Site Loader

2000lerin ilk 10 yılının neredeyse tamamında ismi olan tek takım Spurs desek yanlış olmaz. O dönemleri izleyen hemen hemen herkes Spurs savunmasını takdire şayan olarak nitelendirecektir. Hücumda ise Manu-Parker’ın karar vericiliğinde , Duncan odaklı olarak mükemmel olmayan fakat kesinlikle işleyen bir sistem vardı. Bunda Duncan’ın elit bir uzun olması , Manu ve Parker’ın deniz ötesi kariyerlerinde beklenenden çok daha yükseğe çıkmaları , Popovic’in makro planlamaları ve rol oyuncularını yükselten sistemi elbet önemliydi. Fakat iş eninde sonunda Duncan’a indirelim ve izleyelim boyutuna geliyordu ve esas işi değiştiren kısım da savunmaydı.

Daha önceki yazıda bahsettiğimiz Suns takımı bir türlü bu Spurs’ü geçemedi. Günlük sebeplerden bağımsız olarak her seferinde yenildiler. Bu da ister istemez insanlarda “koşuyorsunuz iyi hoş ama Spurs her seferinde sizi eliyor” izlenimini yarattı. Fakat ne ilginçtir ki Spurs staffı bu izlenime kapılmamıştı. Bunun belli nedenleri vardı.

İlk sebep ligin oyuncu profilinin değişimi ve yetenek düzeyinin artmasıydı. Yeni oyuncu profili daha hareketli ve sorumluluk alabilecek yetenekte oyunculardan oluşuyordu. Bu da takımların hücum sistemlerinin çeşitlenmesi ve hücum varyasyonlarının artması demekti. Bu bağlamda da Spurs hücumu tek düze olma yolunda gidiyor olacaktı.

İkinci sebep mevcut Spurs düzeninin iyi kötü işliyor gibi görünmesi , ancak her sene verim olarak aşağı düşmesiydi. Otoriteler bunu yaşlılık ile açıklasa da sebebin bu olmadığı Spurs’ün 2010 sonrası şampiyonluk yüzükleri ile tescillendi.

Spurs hücumu değişirken oyuncular aynıydı. Amiyane tabirle değişen şey, top Duncan’a indikten sonra oyuncuların bekleyip Duncan’ın ne yaptığını izlemesi yerine hareket ederek hücumu çeşitlendirmesiydi. Mecburen artan set temposunun da getirdiği enerji ile Spurs hücumu 2014 playofflarında ilk turda Dallas karşısında zorlansa da kalan turları güle oynaya geçerek şampiyon oldu. Bunu yaparken de kendilerine ters geleceği düşünülen Thunder’ı rahat geçtiler. Normal sezonda canavara dönüşen Blazers karşısında maçları genelde ikinci periyotta bitirdiler ve finalde Lebron-Wade-Bosh üçlüsünü yendiler. İlk turda rakip Dallas her ne kadar seriyi geçme noktasına bile gelse de bunun Dallas koçu Carlisle’ın mikro koçluk becerileri ile açıklanmasının daha doğru olduğuna inanıyorum. Her ne kadar Kawhi Leonard etkisini yadsınamaz olarak görsek de olayı onun bireysel becerisine yıkmak olayı oldukça basite indirgemek olacaktır.

Peki ya bu işin yetenek tarafı ve hızı artarsa ?

MozartCultures

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla