MİNOİCA MEDENİYETİNİN SONUNU GETİRMİŞ OLAN TARİHLERDE DEĞİŞİM

Pek çok bilim insanının Minoan uygarlığını sona erdiren Thera yanardağı patlamasının ne zaman gerçekleştiği hakkındaki şiddetli ve uzun tartışmaları nihayete ermiş olabilir. Ağaç halkaları gelişimini çevre iklimle ilişkilendirerek inceleyen yeni dendrokronolojik* analizler, patlamanın tarihini belirlemek için arkeolojik metotlar ve radyokarbon* metodlar arasındaki uyuşmazlığı çözerek tartışmaları sona erdirebilir. Bu, Arizona Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırmadır.

UA laboratuvarında Dendrokronoloji uzmanı olan Charlotte Pearson, antik Mısır, Yunanistan, Türkiye ve Akdeniz’in geri kalanı arasında Thera patlaması olan antik dünyanın bu kritik noktasında bir zaman çizelgesini bir araya getirme meselesi olduğuna inanıyor.

Günümüze kadar elde edilen veriler, C14’teki analizlerin MÖ 16. yüzyıldaki güçlü bir volkanik patlamayı işaret eden arkeolojik çalışmalarla uyumlu olduğunu göstermiştir.

3,500 yıldan uzun bir süre önce Santorini’de gerçekleşen tartışmalı Thera patlaması adadaki Minos uygarlığını 40 metre yüksekliğinde bir kül ve ponza taşı tabakasına gömmüştür. Patlamanın etkileri Mısır ve Türkiye’de(İstanbul) hissedilmiştir.

Arkeolojik bulgulara göre patlamadan önceki depremlerin Aktrotiri’yi birkaç dalgalar halinde vurduğu görülmüştür. Bunlardan bir tanesi şehre büyük çapta bir zarar vermiştir ve depremin neden olduğu bu zararı halkın onarmaya başladığına dair kesin bir kanıt vardır.

Onarım işlemi henüz tamamlanmadan diğer bir deprem dalgası şehrin merkezini vurmuştur. Öyle görünüyor ki vatandaşlar patlamadan önce Aktrotiri’yi olabildiğince hızlı bir şekilde terk etmişlerdir. Çünkü pek çok eşya geride kalırken hiçbir insan kalıntısı bulunamamıştır.

Pearson ’a göre bir volkanın patlaması, zamanda çok kısa bir ana tekabül etmektedir ancak bu kısa zaman diliminde gerçekleşen olay, bilim insanlarına hem belirli bir dönem hem de o döneme ait beşeri ve çevresel etkileşimleri inceleme fırsatı sunar.

Arkeologlar, kazı çalışması sırasında bulunan Mısır hükümetiyle değiş tokuş edilen bazı belgeler ve kurtarılan seramikler sayesinde patlamanın milattan önce 1500-1570 yılları arasında gerçekleştiğini tahmin etmişlerdir. Diğer araştırmacılar ise volkanik kül tabakasının hemen altında bulunan ağaç, tane ve baklagillerin radyokarbon ölçümlerini kullanarak patlamanın MÖ 1600’lerde olduğunu düşünmüşlerdir.

Arizona Üniversitesi’nin araştırmacıları, patlama anında yaşayan ağaçların yıllık büyüme halkalarından radyokarbon ölçümlerini kullanarak, patlama zamanını milattan önce 1525-1600 yılları arasında bir tarih olarak belirlemiştir. Ayrıca belirlenen bu tarih, arkeolojik kanıtlar tarafından saptanan, milattan önce 1500-1570 tarihleriyle örtüşmektedir.

Mevcut radyokarbonik ayarlamalarda, son 50 yıldaki hesaplamalarla 14.000 yıldır var olan ağaçların büyüme halkaları kullanımıyla, ilerleme kaydedilmiştir. Yeni testler tamamlanana kadar, araştırmacılar radyokarbon testi için yeterli organik materyale sahip olmak adına 10 ila 20 yıllık büyüme halkalarını birleştiren önemli odun parçalarını kullanmak zorunda kaldılar.
Dendrokronoloji laboratuvarlarının yöneticisi ve bu çalışmanın ortağı olan Gregory Hodgins, araştırmadaki eski yöntemlerin ihmallerinin altını çizerek, yıllık ölçüm hesaplamalarının düzenlenmesiyle ilerleme kaydedildiğini açıklamıştır. Üniversitenin hızlandırıcı kütle spektrometresi laboratuvarında yapılan çalışma, dünya çapında kullanımda olan radyokarbon ayarlama eğrisine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur!

Radyokarbon’un yeni testi, odunları sadece küçük parçalara ayırmış ve UA ekibine milattan önce 1500- 1700 yılları arası ağaç halkası tarihiyle odun parçalarını test etme olanağı sağlamıştır. Minoan uygarlığı sırasında Thera felaketinin tarihini kısıtlamak Akdeniz arkeolojisi için gereklidir; dendrokronolojik ve radyokarbon tekniklerinin birleşimi patlamanın tarihi için daha kesinlik sağlamıştır. Her bir ağaç halkası C14’ün ne kadarının içeride olduğuna göre zaman kapsülü sayılır.

Bir yıllık büyüme halkası içindeki C14 ya da yaşayan herhangi başka bir organizma, sabit bir oranda azalır ve ağacın o halkayı geliştirdiğini ya da o organizma yaşadığı zamanı gösteren bir saat işlevi görebilir.
Dendrokronolojik çalışmalar uygun kıyaslamalar yapılarak gerçekleştirilmelidir: Pearson ve meslektaşları ağaç büyüme halkalarının iki farklı kronolojisini kullandılar, Thera patlaması zamanında mevcut olan ancak 10.000 km uzaklıkta büyümüş olan mevcut ağaçları analiz ettiler.
Kıyaslamalar için iki farklı eser kullanıldı: Matthew W. Salzer’ın Kaliforniya ve Nevada’da yaşayan dut veya kristlecone bristelcone çamlarının üzerindeki yoğun çalışması, her yıl 1700 ila 1500 yıllarında temsil edilen 200 ağaç büyüme halkası örneği sağlamıştır; David M. Brown’ın çalışması, aynı tarihte İrlanda meşesi büyütme halkalarının 85 örneğini sağlamıştır.

İrlanda meşeleri ve bristelcone çamları her yıl bir büyüme halkası eklediğinden, yıldan yıla biriktirilen halkalar binlerce yıl öncesine dayanan eşsiz bir ekolojik tarihi temsil etmektedir
Thera gibi büyük bir volkanın atmosfer üzerinde tüm dünyayı aniden soğutabilecek kadar büyük bir etkisi vardır. İrlanda meşesi ve kristelcone bristelcone çamları gibi soğuk iklimde yaşayan ağaçlar için çok sıkı bir döngüyü temsil eder. Salzer’in çalışması iklimsel değişikliğin önemine dikkat çekmiştir.
Araştırmacılara göre, kullanılan yeni çalışmalar, doğal ağaçlar ve halkalarla olan artışı radyokarbon’un varlığının hesaplarını geliştirmiş ve Thera tartışmaların ışık tutmuştur. Bununla birlikte, dendrokronolojik yöntemlerle karıştırmanın şimdiye kadar kullanılan kalibrasyon eğrisini değiştirmeye izin vermesi durumunda, sadece radyokarbon tarihleme kullananlar için sonuçların derin olduğuna inanmaktadırlar.
Daniele Mancini tarafından tercüme ve revize edildi.

1*:DENDROKRONOLOJİK: Dendrokronoloji, Yunanca ağaç ve zaman sözcük köklerinden oluşmakta ve ağaç halkaları ile tarihleme yapma yöntemi anlamına gelmektedir.
2*RADYOKARBON: Arkeolojik kazılarda ele geçen buluntuların bir kısmı, içinde karbon elementi bulunan çeşitli organik buluntulardır.
3* PONZATAŞI: Ponza taşı, Latince adıyla pumicite, lavların en üstünde oluşan hafif bir camdır. İngilizcede ise iri taneli olanlarına pumiz, ufak taneli olanlarına ise pumicite adı verilir. Genellikle renklidir ve her şekilde bulunabilir.
4*: AKTROTİRİ: Yunanistan’da Thera köyünün bulunduğu şehir. Diğer adıyla Santorini.

ÇEVİREN:SENA ÖZKAN

Kaynak/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir