Kitâbü Dîvânü Lügati’t-Türk 

1072 Ocak ayında yazmaya başlanıp 1077 Ocak ​ayında​ bitirilen bu eser Türkçenin bilinen ilk sözlüğüdür. Kâşgarlı Mahmud yazdığı bu eseri dönemin Abbasi halifesinin oğlu Ebü’l-Kasım Abdullah’a sunmuştur.

Duymaya aşina olduğumuz kalıp cümlenin de dediği gibi​ “​Araplara, Türkçe öğretmek için yazılmıştır.​”​Eserin dil malzemesi Türk dünyasından toplanmış fakat Bağdat’ta kitap h​â​line getirilmiştir. Tam adı ise ​“​Türk dillerini toplayan kitap​”​ anlamındaki Kitâbü Dîvânü Lügati’t-Türk’tür. Dönemin standart (ortak) dili ile yazılmış olsa da çeşitli Türk boylarının ağızlarına da yer verilmiştir. Eserde bu boylar hakkında açıklamalar da yapıldığından ansiklopedik sözlük olarak anılır.

Kâşgarlı Mahmud aynı zamanda Türk lehçe, dil tasnifi yapmış bir Türkologdur.  Daha önce bir yazımızda lehçe, dil ve ağız farkına değinmiştik. Kitabın adından ve içerikte geçen ​“​Oğuzlar’ın dili, Kıpçaklar’ın dili​”​ adlandırmasından anlıyoruz ki Kâşgarlı Mahmud da “​dil​” ​demeyi tercih etmiştir.

Mahmud eserinde Kâşgar hakkında ​“​Bu şehir, Mahmud’un babasının şehridir.​”​ ​d​er. Bu ifadeden ve bunu destekleyen başka kaynaklardan öğreniriz ki; Mahmud, Karahanlı ​h​anedanlığında şehzadedir. Yine kaynaklardan öğreniriz ki, bu yıllarda taht kavgaları çok görülür. Babası da bu nedenle öldürüldüğünde, Mahmud’un Kâşgar’dan kaçtığı tahmin edilmektedir.

Dil malzemesini Türklerden toplayıp Bağdat’a gittiğini belirtmiştik. Bağdat’ta olduğu dönem Malazgirt Savaşı’na denktir. Malazgirt’te Bizans’a galip gelen Selçuklu Türkleri​,​ Ön Asya ve Orta Asya’da hâkim olup tüm dünyada ün kazanmıştı. Mahmud işte biraz da bundan etkilenmiştir. Ona göre Tanrı dünya idaresini Türklere vermiştir. Bu yüzden Araplar iyi makamda olmak istiyorlarsa Türkçe

öğrenmelidirler. Onlara bunu tavsiye eder ve öğretir. Ayrıca Oğuzların ağzına geniş yer vermesi de bize, bu siyasi üstünlükten etkilendiğini kanıtlar.

Kâşgarlı Mahmud eserde belirttiğine göre, Cevâhirü’n-Nahv fî-Lügati’t-Türk (Türk Dilinin Gramer Cevherleri) adında bir Türk dili grameri de yazmıştır. Fakat o kitap bu zamana kadar bulunamadı. O sadece sözlük yazarı değil, bundan çok ötedir. Ek olarak ağız araştırmacısı, halk edebiyatı için saha araştırmacısı ve etnologdur. Wilhelm Radloff ona​ “​Türkoloji’nin babası​”​ der ve haklıdır da.

Amaç Araplara bir şeyler öğretmek olduğundan eserin giriş kısmı ve açıklamalar Arapçadır. Eserin giriş yazısını Kâşgarlı Mahmud kendi yazmıştır ve yaptığı işi anlatır. Türklerin şarlarını, çöllerini dolaşıp onları anlayıp ​“​en iyi surette sıraladığını​”​ ve​ “​en iyi bir düzenle düzenlediğini​” ​belirtir. Kendini standart dili en iyi bilen kişi olarak gören Mahmud, gezileri sırasında birçok boyun dilini de öğrenmiştir. Giriş kısmında Tanrı, peygamber övgüsünden sonra Türkleri ve Türklüğü övdüğü​ bölüm de vardır.

Türkçeden, Arapçaya bir sözlüktür. Kelimenin Arapça karşılığı verildikten sonra, cümle içinde kullanımına dair bir örneği de verilir. Bu cümleler genelde ya atasözü ya da dörtlüktür. Dörtlüklerin konuları ise savaş ve bahar ağırlıklıdır. Bazı Türkologlar bu şiirleri birleştirip bir bütün h​âline getirmişlerdir. Bu biraz da Karahanlı dönemi antolojisi niteliğindedir. Ayrıca bahar tasvirleri Kutadgu Bilig’deki tasvirlerle benzerlik göstermektedir.

Yagmur yagıp saçıldı

Türlüg çeçek suçuldı

Yinçü kabı açıldı

Çından yıpar yugruşur 

(Yağmur yağıp saçıldı,

Türlü çiçek soyuldu,

İnci kabı açıldı,

Misküamber karışır.)

Eğer kelime özel ad ise (Türk kişi veya boy beyi) dediğimiz gibi açıklamaları yapılır. Her kelimenin geniş zamanla çekimli h​â​li de belirtilmiştir. Hatta şöyle bir gerçek var ki​:​ Kâşgarlı Mahmud eserde yer yer gramer açıklamaları da yapmıştır. Sadece bu açıklamalar bir araya getirilse ortaya küçük bir Karahanlı Türkçesi grameri bile çıkabilir.

Tek yazması bulunan bu eser​:​ 1917 yılında Ali Emiri Efendi tarafından, İstanbul Beyazıd Camii yanında bir sahafta bulunmuştur. Günümüzde ise İstanbul’un Fatih semtindeki Millet Yazma Eser Kütüphanesi’ndedir.

Kutadgu Bilig ve bu eser bize, XI.yy Türkçesinde az denemeyecek kadar Arapça ve Farsça kelime olduğunu gösterir. Ve Türk dili için önemli olan bu sözlük​, ​Köktürk, Eski Uygur, Karahanlı metinleri çözümünde bize yoldaştır.

Şu ilgi çekici durumdan da bahsetmek gerekir ki Kutadgu Bilig yazarı Yusuf Has Hacib ve Dîvânü Lügati’t-Türk yazarı Kâşgarlı Mahmud çağdaştır. Mahmud’un sonradan Kâşgar’a döndüğü bilinmektedir, o dönemde Balasagunlu Yusuf da oradadır. Fakat eserlerinde tanışmış, görüşmüş olduklarına dair bir iz yoktur. Edebiyata bu iki önemli eseri bırakan çağdaş yazar birbirini görmüş müdür, birbirlerinin yapıtlarını okumuşlar mıdır bilmemekteyiz.

 

Çağla Karagöz

ERCİLASUN, Ahmet, Türk Dili Tarihi, AKÇAĞ, Ankara 2015.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir