Ölümünün 181. Yılında Modern Rus Ebebiyatı’nın Kurucusu: Aleksandr S. Puşkin

”Ondaki güzellik duygusu kimsede olmadığı kadar gelişmiştir. Sanatçıya gelen ilham ne kadar güçlü olursa, onu esere yansıtmak için gereken çaba da o kadar büyük olur. Puşkin’in şiirleri öylesine sade ve pürüzsüzdür ki, aynen bu şekilde ona aktarıldığını düşünürüz. Oysa onun bu sadelik ve pürüzsüzlüğe ulaşmak için ne kadar emek sarf ettiğini bilemeyiz.”

Tolstoy’un Puşkin için söylediği tüm bu cümleler yazarın hem Modern Rus Edebiyatı yazarlarında uyandırdığı hayranlığı ve etkiyi gözler önüne sermektedir. Apollon A. Grigoriev ölümünden sonra 1859 yılında yazdığı ‘Rus Edebiyatı’na Bakış’ makalesinde Puşkin için şu sözleri kaleme almıştır:

”Aleksandr Puşkin, bizim için herşeydir. Bizim ruhumuzun temsilcisidir, bizim halk özümüzü yansıtan tek şiir yazarıdır. Herşeyi tam ve bütün yansıtır ve biz onu uzun zaman renklerle yansıtmaya devam edeceğiz.”

En önemli eserleri arasında bulunan Yevgeni Onegin’de kadının ruhunu iyi bilen ve eserlerinde bir yazar olduğunu bizlere kanıtlamıştır. Puşkin, bir bakıma karakterleri ve yapıtlarının gerçekçiliği ile paylaşılmamış duyguları kaleme alma ustasıydı. Soylu bir aileden gelen Puşkin, çocukluğunda kendisine sürekli mistik masallar anlatan, eski Rus türküleri söyleyen dadısı Arina’nın etkisi ile çocukluğunu geçirir. Aristokrasiden gelen her çocuk gibi 8 yaşındayken Fransızca’yı iyi bir seviyede bilmekte ve Fransız Edebiyatı’na özel bir ilgi duymaktaydı. Bu ilgisi, onu bu konuda gelişmeye iter ve bilgili bir konuma getirir. Erken bir yaşta Fransızca şiir ve komediler yazmaya başlamıştır. 1811’de Çar Köyü Lisesi’ne kayıt olur ve yine bu dönemde şair olduğunun farkına varır. Liseyi bitirince Dışişleri Bakanlığı’na atanır. Aynı zamanda ele aldığı toplumsal duyarlılıklara yönelen ilk şiirleri büyük ilgi çeker. Romantik dönemindeki en büyük yapıtı, Ruslan ve Ludmila, Puşkin’in ilk şiirsel ve masalımsı yapıtıdır. Kahraman şövalye Ruslan, Kiev hükümdarı Vladimir’in kızı Ludmila ile evlenir. Fakat cüce bir kar büyücü Lumila’yı düğün gecesi kaçırır ve sarayına götürür. Ruslan’ın Ludmila’nın peşine düşmesiyle kötülük ve iyiliğin hikayesi başlar.

”İnanın bana dostlarım:

Kimin mutlak kaderine

Yazılmışsa genç bir kızın kalbi,

Dünyaya inat o sevgili olacaktır;

Öfkelenmek aptallıktır ve günahtır.”

1899 yılınd Inokenty Annensky Puşkin için şu şekilde yazar:

”Puşkin’in insancılığı, en üst mertebedeydi. Bunun kaynağı yumuşak kalpliliğinde değil, merhamet ve adalet duygusuna yatıyordu ve insancılığı Puşkin kişiliğinin doğuştan gelen özelliğiydi… Puşkin’den önce bizden olan herşey büyüyordu ve ona doğru çekiliyordu, henüz bilinmeyene fakat vadedilen güneşe doğru. Puşkin, eski Rusya’nın sonuncusuydu. Puşkin’in eserlerinde bu Rusya’yı kaleme aldı ve hikayelerine masalımsı bir mücadele ile ışık tuttu.”

38 yıllık yaşamını zengin yapıtlar ile dolduran Puşkin’in bazı eserleri; Yüzbaşının Kızı, Yvegeni Onegin, Erzurum Yolculuğu, Boris Godunov, Maça Kızı’dır. Bunların arasına belki de en bilinen eseri Yüzbaşının Kızı, rus rejiminin sancılı döneminde Rus bir subay olan  Pyotr Andreyiç, ve bu subayın görev yaptığı kalenin komutanının kızı arasındaki duygusal ilişkiyi konu edinmiştir. Roman, 1833- 1836 yılları arasında yazılmıştır. Fakat romanda anlatılan olaylar  Çarlık Rusya’sının 1773 yılında yaşadığı köylü isyanları sırasında geçmektedir. Yüzbaşının Kızı adlı romanında kendi yaşamından izler belirgin olarak görülür. Romanlarında ve şiirlerinde romantizm akımının etkileri görülern Puşkin’in bu eserinde de romantizm akımından belirli özellikler görmekteyiz. Puşkin’in yazılarının önemli özelliklerinden gerçekçiliği, salt iyi ve kötülüğün olmaması bize gerçek yaşam ile yazılarını ne kadar başarılı sentezlediğini gösterir. Toplumsal olaylara realist bir şekilde yaklaşması, Çarlık Rusya’sının belli bir dönemini olaylar içinde aktarması ile de “ Dönem Romancılığı” niteliğini de elde etmiş olmaktadır.

Son olarak 38 yaşında bir düelloda karnından yaralanarak ölen Puşkin’in Yüzbaşının Kızı eseri ve Puşkin hakkında Gogol şu sözleri sarf etmiştir:

”Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikayelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumuşaklık öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi gözüküyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklüğü. Bütün bunlar yalnızca gerçek değil, onu da aşan birşey.”

”Puşkin Rus ruhunun olağanüstü ve belki de tek oluşudur; bu iki yüzyıl sonra belki de dünyaya gelecek gelişmiş bir Rus insanıdır. Onun içindeki Rus doğası, Rus ruhu, Rusça dili ve Rus karakteri, bir doğa manzarasının optik camın içinden yansıdığı gibi onun içine yansımış bulunmaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir