Kosova Müdahalesi

Kosova, yüzyıllardır kargaşanın ve savaşın hüküm sürdüğü, Balkanlar’ın hemen hemen merkezinde yer alan stratejik önemi oldukça fazla olan büyük bir bölgedir. Tarih boyunca gerçekleşen savaşlar ile sınırlar yeniden belirlense de azınlık sorunları bir türlü sonuçlandırılamamıştır. Tito’nun ölümü ile başlayan huzursuzluk dalgası ve gerçekleşen iç savaş son olarak Kosova’yı yıkıp geçmişti.

Diğer yazımda bahsettiğim üzere, bölgede uzun süredir tüm hızıyla devam eden bir Sırplaştırma politikası mevcuttu. Arnavut okulları kapatılmış, Arnavut kökenli memurlar görevlerinden alınmıştı ve halkın üzerinde büyük bir baskı uygulanmaktaydı. Tüm bunların üstüne Kosova’ya göç edecek Sırpların desteklenmesi politikası yürütülmüş, böylece nüfus yapısı değiştirilmişti. Arnavutluk’da bu olaylara müdahildi. Yugoslavya’nın yıkılması halinde Kosova topraklarında hak sahibi olduğunu duyurmuştu. Buna ek olarak, sınırda savaş hazırlıklarına başlamıştı. Beklenildiği üzere, bu durum Sırbistan tarafından şiddetle karşılandı. İki ülke arasında ufak çaplı çatışmalar gerçekleşti. Yaşanan gerginlikler, Hırvatistan’ın Kosova halkını Sırbistan’a karşı ayaklanmaya davet etmesi ile giderek büyümüştür. Arnavutluk’un da desteği ile Kosova Eylül ayında bağımsızlık referandumuna gitti ve Arnavut partiler halkın çoğunluğunun ayrılık taraftarı olduğunu duyurdu. Kosova bu referandumun ardından 22 Ekim tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık ilanını dünya üzerinde tanıyan tek ülke Arnavutluk’tur. Bağımsızlığın ardından yapılan başkanlık seçimlerinde İbrahim Rugova oyların yüzde 99,7’sini alarak Kosova Cumhuriyeti’nin Başkanı seçilmiştir. Belirtmek gerekir ki, Sırbistan’ın Kosova politikası, Slovenya, Hırvatistan ve Bosna-Hersek’te yaşanan gelişmelerin gölgesinde tüm hızıyla devam etmiştir. Dünya kamuoyunun yüzünü bu bölgelere dönmesi, Kosova’da yaşanacakların zeminini hazırlamıştır. Seçilmiş Başbakan Rugova, pasif bir direniş gerçekleştirerek statülerini netleştirmeyi hedeflemekteydi, böylelikle Batılı ülkelerin desteğini almayı ummaktaydı. Fakat gelişmeler beklenenin aksine seyretti ve 1995 yılı Kosova için kilometre taşı oldu. Bosna-Hersek İç Savaşı’nı bitiren Dayton Antlaşması bu yıl imzalandı. Bu antlaşma Kosova için bir umut ışığı gibi görülmüştü ancak Kosovalı temsilciler antlaşmaya taraf olarak çağırılmadı. Bu durum Kosova’da yaşanan gerilimin tırmanmasına sebep oldu. Kosova muhalefeti Rugova’nın izlediği siyasetin başarı getirmediğini düşünmeye başladı. Takip edilen pasif siyasetin etkisini göstermemesi ile şiddetin çözüm olacağı fikri güç kazandı. Bu sebeple Kosova Kurtuluş Örgütü kuruldu.

Kosova Kurtuluş Örgütü, 1997 tarihinden itibaren adından sıkça söz ettirdi. Ana amacı Batı’nın desteğini kazanmaktı. Bunun için Sırp güçlerine ufak çapta saldırılar düzenliyordu ve karşı saldırı bekliyordu. Sırpların misilleme olarak masum Arnavutlara saldırması beklenen etkiyi yarattı ve konu uluslararası gündemde yerini almayı başardı. Kosova Kurtuluş Örgütü, etkisini giderek arttırdı. Ayrıca Arnavutluk’ta çıkan iç savaş ile Arnavut ordusundan birçok silahı ele geçirmeyi de başardı. Gücünü öylesine artırdı ki Kosova’nın bazı bölgelerinde hâkim güç konumuna geçti. Bu durum Sırbistan’ı harekete geçirdi. Kosova Kurtuluş Örgütü’ne son vermek amacıyla düzenlenen operasyonlarda birçok masum köy bombalandı. Halk korkup dağlara sığındı ve çoğu operasyonlar sonrası Kurtuluş Örgütü’ne katıldı. Sorunlar giderek büyümekteydi. Şubat-Mart 1998 tarihinde Sırp güçleri Kosova’da büyük bir operasyona girişti ve ağır tahribat silahları kullandı. İnsanları yerlerinden etti ve birçok insan hayatını bu saldırılarda kaybetti. Bosna-Hersek bunalımından dersini alan dünya kamuoyu bu kez elini çabuk tutmaya karar verdi. BM ve NATO, Sırbistan’ı saldırılara son vermesi konusunda uyardı ve silah ambargosunu başlattı. Bu uyarıların ardından Miloşeviç saldırılara bir müddet ara verdi ve ardından bir ateşkes antlaşması imzalandı. Antlaşma iki ay sonra Arnavutluk sınırından Kosova’ya geçmeye çalışan Kosova Kurtuluş Örgütü mensupları ile Sırp sınır polisleri arasında çıkan çatışma sebebiyle bozuldu. Antlaşmanın feshinin ardından gerçekleşen, 45 Arnavut sivilin cesedinin dağlık alanda bulunması olayı ile tüm ilgi bölgeye yöneltilmişti. Taraflar Fransa’nın başkenti Paris’te masaya oturtuldu ve eşit düzeyde kabul gördü. Gerçekleşen Rambouillet görüşmeleri Yugoslavya topraklarında NATO güçlerinin elde edeceği haklar ile ilgiliydi. Görüşme sonucunda üç yıl sonra Kosova’nın nihai statüsü için yeniden bir araya gelinme kararı alındı. Hem Yugoslavya hem de Kosova bu taslak metni onaylamadı. Aslında egemen hiçbir devletin bu antlaşmayı imzalaması beklenemezdi. Antlaşmanın imzalanmaması üzerine 78 günlük NATO Müdahalesi başladı. Rusya, bu müdahaleye karşı çıktı ve BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı fakat istediği sonucu elde edemedi. BM bu müdahaleye karşı çekimser kaldı.

09 Haziran 1999 tarihinde Miloşeviç’in barış planını imzalamayı kabul etmesiyle, daha önce Sırpların imzalamadığı Rambouillet görüşmelerindeki barış planının tamamı kabul edilmiştir. Bölgeye NATO güçleri konuşlandırılmış ve Kosova’ya özerklik verilmiştir.

Kosova Savaşı sırasında birçok masum insan göçe zorlanmış, yerlerinden edilmişti. Birçok insan can vermiş ya da eziyet görmüştü. Ayrıca Sırbistan ekonomisi oldukça fazla kan kaybetmişti. Oluşan yeni durumdan ne Arnavutlar ne de Sırplar memnun kalmıştır. Her iki tarafın beklentisi de oldukça farklıdır. Farklı beklentiler yüzünden Kosova’da tam anlamıyla huzur sağlanamamıştır. Günümüzde hala huzursuzluk ortamı sürmekte, sorunlar çözüm beklemektedir.

KAYNAKÇA

Bora, T. (1995). Bölgeler,Sorunlar; Yugoslavya Milliyetçiliğin provakasyonu (2. Basım). İstanbul:Birikim Yayınları.

Emiroğlu, H., & Çakır, F. M. (2008). Yugoslavya ’ nın Dağılması Sürecinde Trans- Atlantik Dış Politika Parametreleri ( 1990-1995 ). Avrasya Etüdleri, 1(33), 83–112.

Gjejlani, E. (2007). Değişen Uluslararası Güvenli Sistemi Bağlamında Yugoslavya’nın Dağılması ve Kosova’nın Nihai Statüsü Sorunu. Uludağ Üniversitesi.

Tokmak, E. (2010). Yugoslavya’nın Dağılma Sürecinde Kosova Sorunu ve Kosova Basını. Marmara Üniversitesi.

Bir cevap yazın