YOGA-SÛTRA: GELENEĞE BAĞLI HİNT FELSEFE SİSTEMLERİ

I- 1

 

Daha önce Hint felsefesi Upanişad öğretileriyle ufak bir giriş yapmıştık. Bu bölümde ise çoğu kişinin hayatında gün geçtikçe daha fazla yer edinmeye başlayan Yoga Öğretisi ile tanışacağız. Elbette yazıda bahsedilecek olan Yoga günlük hayatımızda bulunan ve bir hareketler/düşünler karışımı olarak kabul ettiğimiz aktivite halinden yer yer farklılıklar gösterecektir. Ancak bu farklılıklar bir uyuşmazlık değil aksine öğretinin doğuşunda, kökünde barındırdığı derin ve asıl inanışlarla destekli bir tamamlama niteliğinde olacaktır.

Günümüzde ‘ Yoga ‘ ya karşı farklı görüşler söz konusu. Kimi Yogayı sadece sağlık ve spor amaçlı bir hareketler bütünü olarak görürken, kimi huzura, rahatlamaya ve dengeye doğru bir yol gösterici olarak görüyor. Kimi ise gerçeklikle alakası olmayan gösteriler olarak görüp tamamen karşıt bir duruştadır Yoga öğretisine. Elbette her konuda olduğu gibi Yoga da günümüzde sevenleri ve sevmeyenleri, dönemin de ise inananları ve inanmayanları olan antik -ve bölgesel olarak değişen- bir öğretinin yaşayan halidir. Ancak esasen Yoga öğretisinin içerdiklerini öğrenmek oldukça derin ve keyifli bir süreçtir…

 

http://savvyzen.com/best-yoga-sutras-translation/

I- 2

Patâncali’nin (Patanjali) Yoga-sûtrası öğretinin asıl metni olarak kabul edilir. Ancak kitap ve yazar ile ilgili tarih uyuşmazlıkları olduğundan bazı kaynaklarda yazar bilgisine dair hatalı olabilme ihtimalleri geçmektedir. Yalnız bu herhangi bir karışıklığa yol açmamalı. Söz konusu durum alanı Hint Felsefesi olan kendisini bu alana adamış düşünür, yazar ve yorumcuların ulaştıkları bazı sonuçlar ile göz önünde bulundurdukları bir ihtimaldir. Hint felsefesinde süreler ve tarihler ile ilgili ciddi belirsizlikler olduğunu ve bunun gibi pek çok başka ihtimallerin yorumlanabildiğini zaten Upanişad öğretisinde söylemiştik. Mühim olan bu kitabın yani Yoga-sûtra’nın içeriğidir.

Öncelikle Sûtra kelimesi, bir sistemin ana düşüncelerini özetleyen ve böylece bir öğrencinin bir konuyu kolayca belleyip unutmamasını sağlayan özlü sözler demektir. Diğer bir deyimiyle akılda kalıcılığı kolaylaştıran özdeyişlerdir diyebiliriz. Yoga-sûtraya da basitçe Yoga öğretisini kolay hatırlamaları için öğrenciler için hazırlanmış ders kitabı tanımı getirilebilir. Yoga (Alm. Joch, İng.Yoke) kelimesi ise söz konusu köklerden anlam genişlemesine uğrayarak sıkı düzen, kendi kendini denetleme ve dizginleme gibi yan anlamlar kazanmıştır.  Günümüzde sık kullanılan şu iki kavram hemen akla geliyor bağlantılı olarak; ‘self-control’ ve ‘irade’. Demek ki Yoga felsefesinin temeli olarak ciddi bir disiplinden bahsetmemiz gerecek.

