Musical Reflections Of The Art Of Banksy – Fahir Atakoğlu

-You are never too young to dream big- (Albümdeki ‘Dream Big’ parçasından bir söz)

Düşüncelerin, eleştirilerin, farklı bakış açılarının hem özgür hem de bir o kadar tutsak olduğu günümüz dünyasında kaçış yolu bulabilenlerimiz şanslı konumda. Eleştirel bakış açısı ve kaçış diyince de akıllara ünlü gerilla artisti Banksy geliyor haliyle. Gerilla sanatı birçok tartışmaya, doğruya ve yanlışa, ikilemlere yer verse de Banksy, sanatını geniş kitlelere ulaştırıp sanatıyla sorgulatmayı gerçekten başarıyor.  Öyle ki sadece sanatıyla var olmasını, kendisine dair minimum bilgiye sahip olmamızdan anlıyoruz; şayet ‘Banksy’ ismi de kendi eserlerinde kullandığı bir imzası. Öte yandan benimsediği bu prensiple de sesini daha çok kişiye duyuruyor ve kendi de graffiti eserlerini topladığı “Wall and Piece” isimli kitabında şu sözlere yer veriyor: “Nobody ever listened to me until they didn’t know who l was.” (“Kim olduğumu bilmeyene kadar kimse beni dinlemedi.”). Ancak kim olduğunu tam olarak bilmiyor olmamız dışında, bu denli popülerliğe ulaşmasının gerçek nedeni de üstün, görselliği güçlü ve çok iyi düşünülmüş sanatı. Duvarlara, köprülere bıraktığı eşsiz graffitilerde çevrecilik, politika, hayvan hakları gibi konuları ele almasının ötesinde; umut, barış, eşitlik, aşk gibi temalara da olabildiğince değindiğini görüyoruz. Graffiti ustası, topluma ulaştırmak istediği mesajları, eserlerinde genel anlamda hayvanlar ve çocuklara yer vererek  sağlıyor. Aynı zamanda siyah, beyaz ve kırmızı renklerinin hakim olduğunu görüyoruz eserlerine, bu üç rengin de kendine has karakteristik özelliklerinin olması -örneğin, siyahın gücü, tutkuyu, karamsarlığı, beyazın saflığı, barışı, kırmızının ise dinamizm ve mutluluğu temsil etmesi- yalınlığı, bunun yanı sıra da çarpıcılığı artırıyor. Ortaya çıkan görsel sanat bu denli etkileyici bir hal alıp adeta bir şölen havası yaratıyorken bir başka parlayan cevherimiz piyanist ve besteci Fahir Atakoğlu, Banksy ve eserlerinin kendisinde yarattığı müzikal izlenimlerle bambaşka bir yolculuğa götürüyor bizi. Fahir Atakoğlu müzik hayatı boyunca besteleri adına birçok tarzdan besleniyor, kendini özellikle film müziği alanında ileriye taşıyıp uluslararası platformlarda da oluşumlarıyla yer ediniyor. Ödüllü film, dizi, ve reklam bestecisi bu donanım ve multikültürel bakış açısıyla 2016 yılında İstanbul’da sergilenen ve bugüne kadarki en büyük Banksy koleksiyonu olan ‘The Art of Banksy’nin dünya prömiyerinde dinleyiciyle buluşmak amacıyla oluşturulmuş “Musical Reflections Of The Art Of Banksy” albümüyle yine bizi bir üst noktaya taşıyor. Bu eşsiz albüm, iki sanat dalı arasındaki köprüyü derinden ve oldukça kuvvetli bir şekilde kuruyor ve bu noktada sanat dallarının birbirinden tamamen bağımsız olmadığını da kanıtlamış oluyor, hissedilen ve hissettirilen duygular aynı olduğunda her sanat yolundan gidilinebileceğini de. Atakoğlu’nun bu çalışması toplamda 25 dakika olmak üzere 6 parçadan oluşuyor. Parçaların yalnızca isim ve sözlerine baktığınızda bile kafanızda tam olarak eşleştirebiliyorsunuz Banksy eserleriyle parçaları. Sözler Persli şair, alim ve ilahiyatçı Rumi’nin, yani bilinen ismiyle Mevlana’nın şiirleri -aslına bakarsanız ne kadar zamandan bağımsız, ötesinde etki ve felsefesinin olduğunu anlıyoruz- ve Banksy’nin alıntılarından meydana geliyor. Rumi, sevgiye, birliğe, özgür ruha, birey olarak kim olduğumuza ve bu evrendeki değerimize ve amacımıza ilham verir (Atakoğlu, 2015); bu bakış açısı Banksy’nin sanatının müzikal izlenimleri için Rumi’nin, Atakoğlu adına doğru tercih olduğunu gösteriyor. Sözleri cebimize koyup yolumuzda ilerledikçe de karşımıza keşfedecek yeni duraklar çıkmaya devam ediyor; müziklerde caz, funk, deephouse, elektronik müzik ve türk müziğinin bir bütüne vardığı çok yönlülüğe kulak veriyoruz. Çeşitli enstümanların yer aldığı albüme, Türk ve Amerikalı müzisyen ve aktörler hayat veriyor. Bu her açıdan fark yaratan muazzam derleme bize Banksy’nin sanatındaki konu ve temaları gerçek anlamda hissettirebiliyor. Bir parçayı dinlerkenki 10 saniye içinde kafanızda politika, karşıtlık imgelenirken hemen ardındaki saniyelerde umudu, barışı yaşayabiliyorsunuz hem de müziğin sizi götürdüğü yollar, geçişler keskin ve sert olmadağı halde. Bana göre en çok duyguyu ve hissi dinleyiciye iletebilen albüm olmak adına çok büyük bir adaydır Musical Reflections Of The Art Of Banksy. Kesinlikle zaman ayrılmayı hakeden bir yapıt, eğer siz de farklılığı, sanatlar arası geçişi, düşünmeyi ve keşfetmeyi seviyorsanız bu albümde kendinizden çok şey bulacaksınız, iyi dinletiler.

KAYNAKÇA

Atakoğlu, F., 2015, http://www.fahiratakoglu.com/index.php/tr/albuemler/48-musical-reflections-of-the-art-of-banksy adresinden alınmıştır.

Bir cevap yazın