Site Loader

Kimin evi burası?
Kimin gecesi ışığı buradan uzakta tutuyor?
Söyle, bu evin sahibi kim?
Ben değilim.
Ben başka, daha tatlı, daha parlak
Boyalı sandallarla geçilen göllere bakan bir yer düşlemiştim
Benim için açılan kollar kadar uçsuz bucaksız tarlalar.
Bu ev yabancı
Gölgeleri yalancı
Söyle, anlat bana; neden kilidi anahtarıma uyuyor?
Home, Toni Morrison

Günümüzde, mimarlık ortamında üretilmeye çalışılan yapılı çevre ya da yazılı ürün gibi her türlü pratik içerisinde tartışmaya açılan ve çoğunlukla “yer” kavramı üzerinden bakarak değerlendirilmeye çalışılan “yersizleşme” ve “yeniden yerleşme” konuları, fiziksel ve sosyal çevrenin bireyler üzerindeki mekânsal ve mekân ötesi etkilerine değinen kapsamından dolayı önemli bulunan konulardan biridir. Temelde bireyin o yerden zorunlu ayrılışıyla ortaya çıkan aidiyet duygusunun yokluğu, yabancılaşma, hüzün ve özlem gibi duyguları tetikleyerek yerin yalnızca fiziksel oluşumlarla değil zihinsel ve anlamsal olanlarla da şekillendiğini göstermektedir. Yazı bu farkın ortaya konması ve yaşanmışlığın yeniden inşasının ve kalıcılığının mümkün olup olamayacağı konusuna odaklanmakta ve cevabını, Sakarya İlinde yaşanan 1999 depremi ve 2013 baraj yapımı sonrası Karaman Semti Kalıcı Konut Bölgesine yerleşen kentlilerin ve köylülerin (mağdurların) gündelik yaşantıları ve kamusal mekândaki toplu davranış örüntüleri üzerinden ortaya koyma gayreti taşımaktadır.

Yer, şehrin aktörlerini sahiplenen ve şehrin aktörlerince sahiplenilen bir nicelik, kolektif ve bireysel üretimden sonra hızlı ve kısa süreli biçimde değişen-dönüşen bir boyuttur. Kullanıcıları tarafından her seferinde kendini yeniden üreten bir tüketim nesnesi, aynı zamanda bedensel ve zihinsel var oluşun bir teminatıdır. Yer, fiziksel olandan, mekânsallıktan öte tanışıklığı, ilişkiselliği, var olma biçimini/sebebini, hatta bazen aidiyeti, arzuyu, sevmeyi içeren bir deneyim olarak tanımlanabilir (Tuncer, 2009). Bundan hareketle yer, var oluşun doğasına muhtaçtır, fakat; yer için beden  zaruri bir ihtiyaç değildir.  Şehir sakinlerinin değer ve deneyimleriyle vücut bulan katmanlaşmış heterojen bir örüntüdür. Bir mimari ürünün, kent belleğinde kendine mesken edeceği koordinatları bularak  kodlama yapması  orayı ötekilerden farklı kılar ve anlamlı yere dönüştürür.

Küresel ölçekten yerel ölçeğe, yerel ölçekten yaşam ve zihinsel ölçeğe indirgeme durumu, Ezgi Tuncer’in de değindiği gibi 1960’lı yılların başında yüceltilmeye başlanan  “yerin ruhu” (genis loci) söylemini doğurur. Fakat güncel bağlamda, yerin niteliksel olarak dönüşümü ve kamusal yaşantı bazında tektipleşmesi kronik bir kriz halini almaktadır. Bu benzeşme ve belli süre sonra aynılaşma durumu, algı ve yaşanmışlık kaybına dolayısıyla saf kimliğin  hibritleşmesine zemin hazırlamaktadır.

Çeşitli faktörler etkisiyle yerinden koparılanlar, yerin kendi olma durumuna yabancılaşır dolayısıyla aidiyet ve güven eksikliğiyle  yersizleşir ve kendine kök salacak yeni yerleşmelere ihtiyaç duyar. Artık yersizleşen için her yer anlam ve değerlerden uzak, deneyim ve yaşam pratiklerinden yoksundur. Belli süre oryantasyon problemi yaşayan yersizler, kendine daha iyi yaşama ve çalışma imkânı sunacak alanlarda yeniden yerleşmeye zorlanmaktadır. Dolayısıyla yeni yerin eski kullanıcıları tarafından ezilen ve dışlanan olarak, eski olana dahil olma konusunda mücadele göstermektedir.

“Yersizleşme” ve “Yerleşme” mimarlığı zinde tutan ve ona ulaşan kanalları besleyen iki uç röper noktadır. Çevreyi biçimlendirme eyleminin sonucu olan mimarlık disiplini, bu iki röper nokta arasında değişen ve dönüşen bir arakesit sunar. Nitekim zihinsel ve fiziksel olarak korunaklı yapı inşa etme gerekçesi, yer edinmeyi dolayısıyla mimarlığı doğuran ve eviren ilk adımdır.  Yersizleşme  eylemi   gerçekleşmeden,  yerleşme   girişimi  kendine   yer   bulamaz.

Görsel-1: Karaman Bölgesi İçin Yerleşmenin Zaman Ve Kullanıcı Bağlamındaki Değişimi
( Kaynak: Hayır, M. & Akyol, M. 2007 )

Yer, yersizleştirilme ve yeniden yerleşme kavramları, Sakarya ilinde yer alan Yenikent Karaman Kalıcı Konutları bağlamında irdelenmiştir. (Görsel 1) Yerel tarihi deprem üzerine kurulu olan Sakarya ili, çoğu zaman bu felaketle karşı karşıya gelmiş ve gelmeye devam etmektedir. 1897, 1943, 1957, 1967 ve 1999 depremlerini yaşayan Adapazarı kenti, Sakarya nehrinin oluşturduğu alüvyonal ovada yer aldığından, 17 Ağustos Doğu Marmara depreminde kent merkezi ve yakın çevresindeki konut ve iş yerleri ağır hasara maruz kalmıştır.( Mestan, Ç.C, 2005 ) 17 Ağustos 1999 depremi şehrin fiziki ortamına ve yaşanmışlık izlerine en büyük darbe olarak görülmektedir. Kentin yerle bir olan noktalarında yaşayan ve evlerini depremin yıkıcı gücüne teslim eden kentin mağdurları için 2000 yılında kent merkezinin kuzeybatısında Karaman Kalıcı Konutları Yerleşkesi oluşturulmuştur.(Görsel 2) Konum olarak harabeye dönen ve atıl duruma gelen kent merkezinin dışında, jeolojik açıdan dayanıklı zemine sahip Karaman Köyünün boş kayalık arazi yamaçları seçilmiştir. Deprem mağdurları, kısa sürede ivedi alınan kararlarla planlama ve tasarım kültüründen uzak, niteliksiz yeni yerleşim bölgesine taşınmıştır. (Görsel 3)

Yerel yönetim, bu bölge için felaketi fırsata dönüştürebilecek ve kentin dışında yeni cazibe noktası oluşturabilecek potansiyelleri hedeflese de ulaşım, sosyal imkâanlar, güvenlik ve sunulan konut standartı gibi faktörler açısından bugün dahi yeni yerleşim bölgeleri zayıf ve çelimsiz bir atılım olmaktan öteye geçememektedir.

Görsel-2:Adapazarı kentinde, deprem sonrası kurulabilecek,
Yeni Yerleşim Bölgeleri alternatifleri
(Kaynak: Adapazarı Belediyesi)
Görsel-3:Karaman Kalıcı Konutlar Bölgesine Yerleşenler İçin
Depremin Travmatik Etkileri
(Kaynak: Anonim., 2000a)

Deprem etkisiyle Karaman bölgesine tutunmaya ve alışmaya çalışan insanlara benzer durum olarak 2013 yılında İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak amacıyla Sakarya’nın Kocaali ilçesine bağlı toplam 7 bin kişinin yaşadığı Ortaköy Beldesi ve dört köyden istimlak sonucu taşınan baraj mağdurları da eklenmiştir. (Görsel 4) Çoğunluğu fındık bahçelerinden elde ettiği gelirle geçinen ve tamamen toprağa bağımlı bir yaşam süren bölge halkı, yaşam tarzlarını değiştirmek zorunda kalmıştır. Yersizleşen köylüler, kendilerine alışılmışın dışında kent merkezinde yeni yaşama bölgeleri arayışına girmiştir. Konut fiyatlarındaki ekonomik uygunluk, temiz hava ve sakinlik açısından kırsal yaşam biçimiyle paralellik ve en önemlisi de köyde kurulan bir ve samimi olma durumunu yaşatmak ve yakın olmak gibi amaçlarla Karaman Konut Bölgesinde yoğunlaşma görülmüştür. Kimi barınma ihtiyacını karşılamak kimi de yeni iş olanakları oluşturmak için burayı tercih etmiştir.

Görsel-4:Baraj Sebebiyle Terk Edilen Ortaköy İçin 2014 Öncesi ve Sonrası
(Kaynak: Anonim …./2016)
Görsel-5:Çay Ocağı ve Berber Gibi Kontrolsüz Toplanma Mekânları
(Kaynak: Anonim, 2016)

Baraj etkisiyle aidiyet duygularını yeniden kazanmak isteyenler, yer edinme eylemlerini Karaman’ın sınırlı sayıdaki alternatiflerinden çay ocağı ve berber gibi dükkanlarda gidermeye çalışmaktadır.(Görsel 5) Yerel ölçekte kontrolsüz toplanma olanağı sağlayan bu esnaf birimleri, baraj mağduru köylü kesimin sıklıkla bir araya geldiği uğrak noktalardır. Sözü edilen çay ocağı ve berber, mekânsal fonksiyondan öte, insanları belli periyotlarda toplayan sosyal bir işlevi yerine getirmektedir.

Kontrolsüz iletişimin kurulduğu bu mekânlar (çay ocağı ve berber) zihinsel olarak köylünün kırsal yaşam alışkanlığını kentte devam ettirme isteğinin bir ürünü olarak hizmet vermektedir. Adeta bu mekânlar baraj gibi travmatik bir olay sonrası bireydeki sapma ve savrulmaların duraksama noktasıdır. Barajın ortaya çıkardığı fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik şiddete karşı durma halinin tanımlandığı siperlerdir. Doğdukları babadan kalma asırlık ahşap evlerden ve geçimlerini sağladıkları fındık bahçelerinden vazgeçmek zorunda bırakılan köylüler için özlem her geçen gün artmaktadır. Duyulan özlemin bir sonucu olarak, farklılıkları ve çoğullukları barındıran karmaşık bir örüntüde tanıdık duygular arama gayreti göze çarpmaktadır. Bu ayrılık hüznünü, yerel arşiv araştırmaları sonucunda ulaşılan ve köy büyüklerinden birinin yazmış olduğu şiir dile getirmektedir.


Dipte, köşede kalmış zavallı bir kasaba.
Yörenin sorunları hapsedilmiş kasada.
Üretilen ne varsa terkedilmiş hasada.
Bu köyün yatağına baraj suları dolmuş,
Dipte kalmış Ortaköy, o artık tarih olmuş.

Fahri Genç

Yukarıda sözü edilen deprem ve barajın  görülmeyen travmatik etkilerini, insan-mekân iletişimi aracılığıyla ortaya çıkarmaya çalışan  Yenikent Karaman Kalıcı Konutları Yerleşkesinin tanımlandığı ifade biçimi dahi o yere ait olma durumunu ve yeni yaşamın kalıcılığını işaret etmektedir. Oysa yersizleştirilen için yaşanmışlık imhasının yeniden inşası ve kalıcılığı olabilir mi? Gündelik yaşam pratikleriyle, geçmişe ait yaşananların çakışması sonucu ortama yabancılaşmanın azaldığı düşünülürse, berber, çay ocağı gibi mekânlar yerinden sökülenler için, yeni habitatlar oluşturacaktır. Cuma günleri, bayram sabahları ve diğer özel anlarda eski anıların kamusal bellek aracılığıyla gün yüzüne çıktığı, alışılmış yüzleri görme ve görülme ihtiyacının kamusal yaşantıdaki bu yerel mekânlarda giderildiği, geleneksel olanı koruma ve ancak bu şekilde “kalıcı olma hali” bu mekânlarla mümkün kılınmaktadır. Thomas S. Eliot’un  ‘Afrika’da  ölen  Hintliler’ için  “Her ülke biri için ev, diğeri için sürgündür” dizeleri,  aidiyetle bir yere kalıcı hissetmenin  duygusal boyutuna vurgu yapmaktadır.

Sonuç olarak, bu çalışma içerisinde “yer”, “yersizleştirilme” ve “yeniden yerleşme” kavramlarının doğrudan sabit bir mekânsal gerçekliğe karşılık gelmediği ancak, mekânsal dönüşümlerin insanın duygusal ve düşünsel boyutunda derin izler oluşturduğu Sakarya Karaman Kalıcı Konutlar Bölgesi üzerinden gözlemlenmiştir.

KAYNAKLAR
(1) AKYOL M., HAYIR M., Deprem Konutları Ve Adapazarı Şehrinin Gelişmesine Etkisi, Doğu Coğrafya Dergisi 22
(2) KOÇYİĞİT R. G., Mimarlıkta Yersizleşme Ve Yerin – Yeniden – Üretimi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı Doktora Tezi, 2007/İstanbul
(3) DOYDUK H.S., Kamusal Alanda Bilgi Yığışması : Beyazıt Boşluğu Örneği,
Arrademento Dergisi, 2007
(4) TUNCER GÜRKAŞ E., BARKUL Ö., Yer Üzerine Kavramsal Bir Okuma Denemesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri ;Enstitüsü, Doktora tezlerinden Üretilmiş Yayınlar, Sigma 4 1-11, 2012

melike nur saraylı

Bir cevap yazın

Bizi Takip Edin

Araç çubuğuna atla