Yoga-sûtra dört ana bölümden oluşan bir metindir;

I. Samâdhi – Zihinsel konsantrasyonun doğası

II. Sâdhana – Ona götüren yol

III. Vibhûti – Onun sayesinde elde edilebilen doğaüstü güçler

IV. Kaivalya – Hayatın hedefinin doğası

Bölümlerden de anlaşılacağı üzerine Yoga, meditasyon ve konsantrasyon uygulamalarıyla gerçeğe, kurtuluşa, hedefe ulaşılacağı inancında olan bir öğretidir. Oldukça teknik bir eğitimdir ve kurtuluş ile sonuçlanan sezgisel tecrübeyi ayrıntılı bir şekilde açıklamayı ödev edinmiştir. Yoga kişiliği olan bir tanrıya inanır. Onun tanrısı yaratıcı ve buyurucu bir tanrı değildir. ‘O’, en üstte ve en ötede, başı -sonu olmayan bir zamandan beri dokunulmadan  duru kalan ve her şeyi sonsuz bir duyarlılıkla duyan ve bilendir.

Bu felsefeyi uygulayan kişilerin yani ‘Yogi’lerin kurtuluşa ulaşabilmek için çıkmaları gereken uzun ve zorlu bu yolculuk aslında pek çok ayrıntılı aşama içerir. Yukarıda da söylediğimiz gibi Yoga oldukça teknik bir eğitim içerdiğinden bu aşamaları bütünüyle daha kolay görebilmek adına aslında kısım kısım, bölüm bölüm tablolar oluşturmak en mantıklısı olacaktır. Yoginin uzun süren bu nefs alt etme çabası sekiz ayrı basamaktan oluşur. Ancak bu sekiz basamağın ilk iki basamağı tüm bu yolun asıl temelini oluşturmaktadır ve en önemlileridir. Kendi içinde de ayrıca beş ayrı basamağa ayrılır.

Söz konusu en önemli ilk iki basamaktan başlayabiliriz:

 

 

 

 

 

1-) YAMA (Dışa yönelik tutum, çoğunlukla olumsuzdur)

 

        I.            Ahîmsa* – Yaşama zarar vermeme

      II.            Satya – Özü sözü doğru olma, doğru konuşma

    III.            Asteya – Başkalarının malını çalmama, almama (zimmetine geçirmeme)

   IV.            Brahma-carya – Bekarlık, uçkuruna hakim olma

     V.            Aparigraha – Maddi çıkarlar peşinde koşmama, malı mülkü reddetme

 

 

 

2-) NİYAMA (İçe yönelik tutum, çoğunlukla olumludur)

 

        I.            Şauca – İçi ve dışı temiz olma, arılık

      II.            Samtoşa – Halinden memnun olma, azla yetinme

    III.            Tapas – Sıkıntılara katlanma, metanet

   IV.            Svâdhyâya – Çalışma, bilgiyi arama

     V.            Işvara-pranidhâna – Tanrı’ya adanma, yola adanma

*Burada Ahimsa en önemli ilkedir diğer dört ilke zaten kökünü zarar vermemeden aldığı gibi aynı zamanda onu mükemmelleştirmeye yardım edici niteliktedir.

 

 

Bu iki basamak adeta Yoganın on emridir, en temel asketiktir. (Asketik; talim etmek, egzersiz etmek, bir disiplin tutmak) Bu asketikten sonra  Yoginin zorlu yolunda ilerlemek için sekiz basamaklı olan Yoga teknik eğitimi -bizim sayı sistemimizde başlangıcı üçüncü basamağa karşılık geliyor- öğretilmeye başlanır.

 

3-)ASANAS (âsana, oturuş, duruş)

 

Bu aşamada meditasyon için en uygun oturuş ve duruş biçimleri ayrıntılı olarak öğrenciye gösterilir, anlatılır, öğretilir.

 

4-)PRANAYAMA (prânâyâma, nefes kontrolü)

 

Bu aşamada soluk alış verişinin düzenlenmesi sağlanır. Öğrenciye soluğun doğru alınıp verilmesi ve tutulması için biz dizi yöntem gösterilir, anlatılır, öğretilir.

5-)PRATYAHARA (pratyâhâra, duyuların nesnelerinden çekilmesi)

 

Bu aşamada duyuların geri çekilmesi yani doğal olarak dışa yönelik olan duyuların bu kez içe yöneltilmesi başlamakta ve öğretilmektedir.

 

 

Burada ilk göze çarpan bu üç aşamada zihnin beden üzerindeki yetkisinin ya da bedene yöneliminin engellenmeye ve kesilmeye çalışılması. Öğrencinin başarılı olabilmesi için mümkün olduğunca bedeninden kopması , çevre ve dışsal gerçeklikten uzaklaşması gerekiyor. Ayrıca beşinci aşamada da olduğu üzere, yoginin dışsal gerçeklik ve dış duyulardan kopup tamamen öğrencinin iç benlikle köprü kurması gerektiğine işaret ediliyor. Hatta kutsal destan  Bhagavad Gita’nın bir bölümünde yukarıdaki eğitimler ile ilgili şöyle bir bölüm geçer;

“Oturmak için temiz bir yer seçsin

Bu yer ne alçak ne de yüksek olsun

Yere ya bez ya post ya kuşa otu sersin

Böyle bir yerde oturup içe yönelsin

Duygularını ve düşüncelerini toplasın

Gövde, baş ve boynunu dik ve rahat tutsun

Oynatmadan gözlerini burnunun ucuna diksin

Bakışını başka bir yere kaydırmasın”

 

The song of the Lord, Translated by Sir Edwin Arnold, book cover ( yoga )

I- 3

 

Ardından kalan son üç basamak -ki bunlar altıncı, yedinci ve sekizinci basamaklardır- sadece yoğun konsantrasyon tekniklerinin öğretildiği ve öğrencinin, hayata gözlerini açtıktan yani doğduktan sonra yaşadıkça/zamanla öğrenerek/alışarak edindiği ampirik eğilimini tamamen bırakıp, özü/doğumu olan ilk haline geri dönüşünü başlattığı aşamalardır.

 

6-)DHARANA (dhâranâ, konsantrasyon)

 

Bu aşama yoğunlaşma aşamasıdır öğrenci için. Düşüncelerini yalnız bir şeye yönelterek orada yoğunlaştırması gereklidir.

 

 

 

7-)DHYANA (dhyâna, meditasyon)

 

Meditasyon yani içe dalım da diyebileceğimiz bu süreç yoğunlaşmanın derinleştirilmesi ile başlar. Bu derinleşmenin getirdiği güç ile artık öğrenci düşüncelerini özellikle ya da çabalayarak yoğunlaştırdığı şeye yine düşüncelerinin kendiliğinden, doğrudan artık çaba sarfetmeden kaydığını, aktığını farkeder/anlar.

8-)SAMADHİ*(samâdhi, erme)

 

Bu basamak bu durumu yaşamamış kimseye durumu anlatmak için sözcüklerin yeterli olmadığı bir aşamadır.

* Bu aşama anlatımı sınırlı hatta dünyevi sınırlarımızın katkısı, hafif sayılacak tecrübelerimiz ve kelimelerimizin yetersizliği bağlamında imkansızdır. Yogi artık kendisini ayrı bir varlık, benlik ve bilinç olarak görmekten kurtulur, tanrılara yaraşır bir tutuma erişmiş, kavuşmuş olur.

 

Son aşamaya da erişen Yogi artık kurtuluşa ermiştir. En başta söylediğimiz gibi oldukça teknik içeriklerle dolup taşan bir öğretidir Yoga öğretisi. Yoga-sûtra da tüm bu tekniğin ayrıntılı olarak açıklandığı bir kılavuz kitabıdır. Ve kitap kesinlikle yukarıda bahsettiğimiz kadar açık ve basit değildir. Yoga öğretisine genel bir bakış ancak yukarıdaki şekilde yapılabilir, bizim de yaptığımız gibi, ancak oluşan bir sürü boşluk bilen zihinler tarafından fark edilecektir. Kimi yorumlarda yoginin bu yolda edindiği doğaüstü güçlerden bahsedilir ancak bazı yorumlarda ise kastedilenin doğaüstü güçler değil, bilakis yoginin kendini tanıma aşamasında edindiği farkındalıklar olduğu söylenir.

Konusu geçtiği için, detaya girmek yerine, eski bir Yoga-Sutrasından yapılmış bir alıntıyı örnek vererek  -gerçek ve geçerli olduğu konusunda her hangi bir eminlik olmadan- doğaüstü güçler ayrıntısı yönelik hayal gücünüzü canlandıracak bir fikir bırakmak isterim.

 

“Geçmişi ve geleceği bilmek

Tüm hayvanların dilinden anlamak

Daha önceki yaşamları anımsamak

Görünmez olmak

Bir fil kadar güçlü olmak

En küçük en gizli ve en uzak olanı bilmek

Tüm evreni bilmek

Vücudun düzenini bilmek

Açlığı ve susuzluğu yenmek

Su, çamur ve dikenlerin değmemesi

Havada yürüyebilmek

Doğa öğelerine hakim olmak

Çok sağlıklı olmak, genç ve dinç kalmak

Duyulara hakim olmak

Her şeyi duyumsayarak her şeyin üstünde olmak”

 

 http://nithyanandayoga.blogspot.com.tr/2014/06/pranayama.html ( yoga )

I- 4

 

Burada özellikle tekrar belirtmek isteriz ki bu işlediklerimiz antik metinlerdir ve yorumlamaya oldukça açıklardır. Herhangi bir kişi havada yürümek şeklinde doğaüstü bir güce inanmadığı için Yoga öğretisini yavan bulmamalı. Çünkü burada bahsedilen yoğun meditasyon aşamalarında Yoginin benliğinde oluşan bir hafifleme de olabilir. Yahut bir fil kadar güçlü olmak derken, bu disiplinli sistemin yoginin bedeninde ve zihninde yarattığı güçten bahsediliyor olabilir. Söz konusu  yorumlar zaten bu sistemin öğrenciye doğaüstü güçler öğrettiğini savunmazlar. Sûtraları yorumlayarak bu yolda öğrencinin tecrübelerinin bu doğrultuda gerçekleşebileceğini savunurlar.

 

Tıpkı bir önceki Upanişad öğretisi gibi Yoga da ciddi bir disiplin ve adanmışlık ister. Upanişad çile çekmeyi işaret ederken Yoga ise anlık bir boşluğunun ya da zaafının bile olmayacağı bir yolda ilerlemeyi işaret eder. Hint öğretileri oldukça zorludur ve daha bir sürü çeşidi vardır.

(Bu yazımda mümkün olduğunca kaynaklarıma bağlı kalmaya çalıştım, detaya girmedim. Hatalı bilgi paylaşmaktan ya da yanlış yönlendirmelerden mümkün olduğunca kaçınmaya çalıştım. İlgilenenler belirttiğim kaynaklardan özellikle MYSORE HIRIYANNA’ nın orijinal ya da çeviri kitaplarını incelerlerse sayfalarca detay ve destanların farklı yorumlamalarını bulabilirler. Oldukça yeterli bir kaynaktır. Bir sonraki Hint Felsefesi belki de biraz taraf değiştirip geleneğe karşı olan, daha tanrı tanımaz inanışlardan esinlenebilir…)

Mesela ‘Chrvaka’lar, ‘Cayna’cılar ya da belki ‘Buda’cılar…

 

 

 

KAYNAKLAR

HİNT FELSEFESİ TARİHİ – MYSORE HIRIYANNA

İLKÇAĞ FELSEFESİ – H.J.STÖRİG

 

I- 1 - https://oksanawadhawan.wordpress.com/2017/01/19/poem-on-yoga-sutra-1-1/

I- 2 - http://savvyzen.com/best-yoga-sutras-translation/

I- 3 - The song of the Lord, Translated by Sir Edwin Arnold, book cover

I- 4 - http://nithyanandayoga.blogspot.com.tr/2014/06/pranayama.html

Yazan: Gizem Gökçakan

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir