Şâir ve Patron-Halil İnalcık

Halil İnalcık, Osmanlı Dönemi Türk Edebiyatı’nın detaylı bir tahlilini içeren ”Şâir ve Patron” adlı bu eserinde o dönemdeki sanat anlayışına, değerlendirme ölçütlerine ve saray-sanatkâr arasındaki ilişkiye ışık tutarak Osmanlı Devleti’nde ortaya koyulan şaheserlerin beğeni ve iltifat ölçütlerinin tamamen padişah ile kurulan yakınlığa, yüksek zümrenin beğenisine dayalı olduğunu sağlam örneklerle ortaya koyuyor. Ordunun, bürokrasinin temelini oluşturan kulluk, intisâb gibi kavramlar da sanat dünyasını yönlendirmede büyük rol sahibiydi. Kitapta yer alan belgelere göre, Ortadoğu’da bir sanatkârı zorla saraya çekmek oldukça olağan bir durumdu.
”En büyük iltifat, padişahın musâhibi olmaktı. Musâhib, başka bir deyişle nedîm, karîn, hükümdarın arkadaşı gibi daima yanında bulundurduğu, özel yaşamına ortak yaptığı, danışmanı ve sırdaşıdır.”
Osmanlı kültüründe boy gösteren yüksek saray edebiyatının ilerleyişi ve yayılışı hükümdarlık kurumu tarafından yürütülen ‘celb etme’ politikasına bağlanabilir. Bu dönemde sanatkâr refahını padişahın gölgesinin düştüğü yerde arardı. Bu durum sanatkârı saraya bağlıyordu. Bu yüzden Divan edebiyatının gelişmesine ön ayak olan en büyük iki etken para ve mevkiidir.
”Diyebiliriz ki, sanat ve bilim eserinin kalitesini ve sanatkârın şöhretini, çok kez hükümdar belirlerdi.”
Sanat anlayışının ilerlemesi ve oturması padişahın zevkine ve lütfuna bağlı olduğundan ötürü İnalcık, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’ndeki sanat eserlerinin başarısını padişahın yüksek sanat anlayışına bağlıyor. Öyle ki yaşamının ilk zamanlarında güçlük çeken Bâki, padişahlık makamının ilgisine ve desteğine layık görüldükten sonra ”Sultanü’ş Şuara” unvanını aldıktan sonra iyiden iyiye saray çevrelerine girmiş, ünlü bir şair olarak yaşamına devam etmiştir.
”Şâir ve Patronaj” bölümünün ardından ”Fûzulî ve Patronaj” bölümünde ise kitabın bütününden ayrı tutulduğunu gözlemleyebildiğimiz Fuzûlî’nin şiir ve inşâ alanlarında verdiği başarılı örnekleri açıklamalarıyla beraber ele alan İnalcık, günümüzde bile tartışmalara yol açan iktidar-sanatçı ilişkisini sağlam belgelerle ortaya koyarak ülke yönetiminin sanatçının üzerinde rahatlıkla sağladığı üstünlüğü, yalnızca sosyal hayata değil sanatçının zihnine ve ruhuna tesir eden büyük baskıyı olanca şeffaflığıyla okuyucuya sunmuştur.

Bir cevap yazın