MODU ŞANYÜ BÖLÜM III İMPARATORİÇEYE MEKTUPLAR

modudududu.jpg

Hsiung-nular(Hunlar)’ın bilinen ilk atası Chun-wei’dir. Hsiung-nular Chun-wei’den Modu’nun babası  Tuman’a kadar olan bin yıldan fazla bir sürede kimi zaman büyümüşler, kimi zaman küçülmüşler; dağınık ve parçalanmış bir şekilde yaşamışlardı. Bu yüzden bunların şecerelerini öğrenmek mümkün olamamaktadır. Modu zamanına gelindiğinde Hsiung-nular çok güçlenmişlerdi. Kuzeydeki bütün kavimleri kendilerine tâbi kılmışlar ve güneyde Çin ile düşman devletler olmuşlardı. İşte bu komşuluktan sonra Çinlilerin tarih kayıtlarında Hunların soyları ve devlet teşkilatları hakkında bilgi sahibi olunabilmiştir.

Hunlar göğe, “Cheng-li” derlerdi. Ch’an-yü (Şanyü, Çanyü okunur ) sözü ise enginliği gösterirdi. Dolayısı ile bu unvan Hun hükümdarının “Gök gibi engin” olduğunu ifade eden bir anlam taşımaktadır.

Yazımızın ikinci bölümünde Modu, yaptığı anlaşma ile Çin’i vergiye bağlamış ve Çinli prenses ile evlenmişti. Ayrıca bu antlaşma ile Hsiung-nu Devleti, Çin tarafından tarihte resmen tanınan ilk yabancı devlet oldu.

Modu istediklerini elde etse de Çin’in kuzeyindeki iç isyanları desteklemeye devam etti. Sonu gelmeyen isyanların arasında İmparator hayatını kaybetti ve çocuk yaştaki yeni imparatorun naibeliğini İmparatoriçe Kao-hou(Lü Hou) üzerine aldı. Bu dönemde Çin’deki iç karışıklıklar giderek arttı. En sonunda bir hile ile isyancıların lideri Han Hsin başkente getirildi ve orada idam edildi. Diğer tarafta ise her geçen gün Hunların gücüne güç katan Modu gittikçe mağrurlaşmış, İmparatoriçe Kao-hou’ya elçi göndererek şöyle demişti:

“Tek başına kalmış yalnız bir hükümdarım; bataklığın ortasında doğdum; vahşi sığır ve atların dolaştığı düzlüklerde büyüdüm; birkaç kez sınıra kadar geldim; Çin’i de gezmek istiyorum. Siz majesteleri tek başınıza ve yalnız oturmaktasınız. Biz iki hükümdar da mutlu değiliz; zevk alabilecek hiçbir şey kalmadı. Dolayısı ile bende olup sizde olmayanı vermek istiyorum.”

Modu bu mektupta doğrudan imparatoriçeye evlilik teklifinde bulunmaktaydı. Kao-hou ile evlendiğinde Çin topraklarının çeyiz olarak kendine verileceğini ve böylece Çin’in, kendi hakimiyeti altına gireceğini düşünüyordu.

Bu teklif karşısında küplere binen imparatoriçe büyük bir öfke ile başdanışmanını ve nazırlarını huzuruna çağırarak, elçinin boynunun vurulması ve Hunlara karşı saldırıya geçilmesi için fikirlerini sordu. Fan K’uai, 100.000 kişilik orduyla Hunlara saldırabileceğini söyledi. Chi Pu’ya sorulduğunda şöyle cevap verdi:

“K’uai’ın kafasının uçurulması gerekir! Daha önceleri Han ordusu 320.000 kişiydi. K’uai, Mareşal idi. O sırada Hsiung-nular, İmparatoru kuşattığında K’uai kuşatmayı kıramamıştı. Bütün ülkede bu acı günleri anlatan şarkılar söylendi.  Bu şarkıların sesleri hala kesilmedi. Yaralılarımız yeni yeni iyileşmeye başladı.” diyerek 320.000 kişilik orduyla yapamadığını 100.000 kişiyle hiç yapamayacağını açık açık yüzüne vurdu. İmparatoriçe de bu görüşe katıldı ve Modu’ya şunları yazdı:

“Şanyü!  Ülkemizi unutmayarak bir mektup gönderme lütfunda bulunmuşsunuz. Ülkem korku ve endişe içindedir. Günler geçtikçe kendi kendime düşünüyorum. Yaşlandım, nefesim daralıyor, saçlarım ve dişlerim dökülüyor. Yürürken adımlarım düzensizleşti. Şanyü! Yanlış duymuş olmalısınız  ancak kendinizi aşağılanmış hissetmeyiniz. Ülkemin bir suçu yoktur. Bunu böyle kabul ederek bizi affetmenizi rica ederim. Bendenizin sahip olduğu, iki takım atla çekilen iki imparatorluk arabasını her gün kullanabilmeniz için size sunuyorum.”

Modu mektubu alınca yeniden bir elçi göndererek teşekkür etti ve Çin’deki protokol ve görgü kurallarını şimdiye kadar duymadığını iletti. İmparatoriçeye at hediye etti ve bunu takiben Çinli bir prenses ile evlenerek ho-ch’in (evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapıldı. Modu’nun antlaşma yapmasının sebebi elbette barışseverliği değildi. Batı sınırlarındaki Yüe-çilerin üzerine giderken Çin sınırını güvenli tutmak istedi. Böylece ordusunu ikiye bölmek zorunda kalmayacaktı. Bu barış sürecinde Çin iç isyanlarını bastırırken, Hunlar da Yüe-çileri hâkimiyeti altına aldı.

Hunlarda ikili devlet teşkilatı vardı. Ülke doğu-batı diye ikiye ayrılırdı. Şanyü’nün veliahdı Sol Bilge Beyi, ülke topraklarının doğusunda, Sağ Bilge Beyi ise ülke topraklarının batısında otururdu. Merkezde Şanyü yer alırdı. M.Ö. 177 yılında Hunların Sağ Bilge Beyi, Sarı Nehir’in güney topraklarına girerek yerleşmiş ve yağmalarda bulunmuştu. Çin imparatoru bu durumu Modu’ya şikâyet edip Sağ Bilge Beyi’nin üzerine yürüyünce Hun Başbuğu Çin sınırından çıktı.

Modu’nun  “cezalandırdığı” Sağ Bilge Beyi, Tibet’in kuzeyindeki Şamo Çölü’nü aşarak başka göçebelerin yaşadığı topraklara geldi ve asi ulusları savaşa zorlayarak hepsini vergiye bağladı. Sonra, Lop Gölü’nün çevresini dolaşarak kıyılarında oturan kavimleri Hun hâkimiyetine aldı. Bu iş bittikten sonra, İrtiş ve İli nehirleri boyunca yukarı çıkarak, o bölgede oturan Wu-sunları yendi.

Karla kaplı dağlar, çıplak yaylalar ve kumlu ovalar arasında geçen bu mücadeleden sonra bu Hun Başbuğu karşılaştığı bütün ulusları vergiye bağlamış ve Hunların müttefiklerini artırmıştı. Bunlarla yetinmeyen başbuğ ordusuyla Kamçatka’ya gitti, dönüşünde fevkalade kısraklar ve samur kürkleri getirdi.

Ertesi yıl, yani M.Ö. 176’da Modu, Han devletine bir mektup göndererek şöyle dedi:

“Küçük memurlar yüzünden antlaşmanın bozulması üzerine Sağ Bilge Beyi’ni cezalandırarak batıdaki Yüe-çileri bulup onlara saldırması için gönderdim. Göğün yardımı ile yetenekli askerlerimiz ve güçlü atlarımız sayesinde onları ağır bir hezimete uğratarak hepsini ya öldürdük ya da tâbi kıldık ve böylece bu meseleyi hallettik. Lou-lan, Wu-sun, Hu-chieh ve yakınlarındaki yirmi altı ülkenin hepsi artık Hsiung-nu oldu. Yay çeken halkların hepsi tek bir aile içinde toplanmış, böylece kuzey bölgelerinde huzur sağlanmıştır. Şimdi askerlerimi dinlendirip atlarımı besiye çekmek, önceki olayları bir tarafa bırakarak antlaşmamızı yenilemek istiyorum”

Mektup Çin’deki Han Hanedanı’nın sarayına ulaşınca saldırıya geçmenin mi yoksa evlilik yoluyla uyum antlaşmasına devam etmenin mi daha uygun olacağı tartışıldı. İleri gelenlerin hepsi “tuzlu ve bataklık” Hun topraklarının bir işlerine yaramayacağını söyleyerek evlilik yoluyla uyum antlaşmasından yana oldular. Bunu üzerine Çin İmparatoru Hsio Wen barışın devam etmesinden yana olduklarını bildiren mektubu bolca hediyeyle beraber Modu’ya yolladı.

Kısa bir süre sonra Modu öldü.

Modu öldüğünde Hun İmparatorluğu Kore ve Japon Denizinden İtil(Volga) ırmağına kadar uzanıyor ve yirmi altı krallığı ihtiva ediyordu. Hiçbir Hun Şanyüsü bu kadar engin topraklara ve bu kadar kalabalık bir nüfusa hükmetmemişti. Yerine oğlu Chi-yü(Ki-ok) geçti ve ona Lao-shang Şanyü unvanı verildi.

 

 

KAYNAKLAR

ONAT Ayşe vd. Han Hanedanı Tarihi, Türk Tarih Kurumu, 2015.

GUMİLEV L.N., Hunlar, Selenge Yayınları, 2002.

BRİON Marcel, Hunların Hayatı, Ötüken Neşriyat, 2018

Otkan Pulat, Tarihçinin Kayıtlarına göre (Shi Ji) Hunlar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir