SOSYOLOJİNİN ESİN KAYNAKLARI VE HABERCİLERİ

 

Dünyayı anlamak, kavramak adına geleneksel açıklamaların terk edilmesi yerini akılcı ve eleştirel çabalara yani bilime bıraktı. Her geçen gün ilerleyen bilim, fizik, kimya, biyoloji gibi disiplinlerde olduğu gibi sosyoloji de bu entelektüel sisteminin bir parçası olmuştur.

Sosyolojinin esin kaynaklarına ve habercilerine geçmeden önce buraya bir parantez açmak istiyorum. Sosyoloji birdenbire  damdan düşer gibi ortaya çıkmamıştır. Peki, bu zemini oluşturan sebepler nelerdi? Tabi ki büyük değişimler.  Bu değişimler sonucunda bilim alanından pay aldı. 18. ve 19. yüzyıllarda meydana gelen iki büyük devrim, bu değişimlerin oluşmasına zemin hazırladı. İlki 1789’daki Fransız Devrimi’dir. Geleneksel toplum düzeninin değişimine neden olan özgürlük, eşitlik gibi kavramların toplumlar üzerindeki etkisinin yayılması ilk kıvılcım olmuştur. İkincisi ise buhar makinesinin başrolde olduğu Sanayi Devrimi’dir. Yeni teknolojik buluşlar ile dalga dalga yayılan buluşlar ekonomik değişimleri de etkiledi. Sanayinin gelişimi ile kentsel yaşamın hızla genişlemesi aynı zamanda bazı çözülmeleri de beraberinde getirdi.

Bu değişimlerin ortaya çıkardığı geleneksel yaşam biçimlerinin çözülmesi, düşünürleri hem doğal dünyaya hem de toplumsal dünyaya ilişkin yeni bir anlayış geliştirme çabalarına yöneltti. Sosyolojinin ilk öncüleri, bu devrimleri çevreleyen olaylar içerisinde yer almış ve bunların ortaya çıkışlarını hem de olası sonuçlarının anlamaya çalışmışlardır.

Bu kişilerin sosyolojiden ne anladığı ile anlamlandırma çabaları doğrudan ilgilidir. Sosyoloji, kendine özgü bir inceleme nesnesi olan, özgün bir disiplin; kendine özgü bir yöntem ve kavramsal çerçevesi olan bir disiplindir. Sosyolojinin konusunun toplum olduğunu belirten Sezer’e göre; toplumlar ve toplumlara bağlı toplum genel çıkarları kendiliğinden oluşmuş varlıklar ve değerler değildir, böylece birbirinden farklı ve çıkarları birbirleriyle çatışır toplumlarla karşılaşmaktayız. Dolayısıyla sosyoloji, toplum sorunlarını açıklama ve çözümleme girişim ve deneylerinin bir toplam ve ürünüdür. 

Sosyoloji tarihçilerinin görüşlerince 19. yüzyıldan önce sosyolojiden söz etmemiz mümkün değildir. Birincisi sosyoloji sözcüğü henüz ortada yoktur. İkincisi sosyoloji modern toplumun incelenmesi üzerinedir. Yani devrimlerden sonraki değişen toplumumu inceler. Üçüncüsü ise anlama çabasında olan birçok düşünürün fikirlerinde toplumda ilerleme anlayışının bulunmamasıdır. Ancak bu söylemler daha önceki asırlarda topluma dair öne sürülen düşüncelerin var olmadığını göstermez. Eski Yunan filozoflarından Ortaçağ İslam alimlerine ve 18. yüzyıldaki Aydınlanmacı düşünürlere kadar birçok düşünür sosyolojinin temelini oluşturan değişik fikirler öne sürmüşlerdir. Sosyolojinin kurulması sürecinde belirgin etkileri olan bu düşünürlerden temsil kabiliyeti olanlara kısaca değineceğim. Sosyolojinin esin kaynakları arasında Aristo, Augustinus, İbn Haldun, Hobbes, Locke ve Rousseau yer alırken, sosyolojinin habercileri arasında Vico ve Montesquieu yer alır.

Aristo, Politika adlı eserinde toplumsal değişim meselesine değinmiştir. Toplumun ortaya çıkışında üç etkenin olduğunu belirterek şu şekilde sıralamıştır; gereklilik, iyi yaşama, ortak yaşam arzusudur. Augustinus, özellikle toplumsal gelişme fikrine dair düşünceleri ile karşımıza çıkar. Antikite’den devraldığını Orta Çağ’a aktarmıştır. Tanrı Devleti adlı eserinde gelişmeci bir tarih teorisi ortaya koyarak tüm Hristiyan Ve Batı tarih felsefesi etkilemiştir. İbn Haldun ise çalışmalarını gözleme dayanan görgül (ampirik) bir zemine oturtmuştur. İbn Haldun’un sosyoloji açısından önemi, ilk kez somut tarihsel olaylar arasındaki nedensellikten bahsetmiş olmasıdır. Toplumlara ilişkin yasalar bulmaya çalışmıştır. Hobbes, Locke ve Rousseau’nun eserlerinde sosyoloji ilişkin şu temalar bulunur: Toplumsal farklılaşma, eşitsizlik, toplumsal çatışma, işbölümünün gelişmesi ve özel mülkiyet problemleridir.

Vico sosyolojinin en önemli habercileri arasında yer alır. Yeni Bilim adlı eseri ile düşünce tarihinde özelde ise; insan ve toplum bilimleri tarihinde önemli yere sahiptir. Sosyolojinin habercilerinden sayılan diğer bir önemli isim Montesquieu’dür. Eserlerinde genel toplumsal kanunların varlığını, iklim ve coğrafyanın toplum üzerindeki etkilerini, toplum türlerini, toplumu belirleyen maddi ve manevi unsurları incelemiş ve tarihsel-toplumsal nedensellik ve tarihsel-toplumsal kanunlar gibi sosyal bilimsel yaklaşımlar getirmiştir. Ayrıca toplum yapısı ile hükümet biçimleri arasında kurduğu ilişki Montesquieu’ yü siyaset sosyolojisinin ilk temsilcilerinden yapar.

Yukarıda adı geçen sosyolojiye esin kaynağı olmuş kişilere ve sosyolojinin habercilerine kısaca değindim. Bir sonraki yazımda sosyolojinin kurucu babalarına değineceğim. Takipte kalın lütfen.

 

                                                                                               Rabia DURAK

 

 

 

KAYNAKÇA

Giddens, A. (2005). Sosyoloji. Ankara: Ayraç Yayınevi

Sezer, B. (1985). Sosyolojinin Ana Başlıkları. İstanbul: Doğu Kitabevi

tdk.gov.tr ( 07.08.2018)

Bir cevap yazın