımı resme yepyeni bir bakış ve boyut getirmiştir. Rönesans’tan bu yana süregelen merkezi perspektif anlayışı ve geleneksel düzen yıkılmıştır. Bu geleneksel düzenin Kübizm’e kadar değişmemesinin nedenini, Panofsky’in dediği gibi “ sosyo-kültürel bir zihinsel alışkanlığa dönmesinden dolayıdır” diyebiliriz. En önemli öncülerinden olan Picasso, dünyadaki her şeye sabit bir perspektiften bakıp algılamak yerine, bir çok perspektiften bakıp, algılayıp, yapısal bir dinamizm içinde hepsini birleştirmiştir. Tuvalde çizilen nesneyi üç boyutluymuş gibi gösteren Picasso, tüm bunlara “yıkımların toplamı” demiştir. Heterojen eserler üretmiş ve soyut bir sanat yaratmıştır. Modernist sanatın ilkelerine böylece bağlı kalmamıştır.
Picasso “ Sanatta ilginç olan ne varsa başlangıçta olur.” Demiştir. Bunu da yine kendisinin şu sözleriyle açıklayabiliriz : “ Ben başkalarının adına görürüm. Başka bir deyişle, bana kendisini zorla kabul ettiren görüntüleri tuvale geçiririm. Tuvale ne koyacağımı önceden bilmem, hangi renkleri kullanacağıma ise hiç karar veremem. Çalışırken, tuvalde neyin resmini yaptığımın hiç farkında değilimdir. Yeni bir resme her başlayışımda kendimi boşluğa atıyormuşum gibi bir duyguya kapılırım. Ayaklarımın üstüne düşüp düşmeyeceğimi hiçbir zaman bilemem. Yaptığım şeyin etkisini değerlendirmeye ancak daha sonra başlayabilirim.” (akt.Berger 1989:144) İçinden taşan duygu ve düşünceleri boş bir kağıda yazıp içini boşaltan bir yazar gibi, Picasso’da, ona kendisini zorla kabul ettiren görüntüleri boş bir tuvale aktarıp, dışa vurma ihtiyacı duymuştur. Tuvalinin başına geçtiğinde ise her şey belirsizdir ve doğaçlama ilerlemiştir.
“Önemli olan bir sanatçının ne yaptığı değil, ne olduğudur.” (akt Ashton 2001:69) Demiştir Pablo Ruiz Picasso. Devamında da Cezanne için bunları şöylemiştir : “Yaptığı elmalar şimdikinden on kat daha güzel olsa bile, Cezanne eğer Jacques Emile Blanche gibi yaşayıp düşünmüş olsaydı beni hiç mi hiç ilgilendirmezdi. Bizi ona ilgi duymaya zorlayan Cezanne’ın kaygısıdır, Cezanne’nın bize verdiği ders budur.” (akt. Ashton 2001:69). Çünkü ona göre modern sanatın temelini düşünme ve yaşama şekli oluşturmuştur. Burada, sanatçının kendisinden tablolarına aktardığı bir yaratıcı ilkenin varlığından söz etmiştir. Aynı zamanda sanat eserlerini sadece teknik bakımından incelediğimizde eserin anlamını yok sayacağımızı söylemiştir. Çünkü ona göre eserin görüntüsünün değil görünenin kavranmasının önemi olmuştur.
“Kübizm daha önceki resimden, bir taklit sanatı değil de yaratmaya yönelik bir tasarım sanatı olması ile ayrılır.” (Tunalı 1996:166)Demiştir G.Apollinaire.
Böylece, sanat, gerçekliği temsil eden değil, sanatçının, gerçeğin görünmeyen kısımlarını da düşünerek ikisini birleştirip meydana getirdiği bir gerçeklik haline gelmiştir. Böylece geleneksel resim sanatı dönüştürülmüş, düşünsel bakış açısı getirilmiştir.
Picasso Kübizm’i açıklamak ve temellendirmek isteyenler için şu sözleri söylemiştir: “Matematik, trigonometri, kimya, psikanaliz, müzik ve daha ne varsa kübizmi açıklamak için devreye sokuldu. Teorilerle insanları kör eden, kötü sonuçlar doğuran, bu girişimlerin hepsi –saçmalıktır demeyeceğim ama- edebiyattan başka bir şey değildir.”(Ashton 2001:137)

L’escale,Andre Lhote

Banyo yapanlar, Paul Cezanne

Guernica, Picasso

One Reply to “GELENEKSEL BAKIŞ AÇILARINA KARŞI : KÜBİZM AKIMI VE PİCASSO”

Bir cevap yazın