Maltın Alametifarikası yahut Türkçe’nin Halis Zenginliği

“Medeniyet damıtma ile başlar” der Amerikalı yazar William Faulkner. Kendisi her ne kadar bu şekilde fikretmiş olsa da fermantasyonu da ehemmiyetsiz görmek pek doğru olmaz herhalde. Ne de olsa kadim zamanlarda tıp ilminde önemli bir pozisyonda olan biralar, bu metotla ortaya çıkmıştı. Tarihi M.Ö 10binli yıllara dayandırılan bira tarihte tespit edilen en eski “alkollü” meşrubatlarından biridir. Bundan yaklaşık 3900 yıl evvel yazıyı dolayısıyla da tarihi icat eden ve “Medeniyet’in Beşiği’nin” pek mühim bir azâsı olan Sümerler tarafından litaratüre bir şiir vesilesiyle dolaylı yoldan kazandırılmıştır. Bira Türkçeye İtalyanca “mayalanmış arpa içkisi” manasına gelen “bira” sözcüğünden alıntıdır. İtalyanca sözcük ise Latince de her türlü içki manasına gelen “bibra” sözcüğünden evrilmiştir. Türkçe literatüre ise ilk defa 1851 yılında girmiştir. (Bianchi, Dictionnaire Turc-Français, 1851) [Hukuk mevzuatına ise 1847 yılında “arpa suyu” olarak girmiştir] Türkiye’deki ilk bira üretimini ise 1893 yılında İtalyan “Bomonti “ biraderler başlatmıştır.

Literatüral meselelere değinmeden evvel biranın Türkiye’deki serüvenine değinmenin keyifli ve düşündürücü olacağı kanaatindeyim. Türkiye’de ilk bira üretimine 1893 yılında İtalyan “Bomonti “ biraderler tarafından başlanmıştır. 1938 yılına gelindiğinde- özellikle- devletin birası olan “Ankara Birası’na” rakip olması büyük problem olmuş ve birtakım “ali cengiz” oyunlarıyla tekele devredilmiştir. Ankara Bira’sı ve Tekel Birası zamanla piyasadan silinip yok olmuştur. Şu an için ise iki markanın hegamonik bir pozisyonda olduğunu söylemek yanlış olmaz. Tuborg ve Efes Pilsen. Efes Pilsen Türk müteşebbisleri tarafından 1966’da kuruldu. Tuborg ise bu coğrafyaya binlerce kilometre uzakta bulunan kıta avrupasının kuzeyinde yer alan Danimarka’da 1873te kuruldu. Uzunca bir müddet “malt” bira üreten Efes Pilsen hızlı üretimi, kâr marjınıı muhasebe edip kaliteden ziyade tabiri caizse “paraya” yönelip pirinç kırığını-ne yazık ki- biraya karıştırıp rahiyasız gövdesiz ve lezzetsiz biralar üretene kadar Tuborg ile başa baş bir mücadele sergiledi ( kimilerinin nezdine öndeydi bile). Buna müteakip değişen tarifiyle birlikte hem sade müşterilerinin alakasını kaybetti hem de lezzetinden verdiği ödün yüzünden gastronomiye amatör/profesyonel alaka besleyen insanların ağır eleştirilerine maruz kaldı. Tuborg ise reçetesini bozmayıp %100 “malt” biralarıyla ve “Adam Gibi Bira” mottosuyla muzaffer bir konuma yerleşti.(Tabii craft bira devrimiyle dengeler değişmekte o ayrı bir mesele)

Maltın bira için önemini inkar etmek büyük hata olur. Anavatanı Uzakdoğu Asya olan pirinç ve anavatanı kuzey amerika olan mısırın yerine anavatanı “Bereketli Hilal” olan arpadan üretilen biralar her ne kadar şarap kadar olmasada birçok koku nüansını bünyesinde barındırmasıyla rakiplerine nazaran lezzet avcıları tarafından daha çok tercih edilir pozisyondadır. Peki, nedir bu “malt” ın alamet-i farikası. Maltın TDK’daki definasyonu” Bira üretimi için hububat tanelerinin çimlendirilerek sürgünleri ayrıldıktan sonra kalan kısmının buharla pişirilmiş kısmı.” olarak geçiyor. Türkçe literatüre ilk defa –tespit edilen- Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye, Lugat-i Tıbbiye eseriyle girmiştir. Maltın karşılığı olarak malta verilir. Fransızcadan ithal edilen bu kelimenin aslı “malte”dir. Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, (1892) eserinde ise definisyonu yapılmaktadır. “ Maya makamında bira içün kullanılan çimlenmiş arpa, malta. “Burada kelimenin etimolojisini incelemeye devam edersek enteresan yönlerini keşfedebiliriz zira Fransızcadaki “malte” sözcüğü Fransızca bir köke haiz değildir. Biranın anavatanlarından biri olarak adını rahatlıkla zikredebileceğimiz Almanya’nın kahır ekseriyetinin lisanı olan Almancadan Fransızcaya intikal etmiştir. Almancada yazılı kaynaklarda bulunmayan “malz = çürüme,gevşeme” sözcüğünden alıntıdır. [fermantasyonu gevşeme ile bağdaştırmış olabilirler mi? Karşılaştırmak için (bkz.malting]] Malt sözcüğünün etimolojik serüveni Almancayla bitmemektedir. Cermenik dillerin Latini dillerin İrani dillerin Hindu dillerinin ( … ) atası kabul edilen ve herhangi bir yazılı eser bulundurmayan(!) Hint Avrupa Anadilinde mel-(gevşemek, yumuşamak) fiilinden evrilmiştir. Sizleri bilmem ama şahsen malt biraların lezzetini kelimenin etimolojik kadimiyetine bağlamayı çok yanlış görmüyorum.

Hint Avrupa Anadilindeki bu “mel- kökü yalnız Almancada değil pek çok Hint-Avrupa dil ailesi mensubunda da mevcuttur. Bunlardan Eski Yunancada yer alan málagma –μάλαγμα sözcüğü pek mühimdir zira sepicilikte kullanılan” yumuşatıcı madde” de aynı kökten evrilmiştir. Bu materyali EYun’dan alan Farsiler ise kendi dillerine münasip bir hale sokup marham/malham şekliyle literatürlerine kazandırmışlardır. Türkçe’deki merhem kelimesi de Farsçadan alıntıdır.

Farsçadaki merhem sadece bu yumuşatıcı maddeyi ifade etmez aynı zamanda “süt” kaynatılıp yoğurt elde edilirken üstte bulunan tabakaya(kaymak) da ismini bahşetmiştir. Bu kelime Farsçadaki χoş(Türkçede hoş olarak kullanılır) “güzel, sevimli, memnun edici, tatlı” sözcüğüyle birleştirilip “höşmerim” şekliyle bugün Asya minörün muhtelif muhitlerinin kendilerine isnat ettikleri bir tatlıya ismini vermiştir.

Mamafih Türkçe’nin zenginliğini Orta Asya steplerinin arkaik dillerinde mi aramak gerekir yoksa lisanımızın zenginliği birbirinden binlerce kilometre uzaklıkta ifa olmuş olan farklı kültürlerin muhteşem bir sentezi olarak mı bakmak gerekir takdiri size bırakıyorum benim naçizane fikrim ise elbette ikincisi cihetindedir. Yeryüzünde kaç tane böyle bir dil vardır?

Bonus: Hint Avrupa Anadili hiçbir yazılı eser bulundurmaz haddi zatında bu dilin tedavülde olduğu hiçbir cemiyet yoktur. Danimarkalı linguist Rasmuss Rask ve Alman filolog Jacob Grimm tarafından Sanskritçe ile Eski Almanca arasında fonetik bir bağlantı olduğu fark edilmiştir. Bu benzerlik normlar eksenine oturtulup aslında var olduğu müphem olan bir dil inşa edilmiştir. Takdire şayan bir çabadır diyebiliriz sanırım.

 

Referans kaynak: www.nisanyansozluk.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir