Reading Time: 4 minutes

Bugünlerde sıkça tartışılan Ayasofya’nın, tarihi daha eskilere dayanıyor olmasına rağmen gölgesinde kalmış, kendine has mozaik ve freskleriyle Bizans mozaik sanatının en güzel örneklerini içinde barındıran, adeta tarihi ve aynı zamanda mimari bir başyapıt: Kariye Müzesi.

İstanbul-Edirnekapı’da bulunan bu müze yıllar boyu ‘’küçük kardeşi’’ Ayasofya’nın gölgesinde kalmış, ilgi bekleyen ancak ne yazık ki hak ettiği ilgiyi hala görmeyen bir yapı. Günümüze ulaşmasında özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve 1950’li yıllarda Amerika Bizans Enstitüsü tarafından yapılan restorasyon çalışmalarının etkisi büyüktür. Bu restorasyon çalışmaları Thomas Whittemore ve Paul Atkins Underwood idaresinde yürütülmüştür. [1] 

Bu restorasyon çalışmalarının Kariye Müzesi’nin günümüzdeki varlığını korumasında etkisi büyük olsa da yapının tarihi MS 6. Yüzyıla dayanmaktadır. İlk olarak manastır amaçlı kullanılmak için MS 534 yılında İmparator Justinianus döneminde Aziz Theodius tarafından yapılmıştır ancak bu manastır rivayete göre 557 İstanbul Depreminde  (Ayasofya’nın kubbesinin yıkıldığı deprem) yıkılmıştır. Şu an gördüğümüz binanın iskeleti 11. Yüzyılda İmparator I. Aleksios tarafından eşinin annesi Maria Doukaina için yeniden yaptırılmıştır. Bu yenilemeden kısa bir süre sonra Aleksios’un oğlu Isaakios Komnenos kiliseyi yeniden yaptırarak genişletmiştir.[2]  Kilisenin narteks kısmında Komnenos için hazırlanmış bir mezar yeri bulunmaktadır. Komnenos’un ilk mezar yeri bu nartekstedir ancak daha sonra kabri Yunanistan’ın Evros iline bağlı Feres’te bulunan Kosmosoteira manastırına taşınmıştır. [3]

Kariye Müzesi’nin önemi I. Aleksios döneminde Bizans İmparatorluğu’nun merkezinin müzenin yakınlarında bulunan Blaherne Sarayı’na taşınmasıyla artmıştır. Kilise 1204’te İstanbul Haçlılar tarafından ele geçirilince büyük bir zarar görse de imparatorluğun o dönem önde gelen devlet adamlarından olan Theodoros Metokhites tarafından 14. Yüzyılda yapılan köklü onarımla bugünkü halini almıştır. Son yıllarını Kariye’de geçiren Metokhites,1332 yılında öldüğünde buraya gömülmüştür. [4]

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1453 yılında İstanbul’u almasından sonra kilise bir süre kullanılmamıştır. Fetihten 58 yıl sonra 1511 yılında Sultan 2. Bayezid döneminde Sadrazam Ali Atik Paşa tarafından tek şerefeli bir minare eklenerek camiye çevrilmiştir. [5]

Günümüzde statüsü hala tartışma konusudur.

MÜZEDEKİ MOZAİKLER VE FRESKLER:

            İçindeki mozaik ve freskler Metokhites döneminde yapılan onarım ile eklendikleri için Bizans’ın son dönem resim sanatının mükemmel örneklerini taşır. Bu yönüyle yine İstanbul’da bulunan Fethiye Camii ile benzerlikler gösterdiği söylenebilir. 1948-1958 arası Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda mozaik ve fresklerin tamamı ortaya çıkarılmıştır.

Kilisenin Apsis kısmında bulunan ‘’Anastasis’’ freski çoğu insan tarafından kilisedeki şaheser olarak nitelendirilir. ‘’Anastasis’’ Antik Yunanca’da ‘’diriliş’’ anlamına gelir. İsa’nın cehenneme iniş sahnesinin resmedildiği Anastasis’te, İsa’nın sol eli Havva’yı, sağ eli ile Adem’i tutarak mezarlarından çıkarıp dirilttiği konusu işlenir.

Kariye Müzesi’nde bulunan “Anastasis” freski. (Fotoğraf: Joseph Kranak)

Kilisenin güney kubbesi üzerinde bir ‘’Pantokrator İsa’’ mozaiği bulunur. Bu mozaik çoğu Ortodoks kilisesinde bulunur ve İsa’nın yüceliğini ifade eder. Mozaikte sakallı olarak tasvir edilen İsa, sağ eli ile takdis(kutsama) işareti yaparken, sol eli ile Kitab-ı Mukaddes’i tutar. İsa’nın altındaki mozaiklerde İsa’nın ecdadı resmedilmiştir.

Güney kubbe üzerinde bulunan İsa ve İsa’nın ecdadı mozaiği. (Fotoğraf: Steven Zucker)
Aynı mozaiğe yakından bakış. (Fotoğraf: Steven Zucker)

İç nartekste ‘’Deesis’’ mozaiği bulunur. Deesis’i özel kılan ve dikkat çeken en temel ayrıntılarından biri İsa’nın sağ ve sol gözlerinin farklı olarak işlenmesidir. Mozaikte ortada İsa, İsa’nın solunda Meryem, Meryem’in altında ise Isaakios ve Komnenos resmedilmiştir.

İç nartekste bulunan ‘’Deesis’’ mozaiği. (Fotoğraf: Steven Zucker)

Müze’nin Naos kısmında ‘’Koimesis Mozaiği’’  bulunur. Bu Ortodoks ikonografisinde önemli yer tutan bir mozaik türüdür. Mozaikte ortada kumaşla kaplı bir tabutun içinde yatan Meryem’in etrafını havariler ve kilisenin ileri gelenleri çevirmiştir. Meryem’in hemen yanı başında İsa ve elinde Meryem’in bebek olarak tasvir edilmiş ruhu bulunmaktadır.

Koimesis Mozaiği (Fotoğraf:Jerzy Kociatkiewicz)

Kuzey kubbede Meryem ve Meryem’in ecdadını anlatan bir mozaik bulunur. Ortada Meryem ve elinde tuttuğu Bebek İsa, orta kısmın etrafındaki 16 dilimde ise Meryem’in ataları olarak resmedilen 16 Yahudi kral bulunmaktadır.

Kuzey Kubbe’de bulunan Meryem ve Meryem’in ecdadı mozaiği. (Fotoğraf: Jose Luiz Bernardes Ribeiro)

Yazar: Ali Okay Yazıcı

Kaynakça

[1]  Ousterhout,Robert (1987), The Architecture of the Kariye Camii in Istanbul,Dumbarton Oaks,s. 10

[2Alan, Avni (2007), Churces in Turkey, ASBOOK, İstanbul, s. 109

[3Kajdan (1991), pp. 282, 428, 1146

[4]  Alan, Avni (2007), Churces in Turkey, ASBOOK, İstanbul, s. 110

[5]  Alan, Avni (2007), Churces in Turkey, ASBOOK, İstanbul, s. 110

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle