Site Loader

Sofonisba Anguissola, kadın ressamların ve sanat öğrencilerinin nadir ve sönük olduğu dönemde, kadın varlığını sanata entegre edebilmiş olan, bu anlamda uluslararası bir üne sahip Rönesans sanatçısıdır. İtalyalı ressam portreleriyle tanınmış ve birçok yerel ressamın öğrencisi olmuştur.  23 yaşındayken Roma’da tanıştığı Michelangelo, Sofonisba’nın eserlerine yapıcı yorumlar getirerek tasavvur kabiliyetinin gelişmesine katkı sağlamıştır. O’nu farklı kılan tam da budur. Sanatına dair tüm inceliklere vakıf, başarılı bir ressam olmak istemesi değil, bir kadın olması. Çünkü aydınlanma düşüncelerinin henüz sosyal statüdeki katları kıramamış olduğu dönemde, ancak erkekler sanat öğrencisi olabilirdi. Usta-çırak ilişkisinde genelde kadınlar gölgede kalıyordu ve ancak akrabalık ilişkisi var ise çıraklık yapabilirlerdi. Sofonisba böyle bir organik bağdan yoksundu. Peki Sofonisba, sanatını ve şahsiyetini pasif cinsiyet algısı altında nasıl konumlandırdı ve kadın olarak nasıl bu kadar başarılı oldu?

1532’de Lombardiya Cremona’da doğan, orta halli sayılabilecek soylu bir ailede büyüyen Sofonisba, kız kardeşleri ile birlikte iyi ve çok yönlü eğitim almaları konusunda, aileleri nezdinde desteklenmişlerdir. Hatta kızların aristokrat babası Amilcare Anguissola, henüz 14 yaşında olan Sofonisba ve kardeşi Elena’nın, Cremona’da saygın bir portreci ve dini ressam olan Bernardino Campi ile birlikte çalışmalarına zemin hazırlamıştır. Ardından Sofonisba, yaklaşık 3 yıl Bernardino Gatti ile de çalışmalarına devam etmiştir.  Kız kardeşlerinden dördü de ressamdı fakat Sofonisba en başarılı ve ünlü olanıydı. Her ne kadar kız kardeşleri çeşitli şahsi sebeplerle sanatı geride bırakma kararı alsa da, kadın olarak sanatsal eğitim almak, yerel bir ustanın çıraklığını yapmak o dönem için ilklik teşkil etmiş, hatta kadın varlığının sanatta da olabileceğini göstermiştir. Sofonisba güzel bir sanat eğitimi alma şansına sahipti veya bu şansı çizime olan tutkusu ve baskınlığınla kendisi yaratmıştı. Bana kalırsa, elbette yeteneğini profesyonelleştirecek temelli bir eğitim almak önemlidir fakat kardeşleri de aynı imkana sahipken, sadece Sofonisba kariyerinde ustalaşma yoluna gidiyor. Dolayısıyla, yeteneğine ve sanatına olan tutku, onu tahmin edemeyeceği noktalara taşımıştır. Şimdi de bu başarılı genç kadının, cinsiyetinin onda yarattığı özgün düşünce yapısını sanatına nasıl yedirdiğine bakalım:

Sofonisba, bahsettiğim genel tabunun dışına çıkmayı başarabilmiştir. Her ne kadar böyle gözükse de, sosyal sınıf onu çizdiği tema konusunda sınırlıyordu. Kadınların çıplaklığı toplumda kabul görmediği için, çıplaklık kompozisyonu veya anatomi çalışmalarını Sofonisba’nın eserlerinde görmek mümkün değildir. Belki de Sofonisba eserlerinde, şahsi tercihince bu temaları kullanmak istemiyordu, bilinmez; fakat genelde bu yorumun yapılmasının sebebi, muhtemelen o döneme ait sanat eserlerine bakıldığında dini ve tarihi eserler dışında bu temaların çok sık işlendiğini göremiyor oluşumuzdur. Özellikle de bir kadın sanatçı tarafından. Sofonisba’yı dünyaya tanıtan otoportreleri, aile üyeleriyle, soyluları resmettiği portre çalışmaları ve nispeten yaşlandığında çizme eğiliminde olduğu dini temalı resimleri olmuştur fakat ne yazık ki, dini resimlerinin çoğu kaybolmuştur. 

Satranç Oyunu. The Chess Game, Sofonisba Anguissola (1555 – National Museum Poznań)
Eserde Rönesans Dönemi’nden bu yana soylular arasında popüler olan bir masa oyunu tasviri görüyoruz. Mantık ve strateji gerektiren bu oyun, genellikle erkekler için ayrılmış olan bir aktiviteydi ve tabloda sanatçının kız kardeşleri bu oyunun başında karakterize edilmiş.  Bu sosyal yaşamda da yenilikçi bir adım kabul edilebilir.

Yeteneğini taçlandıran davet… İspanya Mahkemesi

Titian ve Leonardo da Vinci’nin çağdaşı olan Sofonisba, 1558’de Milano’da Alba Dükü’nü resmediyor. O da bu yetenekli sanatçıyı İspanyol kralı II. Philip’e tavsiye etmiştir. Ertesi yıl Sofonisba, kariyerinde dönüm noktası olan İspanyol Mahkemesi’ne davet edilerek 1559-1560 kışında Madrid’e saray ressamı olarak hizmet etmek üzere gitmişti. Ardından  İspanya kraliçesi Valois Elizabeth’i resmettiği eserini ortaya koymuştur. Ayrıca genç kraliçeye dersler verdiğini de bilmekteyiz. Bir nevi yardımcılık yapmaya başlamıştı. Takip eden yıllarda kraliyet üyelerini de eserleştiriyor. Artık soyluları çizmeye başlayan Sofonisba’nın ünü de hızla yayılıyordu. Resim yeteneği onu küçük soylu bir kadından Avrupa’nın tanıdık simalarından birisi haline getirmiştir.

İspanya Kraliçesi Elisabeth Portresi. Portrait of Elisabeth of Valois, Sofonisba Anguissola (1563- Museo del Prado)
 İspanya’da en çok kopyalanan eserlerden biridir. Detay işlemeler, ince kumaş ve mücevherlerin resmedilmesi epey vakit ve işçilik gerektiriyordu.
II. Philip Portresi. Portrait of Philip II, Sofonisba Anguissola (1625- Museo Nacional del Prador)
Valois Isabel’in hizmetinde olan Anguissola, Alonso Sanchez Coello ile yakın çalıştı – o kadar yakındı ki, orta yaşlı Kral II. Philip’in ünlü resmi başlangıçta Coello’ya atfedildi. Sadece geç dönemde Anguissola, resmin gerçek yaratıcısı olarak kabul edildi. 

Kraliçe Elizabeth doğumda hayatını kaybetmişti fakat Sofonisba sarayın ressamlığına devam ediyordu. Kral II. Philip sanatçıya saygı duyuyordu ve evlenmesi için de teşviklerde bulunmuştu. Sofonisba 1571’de kralın büyük desteğiyle Paterno Prensi’nin oğlu Don Francisco de Moncada ile evlendi. Gösterişli düğünde kral kendisine değerli hediyelerde bulunmuştur. Hatta sonraları saraydan sağlanan maaşı ile sanat hayatını çok rahat şekilde idame ettirebilmiştir. 1578’de kralın izniyle  İspanya’dan ayrılarak, bir yıl sonrasında eşi Don Francisco’nun öldüğü Palermo’ya gittiler. Sofonisba’nın ikinci evliliği ise 1580’de, kendisi 47 yaşındayken Cremona’ya gittiği geminin kaptanı olan, Orazio Lomellino ile Pisa’da gerçekleşti. Kendisinden oldukça küçük yaşta olan eşi, onu ve sanatını destekliyordu, uzun ve mutlu evlilikleri vardı.

Artık hayatının geç döneminde, ünü son derece enginken birçok genç sanatçı onu ziyaret ederek, ondan tavsiyeler alıyorlardı. Sofonisba, Flaman ressam Sir Anthony Van Dyck tarafından da ziyaret ediliyordu. Van Dyck bu ziyaretlerini adeta eskiz defterine kaydediyordu ve son ziyaretinde Sofonisba’nın portesini oluşturmuştu. Bazı biyografların, Sofonisba’nın hayatının geç döneminde görme engelinin oluştuğu iddialarına rastlayabiliriz. Sofonisba’nın görme yetisi azalsa da hiçbir zaman tamamen bu yetisini kaybetmemiştir. Katarakt problemi yaşadığı bilinmekteydi.  Ünlü ressam Van Dyck de ziyaret notlarında onun görme yetisinin bozulduğundan fakat hala zihinsel keskinliğini koruduğundan bahsetmiştir.

 1625’te 93 yaşına gelmiş olan Sofonisba, hayata veda etmiştir.  Sofonisba’dan geriye ise kadının sanattaki varlığı için açtığı yer ve büyük beğeni toplayan eserleri kalmıştır. Ardından tarihçi Whitney Chadwick, ilk sanat tarihçisi Giorgio Vasari, feminist sanat tarihçileri ve daha bir çok değerli sanatçılar  Sofonisba hakkında övgüyle bahsetmiştir. Çünkü Sofonisba’nın büyük başarısı, daha fazla sayıda kadının sanatçı olarak ciddi kariyer inşa etmesinin önünü açtı. Ünlü halefleri arasında Lavinia Fontana, Barbara Longhi, Fede Galizia ve Artemisia Gentileschi sayılabilir.

ESERLERİ: Sofonisba Anguissolo’nun eserlerini Avrupa’nın; Bergamo, Budapeşte, Madrid, Napoli, Siena ve Floransa gibi bir çok şehrindeki  müze ve galerilerde görebiliriz.

Sanatçının Kendi Portresi. Self Portrait, Sofonisba Anguissola (1554-Kunsthistorisches Museum, Vienna)
Şövalede kendine portre. Self-Portrait, Sofonisba Anguissola (1556 Lancut, Muzeum Zamek )
Bu eserde sanatçı otoportresiyle, dini bir temayı birleştiriyor. Sade ifadesi ve duruşuyla kendisini ön plana alarak, çocuğu öpen Madonna ile bütünlük sağlıyor.
Bianca Ponzoni’nin portresi. Portrait of Bianca Ponzoni, Sofonisba Anguissola (1557- Staatliche Museen  Berlin)
(Sanatçının annesi)
Bernardino Campi – Sofonisba Anguissola. Bernardino Campi Painting Sofonisba Anguissola (1559-Poznan Ulusal Müzesi, Polonya)
Karanlık sanat atölyesinde , Anguissola’nın ilk resim öğretmeni Bernadino Campi’yi görmekteyiz. Sofonisba ise  Campi’nin eseri olarak tasvir ediliyor;  açık yaka ve altın süslemeli, zarif, koyu kırmızı bir elbise giymiş,  yani diğer birçok portrede giydiği sade siyah elbiseden daha farklı bir elbise görüyoruz. Bunun sebebi belki de, Sofonisba’nın ilk kez eserin konusu rolünde durması olabilir. Sofonisba, kendini modaya uygun ve neşeli olarak betimliyor.
Kompozisyon, Anguissola’nın resim çerçevesinin dışında durduğunu ve öğretmeninin onu resmettiğini gösteriyor.  Anguissola’nın kendisini Campi’den daha büyük ve parlak gösterme şekli, sanatının üstün kalitesini yansıtmak istemesi olabilir.  
Aile fotoğrafı. Portrait of the Artist’s Family, Sofonisba Anguissola (1559-Nivaagaard Sanat Galerisi)
Don Carlos, Kral Philip II’nin oğlu.  Sofonisba Anguissola (1561-Madrid, Prado Müzesi)
II. Philip’in en büyük oğlu kambur olmuştu ve daha kısa bir bacağı vardı. Babasının emriyle hapsedildikten altı ay sonra, 23 yaşında ölmüştür. Don Carlos bu portreyi o kadar çok sevmişti ki, birkaç kopyasını sipariş ettirmiştir.
Alessandro Farnese, Sofonisba Anguissola (1562-Dublin, İrlanda Ulusal Galerisi )
Infanta’nın portresi Catherine Michelle Savoy düşesi, Sofonisba Anguissola (1595- Madrid, Prado Müzesi)
Köpek ve Üç Çocuk. Three Children With Dog, Sofonisba Anguissola (1590-Harris Müzesi İngiltere)

BONUS: Sofonisba Anguissola, soylu aileden geldiği için, yaptığı onlarca eserden hiç birini satamamıştır.

Kaynaklar;

https://www.theartstory.org/artist/anguissola-sofonisba/life-and-legacy/

https://owlcation.com/humanities/Life-and-Works-of-Sofonisba-Anguissola-Noblewoman-Portraitist-of-Philip-II

https://www.newworldencyclopedia.org/entry/Sofonisba_Anguissola

https://www.academia.edu/34730838/WONDER_WOMEN_SOFONISBA_ANGUISSOLA_LAVINIA_FONTANA_AND_ARTEMISIA_GENTILESCHI_A_CRITICAL_ANALYSIS_OF_RENAISSANCE_AND_BAROQUE_SELF-PORTRAIT_PAINTING_BY_FEMALE_ARTISTS

YAZAR: MANOLYA PAKER

Manolya Paker

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla