SEATTLE,GRUNGE VE ÇOKTAN ÖLMÜŞ OZANLAR: PART II

Yazının ilk kısmını Unplugged konserlerinden bahsedip bitirmişken, bir başka mükemmel Unplugged konserinin sahibi Grunge’ın diğer büyük gruplarından Alice in Chains -ki fikrime göre dünyanın en güzel grup ismidir- ve onun rahmetli solisti Layne Staley’in hikayesi ile kaldığımız yerden devam ediyoruz. 1987’de kendi grubuna bir solist arayışında olan Jerry Cantrell’in daveti üzerine Layne Staley’in katılımıyla bilinen ismine kavuşan Alice in Chains -iyi ki de kavuşmuş- 1990 yılında piyasaya sürülen ilk albümleri Facelift ile olağanüstü bir başarı elde etmiştir. Jerry Cantrell ve Layne Staley’in çift vokalli harmonik müzik tarzı,heavy metal rifflerle süslenmiş parçalayıcı sözlere sahip şarkılar dinleyicilerin oldukça ilgisini çekmiş ve onlara büyük bir hayran kitlesi kazandırmıştı.

 

alice in chains.jpg

 

1992’de akustik ağırlıklı bir albüm olan SAP’ı çıkarıp yükselişine devam eden grup aynı yıl çıkan muazzam Dirt albümüyle müzik tarihine geçecek ve altın çağını yaşayacaktı. Layne Staley’in hayatı boyunca esiri olduğu madde bağımlılığından dolayı hastanelerde yattığı fazlasıyla üzücü ve yıpratıcı bir dönemden sonra tekrar stüdyoya giren Alice in Chains 1994’te Dirt’e göre daha yumuşak ve sakin bir albüm olan Jar of Flies’ı çıkardı. Bu albümle de beklentileri iyice karşılayan ve olumlu eleştiriler alan grup 1995’te kendi ismini taşıyan Alice in Chains -en güzel albüm ismi de olabilir-ile büyük bir ticari başarı elde etti. Grup turne hazırlıkları yaparken Layne Staley’in bağımlılığının zirve yapması ve oldukça kötüleşen sağlık sorunları sebebiyle turneye çıkamadı.

 

layneee.jpg

 

Staley hayatının bu dönemini de kendisini çürüten ve ne acı ki ölümüne sebep olacak olan uyuşturucudan kurtulmak için rehabilitasyon ve hastanelerde harcadı. Grup 1996’da Layne Staley’in uyuşturucudan harap ve çökmüş bir vaziyette olduğu dönemde Unplugged tarihinin belki de en duygu yüklü konserini verdi. Milyonlarca hayranı olan, olağanüstü yetenekli bir müzisyeni sahnede en acınası ve en yitik haliyle görmek sevenlerinin kalplerinin kaldıramayacağı bir şeydi. Alice in Chains o gece zihinlerden çıkamayacak bir konser vermişti fakat Layne Staley’in çaresiz görüntüsünden dolayı gelecekleri pek parlak görünmüyordu.

 

layne.jpg

 

Unplugged albümünden sonra turneye çıkan grup daha sonra Jerry Cantrell’in solo çalışmaları nedeniyle 2000 yılındaki Live albümüne kadar sessiz kalmıştı. Daha sonra ne yazık ki beklenilen olmuş uzun süre haber alınamadıktan sonra Layne Staley 2002’de Seattle’daki kız arkadaşı tarafından kendi evinde cesedi tanınamaz haldeyken bulunmuştu. Ölüm sebebi tahmin edileceği gibi aşırı dozdu ve Seattle bir evladını daha kaybetmişti.

staleey.jpg

 

Eğer Grunge gerçekten lanetliyse ve kendi topraklarının en yetenekli müzisyenlerini depresyonun içine atıp sonra da en zalim şekillerde katlediyorsa bu meşum lanetin öldüremediği, hayatta kalan tek isim olan ve genellikle yarı tanrı olarak kabul edilen Eddie Vedder ile onun efsanevi grubu Pearl Jam yazının son kısmını oluşturuyor. Mother Love Bone, 80’lerin sonunda ünlerinin zirvesindeyken gerçekleşen solistleri Andrew Wood’un beklenmedik ölümü -yine grunge laneti- sebebiyle güçlü ve iyi bir ses arayışına başlamıştı.

 

mlb.png

Gruba gönderilen onlarca kayıt ve yapılan başvuruların ardından bir sabah Stone Gossard San Diego’dan gönderilen bir kasetle sarsıldı. Eddie Vedder isimli birinden gönderilen bu kaset tüyler ürpertici güzellikteydi ve Vedder kasette kendi şarkılarını da söylemekteydi. Grup üyeleri kasetin üzerinde yazan numaradan Eddie Vedder’ı arayıp onu denemek için şarkı söylemesini istediler ve muhtemelen çok kısa bir telefon konuşmasından sonra Vedder gruba dahil edildi.

 

veddd.jpg

 

Grubun ismiyle ilgili bir çok spekülasyon olmakla birlikte yaygın kanıya göre grup Eddie Vedder’in anneannesinin incir reçellerinden dolayı Pearl Jam ismini aldı ve 1991’de satışa sunulan, kusursuz olarak tanımlanan Ten albümü-tarihin en iyi albümü olduğunu düşünüyorum- ile piyasaya inanılmaz bir giriş yaptı. Grubun üstün uyumu ve çoşkusu,oldukça çarpıcı hüzünlü sözleri ve en çok da Eddie Vedder’ın eşi benzeri görülmemiş, duyulmamış sesiyle Pearl Jam tüm dünyayı etkisi altına aldı.Ten, önceleri satış rakamları ve gördüğü ilgi olarak MTV’nin Nirvana-Smells Like Teen Spirit zaafının da gözardı edilemez etkisiyle Nirvana’nın Nevermind’ının gerisinde kalsa da yaklaşık 8 ay sonra hak ettiği değeri görmeyi başarmıştır tüm zamanların en çok satan ve en beğenilen albümleri arasına girmiştir.

 

tenten.jpg

 

1993’te çıkardıkları Vs. albümüyle de beklentileri fazlasıyla karşılayıp olağanüstü başarısını devam ettiren Pearl Jam 2000’lere kadar çıkardıkları albümler olan Vitalogy, No Code ve Yield ile hayranlarını memnun edip olumlu yorumlar almayı başardı. 2000’lerden sonra çıkardıkları albümler çeşitli eleştiriler alsa da grup kendi kitlesini korumayı başarmış bugüne kadar dünya çapında 60 milyon albüm satmıştır. Eddie Vedder solo kariyerinde ise Dead Man Walking, I Am Sam ve Into the Wild gibi filmlerin müziklerini yapmış 2008 yılında Into the Wild filmi için yaptığı Guaranteed şarkısıyla da Altın Küre kazanmıştır.

 

eddie vedder

 

Büyük 4’lüden geride kalan tek isim olan Vedder Pearl Jam ile yakın zamanda dünya turnesine çıkacaklarını açıklamıştır. Elbette ki Grunge’ı sadece bu dörtlüye indirgemek The Melvins, Mother Love Bone, Mudhoney, L7 ve özellikle Stone Temple Pilots gibi hak ettiği değeri üzücü bir şekilde göremeyen bahtsız gruplara çok büyük haksızlık olur fakat Grunge takdir edersiniz ki tek bir yazıya sığamayacak kadar geniş bir konudur.

 

stone.jpg

Kaynaklar: Seskontrolses, SputnikMusic, Pearl Jam Twenty, MTV,Rolling Stone, Reddit,Cobain:Montage of Hack

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir