MODERN DÜNYA MASALCISI: TIM BURTON

Tim Burton denildiğinde ilk olarak aklımıza ne gelir ya da onu nasıl tanımlarız? Sıradışı ve kendine özgü karakterleriyle mi,  yoksa filmlerindeki gibi farklı ve gotik atmosferleriyle mi? Bence hepsi.. Çünkü Tim Burton denildiğinde bu özelliklerin hepsini ayrı düşünmek yanlış olur.

Yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı aynı zamanda da oyuncu olarak bilinen Tim Burton, sinemanın her alanına el atmış ve kendine özgü bir stilin yaratıcısı olan modern dünyanın deli masalcısı olarak tanınmıştır. Ayrıca kendine özgü bir tarz ile çekmiş olduğu filmler ve oluşturmuş olduğu olağandışı, masalsı karakterler ile ‘Burtonesk’ kavramının ortaya çıkmasına neden olmuş ve kendine özgü karakteristik bir sinema dili yaratmıştır. 

HAYATI

Timothy William Burton, 25 Ağustos 1958 yılında Bill Burton ve Jean Erickson’ın ilk oğulları olarak Kaliforniya, Burnbank’ta dünyaya geldi. Ayrıca babası Burnbank Park’ta çalışırken annesi hediyelik eşya dükkanı işletiyordu.

Evlilik hayatından bahsetmek gerekirse, Burton 1989 yılında  Alman sanatçı Lena Gieseke ile evlendi ve Batman Geri Dönüyor’un çekimleri sırasında boşandı. 1992’den 2001 yılına kadar Lisa Marie adlı mankenle nişanlı olan Burton, daha sonra filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu Helena Bonham Carter ile nişanlandı. Bu birliktelikten 2003 yılında Billy-Ray Burton adında bir oğlu ve 2007 yılının sonunda Nell Burton adında bir kızı olmuştur. Ayrıca Jonny Depp Burton’ın yakın arkadaşıdır ve oğlu Billy-Ray’in de vaftiz babasıdır.

ÇOCUKLUK YILLARI, KARİYERİ 

Burton, çocukluk yıllarında içine kapanık ve asosyal bir çocuktu. Bu sebeple olmalıdır ki, kendi yaşıtlarından farklı olarak arkadaşları ile oynamak yerine, karikatür çizmeyi ve düşük bütçeli korku filmleri izlemeyi tercih etmişti. Ayrıca Burton, hayatın gerçekliğinden kendisini bu şekilde uzaklaştırmış da oluyordu.

Peki içine kapanık olmak ona ne kazandırdı diye biraz düşünecek olursak, hemen Vincent Price karakteri diyebiliriz. Çünkü bu karakter, Tim Burton’ın ilerideki kariyerine çok büyük etkisi olan önemli bir sinema figürü sayılıyordu.

Tim Burton film çekmeye çok küçük yaşlardan itibaren başlamıştı. Daha o yaşlardayken, stop-motion tekniği ile ya da 8 mm’ye sessiz filmler çekmekteydi. The Island of Doctor Agor filmi, ilk filmi olarak bilinir ve bu filmi henüz 13 yaşındayken çekmişti. Lise yıllarındayken, California Institute of the Arts’a girmek için bir Disney bursu kazandı ve üç yıl boyunca animasyon eğitimi aldıktan sonra, animatör çırağı olarak Walt Disney stüdyolarında çalışmaya başladı. Disney yıllarında, The Fox and the Hond için çizimler yaptı. Ama bu çizimler, Disney karakterlerinin dışında çizimler olduğu için (yani sevimli ve sıradan çizimler olmadığı için) stüdyo tarafından reddedildi. Bu sebeple, Tim Burton Disney yılları için şu cümleyi söylemişti: ‘ Her şeyi düşünüp çizmeme izin veriliyordu ama hiçbirisi kullanılmıyordu.’

Burton, Disney’i sıradan buluyordu ve bu yüzden burada mutlu değildi. Ancak ileride ünlü olacak The Nightmare Before Christmas’ın temelini bu dönemde atmıştı. Ayrıca ‘Tim Burton’s The Nightmare Before Christmas’ adlı çizgi filmin yaratıcısı olarak da bir üne kavuşmuş olacaktı. Tim Burton, 1979 yılında ilk animasyon filmi olan Stolk of The Celery Monster’ı ve 1982 yılında 6 dakikalık ilk stop-motion filmi Vincent’ı yaptı. Vincent animasyonu ile birçok ödül almıştır ve film kendisini Vincent Price olarak hayal eden küçük bir çocuk hakkındadır. Burton, 1984 yılında Frankenweenie adlı siyah-beyaz 27 dakikalık ilk kısa filmini yaptı. Festivallerde övgü almasına rağmen film, Disney tarafından çocuklar için sakıncalı olduğu gerekçesiyle rafa kaldırıldı ve yayınlanmadı. Bu olaydan sonra, Disney Tim Burton ile yollarını ayırmış oldu. Fakat  1992 yılında, Frankenweenie Disney tarafından gösterime sunuldu.

Tim Burton 1985 yılında 7 milyon dolarlık bir bütçeyle  Pee-Wee’s Big Adventure adlı filmi çekti ve bu filmle 40 milyon doların üzerinde bir hasılat yaptı. Filmin başarılı olmasından cesaret alarak Burton, 1988 yılında bir komedi filmi olan Beetlejuice’i çekti ve bu film ile tam anlamıyla sinema dünyasına adım atmış oldu. Burton’ın bu filmi 80 milyon doların üzerinde hasılat yaptı. Ayrıca en iyi makyaj dalında Oscar kazandı ve özel efekt dallarında BAFTA’ya aday gösterildi. 

Beetlejuice filmi sayesinde büyük bir başarı sağlayınca Batman projesi Burton’a teklif edildi ve ilk büyük bütçeli film projesi olarak görülen filmi 1989 yılında kabul etti. Oyuncular ve bazı konularda sıkıntılar yaşansa da, film Amerika’da 250 milyon dolar ve dünya çapında 400 milyon doların üzerinde hasılat yaptı. Ayrıca Batman bütün zamanların en iyi filmi olarak da gösterilmişti.

1990 yılında, Burton Caroline Thompson ile beraber yazdığı Edward Makas Eller’i çekti. Bu filmin başrol oyuncusu olarak Johnny Depp rol aldı ve bundan sonraki filmlerinde Jonny Depp onun vazgeçilmez oyuncusu haline geldi. Ayrıca, Florida’da çekilmiş olan bu film Burton’ın çocukluğunu geçirdiği Burnbank’a benzetilmiş ve eleştirmenler tarafından Edward karakterinin Burton’ın kendisi olduğu iddia edilmiştir.

İlk Batman filmi başarısından sonra Burton, kontrolün kendisinde olması koşuluyla, 1992 yılında Warner Bros ile serinin ikinci filmi olan Batman Geri Dönüyor için anlaştı. Ne yazık ki bu film, çocuklar için fazla korkutucu bulunmuş ve izleyiciler tarafından eleştirilmiştir. Ayrıca film 160 milyon dolar hasılat yapmış ama aynı başarıyı sağlayamadığı için Warner Bros’u memnun etmemişti. Aksine 160 milyon dolar hasılat, başarısızlık sayılamazdı ama Burton, bu film ile Batman serisine son vermiş bulundu. Tabi her ne kadar rafa kaldırmış olsa da, daha sonra Batman Forever filminin yapımcılığını da üstlenmiştir. (1995 yılı) Bu film içinse “kafan güzelken yaptırdığın dövme gibi” demiştir.

1993 yılında, yapımcılığını ve yazarlığını üstlendiği ancak yönetmenliğini Henry Selick’e bırakmak durumunda kaldığı The Nightmare Before Christmas’ı çekti. Senaryosu Tim Burton, Michael Mcdowell ve Caroline Thompson’a aittir ve filmin müzikleri ise Donny Elfman tarafından yapılmıştır. Bu film 2006 yılında 3D sunumu ile tekrar vizyona girmiştir.

Sonrasında Burton, bütün zamanların en kötü yönetmeni olarak  gösterilen efsanevi yönetmen Ed Wood’un hayatını konu alan Ed Wood adlı filmi 1994 yılında yayınladı. Bu film tanıtım açısından başarısız olarak görülse de, hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip olabilmişti.

1996 yılına gelindiğinde Mars Attacks’ı çekti. Bu film, 1950 yıllarının bilim-kurgu filmlerine gönderme niteliği taşır ve ‘Independence Day’ gibi ünlü bilim-kurgu filmlerini eleştirel bir niteliktedir.

1999 yılında ise Tim Burton’ın yönetmenliğini yaptığı Sleepy Hollow güçlü bir kadro ile vizyona girdi. Johnny Depp, Christopher Woken, Jeffrey Jones ve Michael Gough gibi ünlülerin bir araya geldiği film, eleştirmenler tarafından olumlu bir yanıt almıştır. (En iyi sanat yönetmenliği dalında Oscar, Best Art Direction) Aynı zamanda gişe başarısına sahip olan bu film Burton için bir dönüm noktası sayılır.

Burton bir sonraki projesi için 1968 yapım olan Maymunlar Cehennemi adlı filmi 2001 yılında yeniden sinemaya uyarlamıştı. Ayrıca bu filmle birlikte kendi tarzının da dışına çıkmış oldu. İlk haftasında 68 milyon dolar hasılat yapmasına rağmen film eleştirmenler tarafından acımasız bir şekilde eleştirildi ve eleştirmenler tarafından filmin orijinalinin çok gerisinde kaldığı düşünülmüştü. Bahsetmek gerekirse, beğenilmemesinde ki bir diğer sebep (bence en önemli sebep) Burton’ın kendi tarzının dışına çıkmış olmasıydı. Hatta filmin çekimleri sırasında tartışmalar yaşanmış ve bu tartışmalardan dolayı Burton seti terk etmeyi bile düşünmüştü.

Tim Burton bu olaylardan sonra kendi tarzındaki filmlerine hızlı bir şekilde geri dönüş yaptı ve 2003 yılında Daniel Wallace’ın aynı adlı hikayesinden uyarlanan Büyük Balık adlı filmi çekti. Büyük Balık dört dalda Altın Küre’ye ve Danny Elfman’ın müziğiyle de Oscar’a aday gösterildi. Aynı zamanda Burton, Chiago Film Eleştirmenleri Birliği tarafından ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandı. Bu sebeple, film eleştirmenler tarafından bir baş yapıt olarak değerlendirildi.

2005 yılında Roald Dahl’ın kitabından uyarlanan Charlie’nin Çikolata Fabrikası filmini çekti. Ardından stop-motion tekniğiyle gotik bir tarzda çekmiş olduğu Ölü Gelin’i sinema severlerle buluşturdu. Ayrıca bu üç film, Burton’ın film kariyerine ‘Best Animated Feature’ dalında aday gösterilmesine neden olmuştu.

Burton bu seferde Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi adlı müzikali beyazperdeye taşıyarak karşımıza çıktı. 2009 yılında ise Timur Bekmambetov ile birlikte 9 adlı bir animasyon filminin yapımcılığını yaptı ve bu animasyon filminde kıyamet sonrası insanlık anlatıldı.

2010 yılına gelindiğinde, Burton Alice Harikalar Diyarında’yı kendi tarzıyla özdeşleştirerek sinemaya uyarladı ve filmde tabii ki de vazgeçilmez oyuncuları olarak Johnny Depp ve Helena Bonham Carter vardı. Zaten olmaması şaşırtıcı olurdu.. 

2012 yılında ise Karanlık Gölgeler izleyiciyle buluştu ve kadroda bildiğimiz simalar vardı: Johnny Depp ve Helena Bonham Carter ikilisi. Şaşırdık mı, tabii ki de hayır.. Unutmadan farklı bir isim daha var tabii.. Michelle Pfeiffer!

Tim Burton denildiğinde aklımıza sakın ama sakın sadece yönetmen ve yapımcı gelmesin. Çünkü kendisi sadece tek bir alanla (sinema) yetinmekle kalmamış aynı zamanda şair ve yazar olarak da bizlerin karşısına çıkmıştır.  İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü adlı kitabı kaleme almış ve 1997 yılına gelindiğinde, bu kitap yayınlanmıştır. Ayrıca 1992 yapımı Singles adlı filmde küçük bir rol almıştır ve  The Killers grubunun Bones ve Here With Me adlı şarkılarının kliplerine de imza atmıştır.

Son olarak, http://www.beyazperde.com/sanatcilar/sanatci-6494/filmografi/ sitesinden  detaylı bir şekilde bakabilirsiniz. 

 

KAYNAKÇA

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/Tim_Burton

2- https://www.britannica.com/biography/Tim-Burton

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir