Sera Etkisi Nedir?

(Encyclopaedia Britannica editörleri tarafından kaleme alınmıştır.)

Sera etkisi, Dünya yüzeyinin ve troposferin (atmosferin en alt tabakası) ısınması olup; su buharından, karbondioksitten, metan gazından ve havadaki belli başlı diğer gazlardan kaynaklanmaktadır. Sera gazları olarak da bilinen bu gazlar nedeniyle su buharı en fazla etkiye sahiptir.

Sera etkisi teriminin kökenleri belirsizdir. Fransız matematikçi Joseph Fourier, 1824’te Dünya atmosferinin bir ”hotbox”la -İsviçreli fizikçi Horace Bénédict de Saussure tarafından geliştirilmiş, soğuk havanın sıcak hava ile karışmasını önleyen bir helio termometre (kapağı şeffaf bir camdan yapılmış yalıtımlı bir ahşap kutu)- benzer (hotbox’la) şekilde çalıştığı yönündeki hükümlerine dayalı olarak, sera etkisi terimini ilk kez ortaya koyan kişidir.

Fourier, her nedense, ne sera etkisi terimini kullanmış ne de atmosferik gazların Dünya sıcaklığını koruduğuna emin olmuştur. İsveçli fizikçi ve fizik kimyageri Svante Arrhenius ise 1986’da Dünya’nın atmosferinde gazların ısınıp da nasıl ayrıştığını açıklayan ilk mantıklı iklim modeliyle ”sera gazı” teriminin varlığını kabul etmiştir.
Arrhenius, atmosferin –daha sonraları sera etkisi olarak anılacak olan- ”hot-house teorisi”ne ilk kez 1903’te yazdığı Worlds in the Making kitabında değinmiştir.
Atmosfer, Güneş’ten gelen, gözle görülür ışığın çoğunun Dünya’nın yüzeyine geçmesine ve ulaşmasına izin verir. Dünya’nın yüzeyi Güneş ışığı tarafından ısınırken, bu enerjinin bir kısmı kızılötesi ışıma olarak geriye doğru, uzaya yayılır.

Bu ışıma, görünür ışığın aksine, atmosferdeki sera gazları tarafından emilmeye ve kendi sıcaklığını yükseltmeye meyillidir. Isınan atmosfer, kızılötesi ışımaları Dünya yüzeyine doğru geri yayar. (İsmine rağmen, sera etkisi; camları güneş ışığını ileten ancak içerisindeki hapsolmuş sıcak havayı tutan seralardan farklıdır.)
Sera etkisinin neden olduğu ısınma olmasaydı, Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı yalnızca −18 °C olacaktı. Venüs’te ise, atmosferde toplanmış çok yüksek karbondioksit miktarı, 450 °C gibi aşırı yüksek yüzey sıcaklıklarına neden olmaktadır.
Sera etkisi doğal olarak meydana gelmiş bir olay olsa da, etkinin; insan faaliyetleri sonucu sera gazlarının atmosfere doğru, şiddetlendirilmiş bir biçimde yayılması mümkündür. Sanayi Devrimi’nin başlangıcından 20. yüzyılın sonlarına doğru atmosferdeki karbondioksit miktarı yaklaşık yüzde 30 civarında artmış, metan gazının miktarı ise iki katından daha fazla artmıştır. Birkaç bilim insanı, atmosferik karbondioksit ve diğer sera gazlarının insan kaynaklı artışlarının, 21. yüzyılın sonlarına doğru ortalama küresel sıcaklığın artmasına önderlik edeceğini ve bu sıcaklığın 1986–2005 yılları arasındaki ortalama olan 0.3 °C’den 4.8 °C’ye çıkaracağını öngörmüşlerdir. Bu küresel ısınma nedeniyle; Dünya’nın iklimleri değişebilir ve böylece yeni bölgeler oluşabilir, aşırı derecede kuraklıklar ve yağışlar baş gösterebilir ve belli başlı bölgelerde yiyecek üretimi bozulabilir.

Kaynak: https://www.britannica.com/science/greenhouse-effect

Ufuk Altunbaş tarafından çevrilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir