Hugo ve Banville’in Küçük Shakespeare’i : RIMBAUD

Jean Cocteau’nın deyişi ile “Her zaman gerçeği söyleyen yalan.” modern çağın en baş döndürücü şairi. Mallarme’ye gore “Büyük bir gezgin” . Hennry Miller’ın adına kitap yazdığı ve kendisini bu kitapta ona olan hayranlığı… Arada kendi yaşamının da aynı onunki gibi olduğu söyler ve onun yaşamına ve dehasına sahip olan diğer bir kişi olarak da Van Gogh’u gösterir.

rimbaud hugo banville ile ilgili görsel sonucu

Latincenin dil cambazı. Düzyazının “Küçük Şeytan”ı. Coşkulu bir devrimci, tutkulu bir aşık. Hugo ve Banville’in Küçük Shakespeare’i. Yalnızların, mistiklerin Rimbaud’u, bizim Rimbaud’ umuz…

Fransa’nın kuzeydoğusundaki Ardennes’ de doğdu. Babası bir subay, annesi ise bir çiftçinin kızıydı. Babasıyla annesi 1860’ta ayrılınca, Rimbaud annesi tarafından büyütüldü. College de Charleville’in en parlak öğrencilerinden biri oldu. Yazmaya da çok genç yaşta başladı; özellikle Latin şiiri alanında yetenekliydi. 1870’te Latince bir şiiriyle okuldaki yarışmada birincilik ödülünü aldı ve ilk şiiri aynı yıl La Revue pour Tous dergisinde yayımlandı.

Fransız-Alman Savaşı’nın patlak vermesi (Temmuz 1870) üzerine, öğrenimi yanda kaldı. Devrimci sosyalizme ilgi duyan Rimbaud. Ağustos’ta Paris’e gitti. Kısa bir süre hapiste kaldıktan sonra birkaç ay boyunca Fransa’nın kuzeyini ve Belçika’yı dolaştı. Annesi onu polisin yardımıyla Charleville’e getirdiyse de, Şubat 1871’de yeniden kaçarak Paris’e gitti , Paris Komünü’ne katıldı; üç hafta sonra da Charleville’e döndü.

Komünü ile siyasal devrim yaparken o, yazdıklarıyla Fransız ve hatta dünya şiirinde devrim yapıyordu. Yazdıkları öncülü olmayan şeylerdi; çağının çok önündeydi. Sesi kimseye benzemiyordu. Henüz 16 yaşında yazdığı şiirlerde bile her şeyi yıkacağını söyleyen bir uğultu, bir sarsıntı vardı.

Gelenekseli yıktı; modern şiiri kurdu ve sustu. Tıpkı Mallarme’nin dediği gibi “O, nedensiz tutulmuş bir göktaşıydı, tek başına yanıp söndü”…

paris komunu

Paris Komünü; 18 Mart 1871. Yüreği devrim coşkusuyla dolu bir çocuk, genç şair Rimbaud; devrimin kalbine, Paris’e doğru yeniden yollara düştü. Bu kez yayandı. Yollarda insanlara hikâyeler ve fıkralar anlatıp onları eğlendirerek; karikatürlerini çizip satarak hayatta kaldı. Ve evet nihayet devrimcilerin arasında, Babylon Kışlası’ndaydı. Öylesine coşkuluydu ki, yeni anayasanın bir taslağını dahi hazırlamaya kalktı. Ancak komün iki ay sonra bastırıldı; umutsuz, evine döndü.

İlgili resim

Evine döndüğünde kişiliği tümüyle değişmişti. İlk şiirlerini reddederek, yaşama karşı hoşnutsuzluğunu, masumiyet dünyasına sığınma isteğini ve iyi ile kötü arasındaki çatışmayı dile getirdiği şiddet dolu ve tanrıtanımaz şiirler yazdı. Yaşam tarzı da, şiirlerindeki havayla uyum içindeydi. Bir işte çalışmayı reddetti ve dine, ahlaka ve her türlü disipline başkaldırdı. Sonradan “Lettres du voyant” (Kâhinin Mektupları) olarak adlandırılan iki mektubunda (13 ve 15 Mayıs 1871) dile getirdiği yeni bir estetik görüş geliştirdi. Mektuplarının başlığı, şairin geleneksel birey kavramının sınırların] aşarak sonsuzluğa nüfuz edebilen, sonsuzluğun sesini dile getirebilen, büyük bir görü gücüne sahip bir “kâhin” olması gerektiği görüşünden kaynaklanıyordu.

Rimbaud Charleville’deki edebiyatçı arkadaşlarından birinin önerisi üzerine Ağustos 1871’de şair Paul Verlaine’e, aralarında her sesli harfe değişik bir renk yakıştırdığı “Voyelles” (Sesliler) sonesinin de bulunduğu yeni şiirlerini gönderdi. Bu şiirlerden çok etkilenen Verlaine, Rimbaud’yu yol parasını göndererek Paris’e çağırdı. Kendine güveni artan Rimbaud, bu arada “Le Bateau ivre” (Sarhoş Gemi) adlı şiirini yazdı. Şiir, tekniği açısından geleneksel olmakla birlikte kusursuz bir söz ustalığının, cesur bir imge ve eğretileme seçiminin, ayrıca derin bir duygusal ve ruhsal deneyimin ürünüydü. Bu yapıtıyla Rimbaud, sanatının en yüksek doruklarına ulaşmıştı.

arthur rimbaud and verlaine 1873 ile ilgili görsel sonucu

Eylül 1871’de Paris’e giderek üç ay Verlaine ve karısının yanında kaldı ve dönemin tanınmış şairleriyle tanıştı.

Fakat küstahlığı, kaba davranışları ve açık saçık konuşmalarıyla Verlaine dışında hepsinin tepkisini topladı. Bu arada Verlaine’le aralarındaki eşcinsel ilişki de skandala yol açtı.

İlgili resim

Rimbaud – Verlaine (1873)

Mantığı ile değil içgüdüleriyle, duygularıyla hareket ediyordu. Geydi; evli ve kendisinden 10 yaş büyük şair Verlaine’a âşıktı…

İlgili resim

Rimbaud ve Verlaine (10 Temmuz 1873)

Ahlak kurallarına ve toplumsal baskılara aldırmadı. Ona dünyayı birlikte dolaşmayı teklif etti. Verlaine bunu başlarda kabul etse de sefilliğe dayanamayıp yaklaşık üç yıl sonra varsıl karısına döndü.

Şiir ve Verlaine onu Paris’e bağımlı kılıyordu. Bu büyülü şehrin sanat ortamında Theodore de Banville ve Victor Hugo ile tanıştı. Bu iki büyük isim onu “Küçük Shakespeare” olarak adlandırdı.

rimbaud hugo banville ile ilgili görsel sonucu

O ise zaten bunu biliyordu; sözcüklerin simyasını çözmüştü. Paris’in en önemli şairlerinin katıldığı toplantılarda, “Yazdıklarınız bir boka benzemiyor, küçük ve aptal bir kızın mızmızlanması gibi” diyerek ortalığı ayağa kaldırıyordu.

İlk şiir kitabı “Cehennemde Bir Mevsim” yayımlandığında 19 yaşındaydı; Verlaine’la yaşadığı tutkulu aşkın tam ortasında. Bu sıradışı ilişki nedeniyle Paris onları dışladı; kaçıp önce Almanya’ya, ardından Brüksel’e gittiler. Gezdiler, içtiler, seviştiler ve yazdılar. Verlaine’ın karısı, evliliğini kurtarmak için onları Brüksel’de buldu. Rimbaud, Verlaine’ı terk edip gitti. Âşık Verlaine, Rimbaud’yu şehirde günlerce aradı. Ve bulduğu otel odasında kendisini reddetmesi üzerine genç şairi elinden vurdu. Bu olay Verlaine’ın “cinsel sapkınlık” ve “adam yaralama”dan yargılanıp iki yıl hapis yatmasına, Rimbaud’nun çok uzaklara gitmesine neden oldu.

arthur rimbaud statue paris ile ilgili görsel sonucu

Arthur Rimbaud Heykeli – Paris

Londra, Almanya, İsviçre, İtalya, İspanya… Yalınayak, aç ve bitkin. Yollarda açlıktan bayıldığı, öldü sanılıp bir kenara atıldığı günlerin yanı sıra sanatçıların, sanatçılara kapılarını açan zenginlerin sofralarında geçirdiği günler de az değildi. En son Marsilya’da hamallık yaptı. Para biriktirdi; ver elini Viyana…

İlgili resim

İşportacılık yaptı, gazete sattı. Hollanda ordusuna paralı asker olarak yazıldı; parayı alıp kaçtı. İrlanda, Liverpool, La Havre; işte yeniden fırtınalı Paris’teydi.

1875’te Verlaine’ın ısrarları üzerine son kez görüştüler. Verlaine’da hapiste, Rimbaud’da ise yollarda geçirilen iki yılın yorgunluğu vardı. Çok konuşmadılar; o çocuksu coşkudan eser kalmamıştı ikisinde de.

Rimbaud eski günlere dönmeyi reddetti, olgun şairi aşağıladı ve kovdu. Yaralanmamış gibi görünmeye çalıştı ancak bu olaydan sonra şiir yazmayı bıraktı. “Ateş Hırsızı”nın yüreğindeki ateş sönmüştü; sustu.

Hayatta olduğu gibi yazında da cesurdu. Şiirin koynundan çıkıp düzyazıyla flört etmeye başladı. Bunda da oldukça iyiydi; düzyazı şiirin, dünyada bu denli yaygınlaşmasında öncü olacak kadar. “Illuminations” (Pırıltılar) bu türün en iyi örneklerinden biriydi. Hugo’yu tavan arasında bırakmış, Sade’ı aşmış, Lautreamont’un çığlığını bastırmıştı. Ona sırf bu nedenle “Küçük Şeytan” diyenler oldu. Hiç aldırmadı; O, mantığı çoktan bir kenara bırakmış; sözün büyülü ezgisinde yok olmuştu.

rimbaud jim morrison

Pablo Picasso, Allen Ginsberg, Vladimir Nabokov, Bob Dylan ve Jim Morrison gibi ayrıksı dâhilere ilham verdi. Özellikle Jim Morrison’ın, besteleyerek dünyanın diline doladığı şiirlerindeki etkisi yadsınamazdı. Yıllar sonra bir başka dâhi Jim, Jim Jarmusch; “The Limits of Control” filmini, Rimbaud’nun dünyaca bilinen şiirlerinden olan “Sarhoş Gemi”nin ilk iki dizesiyle başlatacaktı. Rimbaud bu şiirini henüz 17’sinde, hayatında hiç deniz görmeden yazmıştı.

1891 Şubat ayında Etiypya’da önemli bir servet edinen Rimbaud’nun sağ dizinde bir tümör çıktı Fransa’ya döndükten sonra sağ bacağı kesildi. Temmuzda Roche’a giden Rimbaud’nun sağlığı gittikçe kötüleşti. Ağustosta gittiği Marsilya’da hastalığına kanser teşhisi kondu. Hastanede çok acı verici bir tedaviden ve kız kardeşi Isabelle’e göre, bir papaza günah çıkardıktan sonra öldü.

İlgili resim

“Kanımı yoğurdum. Görevim beni tanıdı. Mührü bozulmuş bir yüreğe artık sır verilemez”

Edebiyatçılar Rimbaud’nun kısa fakat etkili edebiyatını üç ayrı döneme ayırır: İlki şiddetin, el değmemiş hayvansı bir erkeğin, zapt edilemeyen kör bir dehanın dönemi; ikinci dönem simya arayışının, dönüşümün ve tinsel arınmanın dönemi; üçüncüsüyse karamsarlık ve acıyla yoğrulmuş görkemli bir susuş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir