Mai ve Siyah’a Bir Bakış

Kainattaki düzende her şey aynı zamanda zıttı ile var olur. Bu zıtlık halinde herhangi bir şeye iyi diyebilmek için kötünün olması, doğruya doğru diyebilmek içinse yanlışın olması gerekir.
Mai ve Siyah da bu durumu hayal ve hakikat çerçevesinde işleyen bir yapıt. Hayallerin, isteklerin karşısında hakikatin kaçınılmazlığını adeta yüzümüze vuruyor. Renklerin dili ile, “mai hayaller ve siyah hakikatler.”

Eserin farklı bir noktası da kişilerin temsil yönünün olmasıdır. Yeniliklere açık Ahmet Cemil ve gelenekçi Raci bir mânada da Servet-i Fünun nesli ile Muallim Naci’yi temsil eder. Bu ikiliyi bir araya getiren ise Servet-i Fünun döneminin yayın hayatına işaret eden Mir’at-ı Şuun gazetesidir.

  Halid Ziya anılarını aktardığı Kırk Yıl eserinde Ahmet Cemil’den şu şekilde bahseder:

“O zamanın hayatından, idaresinden, memlekette teneffüs edilen zehirle dolu havadan mustarip, hastalıklı bir genç, kısacası devrin bütün hayalperest yeni nesli gibi bir bedbaht tasvir etmek isterdim ki, ruhunun bütün acılarını haykırsın, coşkun bir delilikle çırpınsın ve bütün emelleri parmaklarının arasından kaçan gölgeler gibi silinip uçunca, o da gidip kendisini, ölmek için saklanan bir kuş gibi, karanlık bir köşeye atsın. Bu gençte bir aşk yıldızı, bir sanat hayali olacaktı ve bunların arasında bir sarhoş gibi yıkıla yıkıla, o duvardan bu duvara çarpa çarpa çekilip gidecek, nihayet bir kovukta sinip can verecekti, mavi hayaller içinde yaşamak için yaratılmışken, siyah bir uçuruma yuvarlanacaktı” (Kırk Yıl, 2008,700)

İşte Ahmet Cemil’in hikayesi böyle başlıyor. Eserde her şey akışına bırakılmasına rağmen mutlak son kaçınılmazdır. Waldteufel’in ünlü valsinin sesiyle kahraman hakikatlerden uzaklaşıp yaz geceleri bir buğu ile örtülü zannedilen mailikler içindeki yıldızları, kendi deyimiyle Baran-ı elmas’ı (elmas yağmuru) izleyip hülyalara dalarken sonu çoktan belli bir maceranın ve mücadelenin kapısı onun için aralanmıştır.

Babasının vefatı üzerine Ahmet Cemil’in derdi annesine ve kız kardeşine yetebilmek olmuştu. Bu, mailiği bulayan ilk siyah darbesiydi. Ahmet Cemil artık yetişkin olmakla yükümlüydü.
Ardı sıra gelen problemler bütünü; başta kardeşi İkbal’in yaptığı talihsiz evlilik, kardeşinin ölümüne sebep olan eniştesinin başına musallat ettiği borçlar, tüm bu dertlerle uğraşırken yüreğinde yatan tüm güzel duyguların gerçek sahibi olduğunu düşündüğü Lamia’nın başkasıyla evlendirilmesi Ahmet Cemil’in yitip gitmesine sebep olur.

Bunların sonucunda, onca şeyin içinde yazmayı başarabildiği şiir defterini eline alınca okuyası gelmez. Kaybedilenlerin ardından pes edip lanet edercesine onu da yırtıp yakar. Bu vazgeçişin ardından bir karar verir. Tutunacak dalı kalmayan çoğu kişideki kaçış isteği, Ahmet Cemil’i zorluklarla aldığı diploması sayesinde annesi ile uzaklara çekip gitmeye sürükleyecektir.
Yolda kendisinin aksine hayatın bu tür zorluklarına maruz kalmamış, tüm bunlar olurken yanında olan dostu Hüseyin Nazmi ile karşılaşır. Arkadaşı Avrupa’ya gidecekken o, bu yıkıntı halinde kendisine “ölmek için saklanan bir kuş” misali, etrafı çöllerle kaplı bir vilayet seçmiştir.

Gemiye bindikten sonra hayatını düşünür. Mai düşlere daldığı o geceyi ve elmas yağmurunu hatırlar. Güverteden baktığında ise siyah bir deniz görür. Hayatındaki bu iki önemli gecenin mukayesesi ile artık her şeyin onun için bu deniz kadar siyah ve dipsiz olduğunu fark eder. Dalgaların çağrısına kulak verip kendini derinliklere bırakacakken annesinin sesi ile bu düşüncesi bölünür. Annesinin sesi; bireyin, üzgün ve tedirgin hissettiğinde bilinçaltındaki, ana rahmine ya da doğaya dönme arzusu düşünüldüğünde Ahmet Cemil için bir sığınaktır.

Roman Ahmet Cemil’in bu siyah ve dipsiz geceden ayrılarak annesini, yani sığınağını takip etmesiyle son bulur.
Kahraman, mavi hayaller içinde yaşamak için yaratılmışken, siyah hakikatlerin çaresizliği içerisinde yaşayarak hayatını devam ettirir.

Yazar: Beyza Nur KAYA

Kaynakça:
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Romanında İnsan Psikolojisi – Korhan ALTUNYAY (2015)
Türk Romanında Safderun Alafranga, Ahlaksız Züppe, Kötücül Entelektüel – Berna USLU KAYA (2017)
Kırk Yıl – Halid Ziya UŞAKLIGİL (Özgür Yayınları, 2008)
Halit Ziya’nın Mai ve Siyah Romanının Farklı Bir Okuması – Nihayet ARSLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir