GREEN BOOK FİLMİNİN İNCELEMESİ

Geçtiğimiz günlerde Oscar ödülüne layık görülen yönetmenliğini Peter Farrelly’nin yaptığı ABD yapımı olan bu filmde seyirci, Afro-Amerikalı müzisyen Dr. Don Shirley (Mahershalla Ali) ve onun şoförü İtalyan kökenli Tony Lip’in (Viggo Mortensen) arasındaki siyah-beyaz, müzisyen-şoför ilişkisinin dostluğa evrilişine tanık oluyor. Tony, çalıştığı gece kulübünün kapanması sonucu işsiz kalmış ve ailesine yetebilmek adına acilen bir iş bulması gerektiğinin farkında olan ancak bir siyahinin şoförlüğünü yapmak bir yana evindeki musluğu tamir etmeye gelen iki siyahinin su içtiği bardağı anında çöpe atacak kadar ırkçı bir adamdır. Tony, tanıdık vasıtası ile haberdar olduğu bir iş görüşmesine gittiğinde Dr. Don Shirley ile görüşür görüşmez parayı bahane ederek onun şoförlüğünü yapmayı kabul etmez. Başarılı piyanist Dr. Don Shirley, Tony’nin bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu düşündüğünden Tony’ye oldukça kabarık bir maaş önerisiyle gelir ve onu bu işi yapmaya ikna eder.
Kısa zaman sonra Tony ve Dr. Don Shirley ırkçılığın kol gezdiği, yüksek tabakanın burnunun ucunu dahi görmediği Amerika’nın güney eyaletlerine doğru iki aylık bir turneye çıkarlar. Mesafeler kat edildikçe, Tony’nin Dr. Don Shirley için bir şoförden çok bir ihtiyaç haline geldiği ve yaptığı seçimin ne kadar doğru olduğu iyice belirginleşir. Başarılı piyanist gerek polisten gerekse kendisinden bilgi, beceri, zeka olarak iki gömlek altında olan insanlardan gördüğü muamele karşısında sırtını Tony’ye yaslar. Hayatı boyunca bir madalyon gibi taşıdığı önyargılarını yol boyunca ister istemez ardında bırakan Tony ise onu hiçbir zaman pişman etmez.
”Herkes Beethoven gibi çalabilir ama senin müziğin, yaptığın şey… Bunu sadece sen yapabilirsin.”
Filmde Dr. Don Shirley karakterinin asaletten ve kibarlıktan ödün vermeyen duruşu, ününü yalnızca kendi emeğine borçlu olduğunu ve ona bahşedilen renkle değil kendi kendine yarattığı piyanist deha sonucu bir yerlere geldiğini her daim seyirciye hatırlatıyor. Gerek Dr.Don Shirley’nin müthiş bir başarı ve şöhrete sahip olmasına rağmen bu uzun turne yolculuğunda kendisine eşlik etmesi için ona karşı düşmanca bir tavır sergileyen Tony’yi seçmesi gerek Tony’nin aynı dünyayı paylaşmaya bile katlanamadığı Afro-Amerikalılardan biri olan Dr.Don Shirley’nin şoförlüğünü yapması insanların yarattığı bu büyük uçurumların hayat şartları söz konusu olduğunda bir çırpıda yok olacağını açık ve etkileyici şekilde ortaya koyuyor.
Akşam sahne alacağı bir konser salonunun restoranında yemek yemekten alıkoyulduğu, beyaz ten rengine sahip insanlarla aynı tuvaleti kullanmasının bile engellenmeye çalışıldığı bir coğrafyada insanların kazandığı kültürün ve edindiği işitsel zevkin kahramanını bu şekilde aşağılaması seyirciyi, icra edilen sanata rahat koltuklardan, pahalı avizelerin saçtığı ışıkların ardından değil de olayın perde arkasından seyretmeye zorluyor. Filmin her sahnesinde, vicdan ögesi hatrı sayılır şekilde kendini gösteriyor.

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla