KÜRK MANTOLU MADONNA’YA SELAM YOLLAYAN ÖZAKMAN*

Kürk Mantolu Madonna ve Romantika: Türk edebiyatının iki eşsiz yazarının okurlarına armağan ettiği iki kült roman.

Aşk, Türk edebiyatında en sık karşılaştığımız konudur, okuduğumuz hemen her kitapta göz kırpar bize sayfaların arasından. Bu da yetmezmiş gibi çeşitli imkansızlıklarla, akla gelmeyecek tesadüflerle süslenir de süslenir sayfalar. Bu iki kült eserde böyle entrikalar arıyorsanız aradığınızı bulamayabilirsiniz. Ama eğer aradığınız sade ve içinizi ısıtacak samimi, duru bir sevgiyse, bu romanlar sizi hemen içine çekecektir.
Romantika, meşhur “ Ah, şu çılgın Türkler” kitabının yazarı Turgut Özakman tarafından yazıldı. Kitabı elinize aldığınızda hele meraklı bir okursanız eğer daha kapağını açmadan arka kapağını incelediğinizde orda geçen cümleler kitabı okumak için iki kat daha fazla heyecanlandıracaktır sizi. Sonra bazı cümlelerin altında çok ta anlamsız görünen hatta okura “ Acaba basımda hata mı olmuş?” dedirten semboller ilişir gözünüze. Yanıldığınızı sayfalar ilerledikçe anlayacaksınız . Çünkü bu semboller yazarın kitabı yazarken kullandığı bir şifredir. Ve daha kitap bitmeden yazarın bu zekasına hayran olmaya başlayabilirsiniz.

“Herkesin hayatta bir kez mucize yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Benim payıma düşen mucize de sensin.”

Romantika, Kürk Mantolu Madonna’ya sadece aşk romanı olduğu için benzemez. İki eser de kahramanlarının geleceğe bıraktığı uzun bir mektup veya bir günlük olma özelliği taşır. Özakman, Sabahattin Ali’nin o eşsiz anlatımından etkilenmiş olmalı ki kitabına böyle bir benzerlik katmış. Hatta Özakman kitabın bir yerinde kurduğu şu cümleyle adeta selam verir Sabahattin Ali’ye: “Bu şiir” dedi, ”… kürk manto giymiş çıplak bir kadına benziyor. Çok hoşuma gitti.”
Turgut Özakman , sıkı okurlarının bildiği üzere toplumsal konulara değinmeyi seven, toplumcu gerçekçi olarak nitelendirilecek bir yazardır. Bir yandan sade bir aşk romanı okurken arka fonda 1970’ların 80’lerin çalkantılı siyasal ve toplumsal yaşamı kulağınıza çalınıverir.

“Kurulu ve ulu düzeni değiştirebileceğimizi sanarak, sevimli iç güdülerimizin, kahramanca düşüncelerimizin peşine takılıp neler yapmıştık, değil mi Sanem? Ama yalnız biz değiştik. Bir avuç insan… Kurulu ve ulu düzen sürüp gidiyor.”

Kürk Mantolu Madonna, işleniş yönüyle derin ruh tahlillerinin toplumsal meselelerden daha yoğun işlendiği bir roman. Okura “Bir insan kendisiyle hiç bu kadar güzel konuşur mu?” dedirten sözlerden bolca bulabilirsiniz. Bunu da belki de en çok, kitaptaki şu cümle anlatıyor. “Göreceksiniz ya, ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir adamım.”
Kürk Mantolu Madonna’da hikayenin büyük bir kısmı Almanya’da geçiyor. Sahneler öyle etkileyici betimleniyor ki siz belki de Anadolu’nun güzel illerinden birinde bu kitabı okurken ruhunuzu Almanya’da buluvermişsiniz. Kaldırım taşlarına varana kadar aklınıza kazınmış her bir sahnesi. Tabi bunda Sabahattin Ali’nin kısa bir süre Almanya’da yaşamasının etkisi de yok değil.

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum Kürk Mantolu Madonna’yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

Romantika ise 1960’ların Ankara’sını büyüleyici bir dille aktarır okuyucuya. Ankara’yı bilen ayrı zevk alır, bilmeyen ayrı… Yılmaz Erdoğan’ın deyimiyle alnının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti olan bu şehir, bu kitapta o asabiyetini bir kenara bırakmış ve masum bir aşka kollarını açmış.

“Anlaşılan, bebeğin annesinin kanını ve sütünü emerek büyümesi gibi gelecek de ancak geçmişi yiyerek var oluyor.”(Turgut ÖZAKMAN)

Ahmet UĞUR

KAYNAKLAR
Bezirci, A.(1974). Sabahattin Ali hayatı, hikayeleri, romanları inceleme(67.Cilt).İstanbul: Oluş.
Özakman, T.(2000) Romantika. Ankara: Bilgi.
Ali, S.(1943) Kürk Mantolu Madonna. İstanbul: YKY

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla