Site Loader

Uyma Davranışı

Çevrenizdeki insanlar kararlarınızı ne kadar etkiliyor? Ben bildiğimi yaparım, etrafımdakilerin ne söylediğinin nasıl düşündüğünün önemi yok mu diyorsunuz? Peki ya karar vermek için yeterli dayanak noktası bulamadıysanız, etrafınızdakilerin ne yaptığının yine de hiçbir önemi olmaz mı?
Hadi gözlerinizi kapatıp hayal edin, şehirde yaşıyorsunuz, daha önce hiç köy ortamında bulunmadınız ve bir anda Anadolu’nun ücra bir köyündesiniz. Daha önce yaşadığınızdan çok daha farklı bir ortamdasınız, farklı kişilerle birlikte, burada bambaşka bir yaşam sürmektesiniz. Uyum sağlayamazsanız yaşamın orada sizi fazlaca zorlayacağının farkındasınız ve bir şekilde yaşamınızı idame ettirmeniz gerekiyor. Bugüne kadar getirmiş olduğunuz bilgi birikimi, yaşam tecrübesi burada işinize yarayacak mı? Pek sanmıyorum. Yeni ortamınıza uyum sağlarken diğer insanların yaptıkları edimler sizin kılavuzun olacak, en azından başlangıçta.
İnsan toplumsal bir varlıktır. Birey olarak dünyaya geldiğiniz andan itibaren hayatınızı devam ettirebilmek için gerekli standartları, kuralları öğretecek rol model olacak birileri etrafınızda her zaman bulunacaktır. Temas kurduğumuz her şey bizi bir şekilde etkiler. Kastettiğim fiziki bir temastan çok daha ötesi: göz göze gelmek, gülümsemek, birinin tiksinti dolu ya da küçümseyici bakışlarına maruz kalmak. Birey toplumu, toplum da insanı mütemadiyen etkiler ve bu etki göz ardı edilecek kadar küçük değildir.
Bir şekilde uyma davranışı sergileriz. Hayat bir kurallar silsilesidir ve bunları öğrenmek, uygulamak isteriz. Kuralın olmadığı durumlarda bile onu oluşturmak için standartlar belirlemeye çalışırız. Peki, neden sosyal etkiye uymaya eğilimliyiz? Bu uyum davranışını etkileyen sebepler nelerdir? Bundan yarar sağlar mıyız?
Grup büyüdükçe grubun birey davranışı üzerinde inandırıcılığı artar. Yani siz gruptaki sayıyı ne kadar büyütürseniz uyma davranışı da bir o kadar artacaktır. Bunu hemen test edebilirsiniz. Caddenin ortasında durun, başınızı kaldırın ve rastgele bir yere doğru bakmaya başlayın. Gelip geçenlerden bazıları sizin baktığınız yere bakacaktır. On arkadaş birleşin ve bu davranışınızı tekrarlayın. Tek başınıza yaptığınızdan çok daha fazla kişi sizi katılacaktır. Hadi bunu bir de otuz kişiyle deneyin! Az çok sonucu tahmin edebiliyorsunuzdur.
Grup eğer kendi içinde söz birliği etmişse uyum davranışında artma gözlenir. Arkadaş ortamında oturduğunuzu farz edin. Bir konu hakkında konuşma gerçekleşiyor. Eğer belirli bir yönde fikir beyan edilmişse ve çoğunluk da bunu ciddi anlamda destekliyorsa fikirlerinizde ister istemez bir kayma hissedersiniz. Bir kişiye karşı farklı olan düşüncenizi savundunuz diyelim ya 3 kişi ya 5, 10 kişiye ne dersiniz? Aynı şiddetle ve bir kişiye karşı olduğundaki gibi düşüncenizi savunabilir misiniz? Konuyla ilgili fikriniz yoksa ve bilgileriniz sınırlıysa uyma davranışını çok daha hızlı bir şekilde direnç göstermeden sergilersiniz. Diyelim ki söz birliği etmiş gruba karşı fikir ayrılığına düşmüş kişi sadece siz değilsiniz? İşte burada tablo oldukça farklı bir hal alıyor. İtiraz edenin fikri sizinkinden farklı dahi olsa gruba uymaya yönelik daha etkili şekilde direnç gösterirsiniz.
Mevki ve saygınlık, uyma davranışını etkileyen nedenlerden bir diğeridir. Bir kişiye yönelik algılanan mevki ne kadar fazla ise uyum davranışı da o kadar fazladır. İlkokul sıralarına gidelim, ne zaman yaramazlık yapmayı bırakıp sırana oturursunuz; sınıf başkanı söylediğinde
mi öğretmenin söylediğinde mi? Birçoğumuz birilerine anket doldurtma durumunda kalmıştır. Anket uygulamasanız bile diğerlerine bunu yaptırmanın ne kadar işkence verici olduğunu az çok tahmin edebilirsiniz. Peki, bu anketi veren kişi siz değil de üniversitedeki bölüm başkanınız olsaydı yaşadığınız zorlukları o da yaşar mıydı? Belirsiz olaylarda yani gerçeğin tam olarak net olmadığı durumlarda da saygın bir kişinin görüşünü daha çok benimsersiniz. Yatırım yapacaksınız diyelim; dolar hakkında endişeleriniz var, ekonomiste mi güvenirsiniz berberinize mi?
Tabii 12 Kızgın Adam filmindeki jüri üyesi Davis iseniz işler her an değişebilir! Yani azınlık grubu etkileyebilir. Bunun olması için belirli öncüller gerekiyor. Bunlardan bir tanesi azınlığın tutarlı olması, aynı zamanda fikirlerini savunurken kendilerine güvenin tam olması gerekir. Azınlık fikrini savunurken esnekliğe sahip olmalıdır. Tutucu ve katı bir tutum diğer grup üyelerini etkilemenin biraz uzağında kalacaktır. Bir diğer etken farklılaşmadır. Diyelim ki a partisini tutuyorsunuz b partisinden arkadaşınız var ve fikir ayrılıklarının olduğu muhakkak. Ama başka ülkeden bir parti söz konusu olduğunda b partisindeki kişiye uyum sağlamanız daha olası. Azınlık her zaman fikirlerini kabul ettiremez, çoğunluk daha baskındır. Ama azınlığın düşüncelerini saydığımız maddelere dayanarak savunması önemlidir. Çünkü ancak bu şekilde belirli bir yere kadar esnek, eleştirel düşünmeyi sağlayabiliriz ve ancak bu şekilde tek tip düşünmek, tek tip olmaktan uzaklaşabiliriz.
Yüz yüze olmak sosyal etkiyi daha etkin kılar. Ebeveynlerin telefonla verdiği emirlerle yüz yüze verdiği emirler aynı etkiyi yaratmayacaktır. Pek çok siyasetçi buna istinaden farklı gruplarla bir araya gelir, birçok etkinliğe katılır, şehirlere özellikle ziyaretlerde ve temaslarda bulunur.
Kimlik belirsizliği yaşıyorsanız grup normlarına daha çok uyarsınız. Çünkü grup bireye benliğinden daha büyük bir şeyin içinde bulunma hissi verir. Grup fikri içerisinde ve özellikle grup adına bir şeyleri yapma hissi hem daha kolaydır hem de daha kuvvetlidir. Grup içi ve grup dışı; dışındakiler hakkında kötü söylemler, istenmeyen davranışlar içindekilere göre daha kolaydır. Bazı gruplarda özellikle “kimlik belirsizliği” yaşatılır. Bu sayede amaçlarına yönelik kişiyi harekete geçirmek daha kolaydır. Canlı bombalar grup adına, oraya ait fikirler gölgesinde ancak kendinin ve daha birçok kişinin hayatına kıyabilirler.
Birine zarar vermek istiyorsanız onu özellikle “benden olmayan” kategorisine koyarsınız. Çünkü böylesi sizin davranışınızı daha kolay kılar. Cellat idam mahkûmunun başına başlık geçirir ve kişiliğini yok eder. Bazı kabilelerde savaşçılar özellikle yüzlerini boyarlar. Bu boyama işkence yapmayı, öldürmeyi kolaylaştırır. Bir yere bomba atmak, uzaktan ateş etmek daha kolaydır. Victor Hugo’nun Sefiller’indeki gibi “Bir numara verdiler, öldürdüler Jan Valjean’ı.” birinin ölümünü ancak bu şekilde tabiri caizse makul hale getirirsiniz.
Kişisel özelliklerimiz uyma davranışını belirleyen aktörlerden bir diğeridir. Etrafınızda görmüşsünüzdür. Bazı kişiler herkesin sevdiği o filmi sevmez, herkesin yaptığını yapmaz, giydiğini giymez. Kendi oluşturdukları kimliklerini sürdürmeye özellikle dikkat ederler. Birey olma gereksinimi yüksek olan böyle kişilerde uyum davranışını daha az görürüz. Benliğin etkisi de bir o kadar önemlidir. Eğer birey ilişkisel benlik kavramına daha çok önem veriyorsa gruba uymaya daha meyillidir. Benliklerinin bireyci yönleri ön planda olan kişilerde uyma davranışı diğerine kıyasla görece olarak az kalacaktır. Kendi davranışınızın üzerinde kontrolün sizde olduğunu düşünüyor ve çevrenin bu konuda müdahalesine tepki gösteriyorsanız sosyal etkiye
uyma ihtimaliniz de düşüktür. “Her şeye muhalefet oluyor.” dediğiniz birileri mutlaka olmuştur yani bir nevi hiç uyum göstermiyor.
Uyma davranışı bazı kişilerde genel eğilimdir. Kişilik özellikleri ortamsal etkenlerle etkileşim halinde davranışı açığa çıkarır.
Bireyci kültürler ve toplulukçu kültürler sizin için bir şey ifade ediyor mu? Kültür de uyma davranışında belirleyici midir? Özellikle son yıllarda yapılan pek çok çalışma bu olgunun gerçekliğini bizlere göstermiştir. Bazı toplumlar bireyi bazıları ise toplumu öne çıkarır. Birinde bireyin çıkarları, özerkliği, hakları, birey olma gereksinimi daha önemlidir. Diğerinde ise toplumun amaçları, hedefleri, birlikteliği, grup adına bir şeyler yapıyor olma düşüncesi daha kıymetlidir. Apaçık ortada ki bireyci kültürlerde sosyal etkiye uyma davranışı daha az gözlemlenir. Toplumcu kültür olan bizler bireyci toplum olan Amerika’ya göre daha fazla grup normlarına uyma ve bu normları kendi normlarımızmış gibi kabul etme eğilimindeyizdir.
İlk başta sorduğumuz sorulara cevap bulacak olursak uyumu yararlı olarak görme ihtimalimiz daha yüksektir. Ahlaki olarak baktığımızda farklı fikirlere saygı göstermenin değerli olduğunu düşünmemize rağmen araştırmalar gösteriyor ki farklı düşünen kişileri sevmeme, dışlamaya daha meyilliyiz. Ya ‘itaat’ eder uyarsınız, ya ‘özdeşleşme’ isteğinden dolayı uyarsınız ya da gerçekten o görüşe inandığınız, kendi değer yargılarınızı yansıttığını düşünerek ‘benimseyip’ uyarsınız. Hepsinde de farklı yarar sağlarsınız. İtaat ettiğinizde insanlar tarafından kabul edilme, ödül alma cezadan uzaklaşma; özdeşleşmede değer verdiğiniz kişiye benzeme ve onun gibi olduğunu düşünmenin getirdiği manevi doyum; benimseme de ise doğru olanı yaptığına yönelik olumlu kendilik hissini yaşarsınız. Yarar ne olursa olsun uyma davranışının az ya da çok hayatımızın pek çok köşesinde olduğu muhakkak. Peki, siz neye ne kadar uyum gösteriyorsunuz ve hangi sebepler daha baskın?

Ülkiye Betül BİRGÜL

Kaynak
Kağıtçıbaşı, Ç. Günümüzde İnsan ve İnsanlar. İstanbul: Evrim yayıncılık, 2013.
Eagly, A. H., & Chaiken, S. (1998). Attitude structure and function. In D. T. Gilbert, S. T. Fiske, & G. Lindzey (Eds.), The handbook of social psychology (pp. 269-322). New York, NY, US: McGraw-Hill.

Betül Birgül

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla