OKUMA VE YAZMANIN AŞIĞI BİR ADAM: ŞEMSETTİN SAMİ

Bugün ellerimizden düşmeyen, zaman zaman popüleriteye kurban verdiğimiz roman türü edebiyatımıza hangi yazarla girdi?

Edebiyatımızdaki ilk romanının sahibi Şemsettin Sami… Çok başarılı bir çevirmen, sözlükçü ve dil bilgini olmasının yanında türünün ilk örneğini yazarak edebiyat tarihimizin mihenk taşlarından biri olmuştur.

Şemsettin Sami, 1 Haziran 1850 yılında, Yanya’nın Fraşer kazasında dünyaya geldi. İlk öğrenimine Fraşer’de başladı. Saygın bir ailenin çocuğu olan Sami, küçük yaşlardan itibaren özel dersler aldı. Kalkandelenli Mahmut Efendi’den Arapça ve Farsça dersleri aldı. Öğrenmeye olan gayretinin yanında küçük yaşında büyük acılarla yüzleşmek zorunda kaldı ve önce babasını, ondan iki sene sonra da, annesini kaybetti fakat yaşadıkları azmini kıramadı.

Ağabeyi Abdül Fraşiri ve beş kardeşiyle beraber Yanya’ya gitti (1865). Burada kardeşi Naim Fraşiri ile birlikte modern eğitim sistemlerinin uygulandığı Zossimaia Rum Lisesi’ne kaydoldu; çalışkanlığı, zeki oluşu ve azmi sayesinde 8 yıllık okulu 7 yılda bitirdi. Bu okulda Rumca, İtalyanca, Fransızca, Latince öğrendi ayrıca Müderris Yakub Efendi’nin yanında Farsça ve Arapça’sını da geliştirme imkanı buldu.

Kaynaklarda geçen bazı bilgilere göre okuyup yazmaktan zaman bulamadığı için çocuklar gibi oynadığını hatırlamadığını sık sık dile getirirdi (Dağlıoğlu Hikmet Turan: a.g.y., s.8/ Agâh Sırrı Levend: a.g.y., s.50). Yazma ve çeviri denemelerini de bu yaşlarında yapıyordu. Okulu bitirdikten sonra kısa bir süre Yanya Mektûbî Kalemi’nde görev yaptı ve 1871 yılında İstanbul’a gelmesiyle yazı ve yayın hayatı başladı.
1872’de Naim Fraşiri ile birlikte Matbuat Kalemi’nde çalışmaya başladı. Bu sırada Hadîka gazetesinde yazılar yazdı ve Fransızca’dan çeşitli tercümeler yaptı. Aynı yıl içinde yaşı da küçük olmasına rağmen -21/22 yaşlarında- Türk Edebiyatı’nın ilk telif romanı olarak kabul görmüş Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yayınladı. Romanı teknik açıdan kusurlu, mantık hatalarının bulunduğu, dili dönemine göre sade ama pürüzlü olduğundan çok kaliteli bir roman görünümü çizmiyordu fakat türün ilk örneğiydi. Ayrıca eldeki bilgilerden de anlaşılıyor ki  Şemsettin Sami’nin temel uğraşı roman yazarlığı da değildi.

Şemsettin Sami

Yayımını üstlendiği Hadîka’nın kapatılmasıyla Sirâç gazetesine geçti fakat bu gazete de uzun soluklu olamadı. Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre piyesinin oynanmasıyla gelişen olaylar esnasında bu gazete de kapatıldı. Daha sonra Matbuat Kalemi’ndeki görevine devam etti ve tiyatro eserleri kaleme aldı. Matbuat Müdüriyet’i tarafından yerel gazeteleri yönetme görevi kendisine verildi ve görevi sırasında Avrupa’nın bir kısmını da olsa görme imkanı buldu. Trablusgarp’da, Türkçe-Arapça yayın yapan Trablusgarp gazetesinin başyazarlığını yaptı. Rodos ve Yanya’daki çeşitli görevlerinin ardından İstanbul’a döndü.

Çocuk yaşından itibaren başladığı yazma faaliyeti hiç hız kesmedi, ne görevlerini aksattı ne de yazmak ve araştırmaktan vazgeçti. Yoğun görevleri sırasında Sefiller’i (Les Misérables) Mağdurîn Hikayesi adı altında çevirdi. Oldukça kısaltarak çevirdiği bu hikaye çok eleştiri aldı. Bunun üzerine tam çevirisine Sefiller adıyla başlasa da yarım kaldı ve onun yerine Hasan Bedrettin çeviriyi tamamlayıp II.Meşrutiyet’ten sonra bastı.

Şemsettin Sami yalnızca edebiyat alanında değil dil alanında da önemli faaliyetler yürüttü. Edebiyatımızdaki Orhun Abideleri’nin ve Kutadgu Bilig’in ilk tercümesini yaptı. Birçok sözlük ve ansiklopedi neşretti hatta Kamûs-ı Fransevî’yi yayınlamasıyla II.Abdülhamid tarafından “Ûlâ sınıf-ı sânîsi” rütbesiyle iftihar madalyasına layık görüldü. 1889-1898 yıllarında tek başına hazırlayıp tamamladığı tarih, coğrafya ve meşhur adamlar ansiklopedisi Kāmûsü’l-a‘lâm onun görevlerinde rütbe atlamasına sebep oldu. Yalnızca eserleriyle değil dil alanındaki makaleleri sayesinde görüşleri de ön plana çıktı. Şemsettin Sami, günümüzde hala önemli yeri bulunan ve Türk dilinin en önemli sözlükleri arasında yer alan Kāmûs-ı Türkî’yi yayımladı.

Şemsettin Sami

54 senelik kısacık ömrüne sayısız eser sığdırdı. Öyle çok çalıştı ki hakkında, “Elli dördünde ölen adamın seksenlik dedirtecek fotoğrafları var”, “Kırk yaşındayken sekseninde gösteriyordu” şeklinde yorumlar yapıldı. Öyle zamanları oldu ki maddi imkansızlıklardan eserlerini yayınlayamadı. Gerek küçük yaşında göğüslediği zorluklar gerek yoğun çalışma hayatı onu oldukça yordu ve hayatını okumaya, çalışmaya adayan bu adam, 18 Haziran 1904 yılında hayata veda etti.
Çalışma azminin ve gayretinin gelecek nesillere örnek olması ümidiyle…

Eserleri

Roman:
•Taaşşuk-ı Tal‘at ve Fitnat (1290)

Oyun:
•Besa yahut Ahde Vefâ (1292)
•Seydi Yahya (1292)
•Gâve (1293)
Sözlük ve Ansiklopedi:
•Kāmûs-ı Fransevî (Fransızca’dan Türkçe’ye)
•Kāmûs-ı Fransevî (Türkçe’den Fransızca’ya)
•Küçük Kāmûs-ı Fransevî (Fransızca’dan Türkçe’ye)
•Kāmûsü’l-a‘lâm
•Kāmûs-ı Arabî
•Kāmûs-ı Türkî

Tercüme:
•Târîh-i Mücmel-i Fransa (Saint-Ouen’den, 1289)
•İhtiyar Onbaşı (Dumanoir-Ennery’den beş perdelik trajedi, 1290)
•Galatée (Florian’dan mitolojiye ait manzum bir oyun, 1290)
•Şeytanın Yâdigârları (F. Soulié’den 1295)
•Sefiller (V. Hugo’dan, 1297)
•Robinsonn (Daniel de Foe’dan, 1302)

Cep Kütüphanesi Serisi:
•Medeniyyet-i İslâmiyye (1296)
•Esâtîr (1296)
•Kadınlar (1296)
•Gök (1296)
•Yer (1296)
•İnsan (1296)
•Emsâl (1296)
•Letâif (1300)
•Lisan (1303)
•Usûl-i Tenkîd ve Tertîb (1303)

Öğretici Eserleri:
•Arnavutça Alfabe (1296)
•Küçük Elifbâ (1300)
•Arnavutça Gramer (1303)
•Tasrîfât-ı Arabiyye (1303)
•Yeni Usûl Elifbâ-yı Türkî (1308)
•Nev Usûl Sarf-ı Türkî (1308)
•Kavâid-i Sarfiyye-i Arabiyye
•Kavâid-i Nahviyye-i Arabiyye
•Usûl-i Cedîd Kavâid-i Arabiyye (1317)
•Tatbîkāt-ı Arabiyye (1318)

Yazan: Zeynep TEMEL

KAYNAKÇA
1- Ahmet KOÇAK, Türk Romanında Avrupa, Kitabevi Yayınları, İstanbul 2013, s. 251, 474, 480, 527, 665.
2- Şeyda BAŞLI, Osmanlı Romanının İmkânları Üzerine(İlk Romanlarda Çok Katmanlı Anlatı Yapısı), İletişim Yayınları, İstanbul 2010, s. 28-28; 138-139; 225-230; 248-253.
3- Abdullah UÇMAN, Dia İslam Ansiklopedisi, cilt:3, s.519-523.
4- Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2010, cilt:2, s. 949-952.
5- İnci ENGİNÜN, Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat’tan Cumhuriyet’e (1839-1923), Dergâh Yayınları, İstanbul 2015, s. 178-179.
6- Müjgan CUNBUR- Hüseyin AĞCA, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007, cilt:8, s.60-63.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir