Namık Kemal – Bir Vatan Şairi

Tanzimat devrinin önde gelen önemli şairlerinden biri kuşkusuz ki edebiyat çevresinde “vatan şairi” olarak adlandırdığımız Namık Kemal’dir. Edebiyatımızda birçok yeniliğin öncüsü olan sanatçımız 21 Aralık 1840 yılında Tekirdağ’da doğmuştur. Ailesi Osmanlı Devleti’nin seyfiyye ve kalemiyye sınıflarına mensup önemli konumlarda olan kişilerdi. Dedesi Abdüllatif Paşa ile birlikte gittiği Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde çok yönlü bir eğitim almış, Kars’ta bulunduğu sürede eğitim aldığı hocasının yönlendirmesi ile şiirle tanışmıştır. 18 yaşına geldiğinde İstanbul’a dönmüş ve Tercüme Odasında kâtip görevinde memuriyetine başlamıştır. Yazdığı eserler sebebiyle çeşitli yerlere sürgün edilen şair 2 Aralık 1888 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Namık Kemal

Edebiyat hayatına şiirle başlayan Namık Kemal dokuz ya da on yıl boyunca dönemin Dîvan geleneğine uygun klasik şiirler kaleme almıştır. Her büyük şairin arkasında en az onun kadar, hatta belki ondan daha da büyük bir şair olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Namık Kemal’in de çoğu yazısında belirttiği üzere fikir babası İbrahim Şinasi’dir. Şinasi ile tanışana kadarki şiirlerinde eski edebiyatın ve tasavvufun etkisi görülmekteyken, onunla tanışması onu şekil olarak olmasada içerik olarak yeni edebiyatı benimsemeye itmiştir. Sanatçının esas dikkat çeken şiirleri zaten Şinasi’yi tanıdıktan sonra kaleme aldığı şiirleridir. Şinasi onun bakışını gökten ve hayalden alıp gerçeğe çevirmiştir. Vatanın elden gitmesini engellemenin yolunun sert üslup ve katı gerçekçilikten geçmesi gerektiğini düşünmüş ve bunun sonucu olarak vatan, millet, ahlak, hürriyet gibi temaları işlemeyi tercih etmiştir. Onu vatan veya hürriyet şairi olarak nitelendirmemiz bundan kaynaklıdır. Ustalık dönemi olarak da adlandırabileceğimiz bu şiirlerde saf bir estetik gözlenmemektedir. Namık Kemal’i şair yapan en önemli özellik de estetik ve edebi zevkten ziyade akıl ve inancı ön planda tutmasıdır. Şiirlerinde gazete yazıları yazmasından ve kullandığı temalardan kaynaklı olduğunu düşündüğüm hitabet edası, ciddi gazeteci üslubu ve kahramanca bir hava sezilmektedir. Örnek verecek olursam adlarına sıkça rastladığımız Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vaveyla şairin en çok öne çıkan manzumeleridir.

Namık Kemal


“Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten”

(Hürriyet Kasidesi)


Şiirlerinin yanı sıra kaleme aldığı tiyatro ve gazete yazılarında kendi düşüncelerini ortaya koyması onu Tanzimat döneminin en önemli fikir ve sanat adamı olduğunu söyleyebilmek için geçerli sebeplerdendir. Döneminin diğer sanatçılarının aksine toplum için sanat anlayışını benimsemiş, eserlerinde halk söyleyişini yakalamak istemiş, edebiyatı geniş kitlelere hitap aracı olarak görmüştür. Yansıtmak istediği düşünceler hürriyet, vatan, ahlak olunca hükümet siyasetine aykırı düşen bu düşüncelerin yayınlanmasını elbet engellemek isteyecekti. Sansürlerle başlayan bu engeller, yazdığı gazeteler Tasvir-i Efkar, İbret gibi gazetelerin kapatılmasına kadar gitmiş ve Namık Kemal’in ömrü sürgünlerle geçmiştir. Gazete yazılarıyla da istediğine ulaşamayan Kemal, halka hitap için tiyatroyu kullanmaya karar vermiş ve edebiyatımızda sahnelenen ilk tiyatro olan Vatan Yahut Silistre’yi kaleme almıştır. Oyun Silistre Kalesi’nin kuşatmadan kurtulabilmesi için askerin gösterdiği cesareti, kahramanlığı, aynı zamanda Zekiye karakterinin İslam Bey’e olan aşkı nedeniyle yaptıkları anlatılır. Simgesel bir anlatım hakimdir. Oyundaki Silistre Kalesi vatanın bir simgesi gibidir. Onu korumak vatanı korumaktır. Zekiye’nin aşkı da vatan sevgilisinin bir sembolüdür. Zekiye İslam Bey’e olan aşkından kılık değiştirip arkasından düşmanla çarpışmaya gider. Denebilir ki Zeki’ye hiç tereddüt etmeden bir sevda uğruna ölümü göze almıştır. Böylelikle soyut kavramlar olan vatan ve vatan sevgisi somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Sahnelenmesinden sonra halkı oldukça etkilemiş ve duygulandırmıştır. Namık Kemal’in vatan ile alakalı yazdığı şiir ve oyunlar sadece o dönemin halkını etkilemekle kalmamış arkasından gelen nesile de çok şey katmıştır. Yaşadığı dönemin zamanını aşan bir fikir adamı haline gelen Namık Kemal, ulu önderimiz Atatürk’e de fikir hocalığı yapmıştır. Hatta Atatürk Namık Kemal için: “Vatanın kurtuluşu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namık Kemal öğretti.” Demiştir. Bu cümleden de anlıyoruz ki sanatçı kariyerinin başında vatanın elden gitmesini önlemek için hedeflediği amacına ulaşmıştır.

 

Namık Kemal

“Mümkün olsa vatanımı yüreğimin içine saklayacağım, göğsüm parça parça olmadıkça bir taşına kimsenin elini dokundurmayacağım.”

(Vatan Yahut Silistre)

 

Yazar: Öykü Yufka

Kaynakça:

  • KAPLAN, Mehmet (1948) Namık Kemal Hayatı ve Eserleri, İbrahim Horoz Basımevi, İstanbul
  • SINAR ÇILGIN, Alev (2005) Vatan Yahut Silistre’de Vatan Kavramı, UÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl: 6 Sayı: 9
  • KOÇ, Canan Namık Kemal’in Sosyal ve Siyasi Meselelere Gazetecilik Cephesinden Bakışı, NKÜ Yayını
  • Academia.edu
  • Biyografya.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir