Gustav Klimt: Objeleşmekten Kurtulan Kadınlar

Gustav Klimt, gelmiş geçmiş en ünlü art nouveau ressamlarından biridir. 1862-1918 yılları arasında Avusturya’da yaşamış ressamın en büyük ilhamlarından biri kadınlardır. Onun yaşadığı dönem, sanattaki değişimlerin ve yeniliklerin had safhada olduğu bir dönemdi. 19. Yüzyılın ikinci yarısı tuhaf bir rönesans dönemidir diyebiliriz. Fransa Belle Epoque adı verilen bir ara dönemin tüm şaşasını, aşırılıkları hiç törpülemeden yaşar. Moulin Rouge, Folie Berger zevkin ve eğlencenin sınır tanımadığı mekanlardır. Ancak 1. Dünya Savaşından hemen önce Belle Époque ışığı sönmeye başlar. Fakat bu çöküşle birlikte tükenmesine izin vermediği güzellikleri yeniden yaratacaktır. Yeni akımlar doğmaya başlar. Resimde soyluların yerini sıradan insanlar, gün ışığının yerini sis ve loş aydınlık, klasiğin yerini avant-garde alır; Art Nouveau. Sanatçıları ilhamını önce doğadan alır, doğanın dinamik güçleri önemlidir. Çiçekler, bitkisel motifler, kadın vücutları… Artık gerçeklik kaygısının yerini fantezi ve hayal gücü almıştır.

Gustav-Klimt

Gerçekten de her dönemde sanatın vazgeçilmez objesi olan kadın, art nouveau’nun da baş tacıdır. Klimt’in de resimlerindeki en önemli tema kadındır ve eserlerinde zarif bir erotizm göze çarpar. Bu zarifliğin en ilginç unsuru da bazı eserlerinde gerçek altın tozundan boya kullanmasıdır. Tablolarındaki kadınların dişiliği, utanma duygusunu ortadan kaldırarak kadınlara yeni bir anlam kazandırır. Bu da Klimt’i aslında gizliden gizliye bir devrim sanatçısı yapar. Kadın eskisi gibi utangaç ve korkak değildir artık.

 

goldfish-1902

Judith tablosu sanatçının en çok ses getiren tablolarından biridir. Judith’in hikayesi şöyledir: Asur generali Holofernes Yahudileri kuşatmıştır. Güzel ve alımlı bir kadın olan Judith güzelliğiyle generalin aklını başından alır, yanına yanaştığı general Holofernes‘in kafasını bir kılıçla gövdesinden ayırarak tıpkı Musa’nın yaptığı gibi İsrail halkını esaretten kurtarır. Bu tablo kadının cinselliğini, bir tabu olmaktan çıkararak gözler önüne serer. Yapılan onca Judith tablosundan ayrılan en önemli nokta kadının yüz ifadesinde gizlidir. Dinsel ve taihsel bir temadan koparak erotizm ve şiddet kokan bir hikayeye döner. Dikey, sert ve keskin olanla, oval ve yumuşak olanı birbirine bağlar tablo. Hem hikayenin sertliğini hem de kadının zerafetini görebiliriz. Klimt sanatının altın döneminin başlangıcıdır bu eser.

 

Gustav Klimt Judith I, 1901 Öl auf Leinwand 84 x 42 cm

 

1897’de arkadaşlarıyla birlikte Sezesyon Grubu’nu kurdu ve grubun ilk başkanı seçildi. (Sécession de Vienne: yeni akımlara da açık Sanatçılar Birliği binası.) 1902’de Sezesyona ait en büyük sergiye “Beethoven Frizi” adlı çalışmasıyla katıldı.

 

la frise de beethoven

1907’de sonradan çok tartışılacak olan “Öpücük” isimli tablosunu yaptı. 1917’de Viyana Güzel Sanatlar Akademisi onur üyeliğine seçildi. 56 yaşında ise zatürreden hayatını kaybetti.

 

der kuss

Şimdiki Viyana Üniversitesi’nin bulunduğu şatodaki tablolar II. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından tahrip edilmiştir. Bu iğrenç ve sanata saygıdan yoksun hareket yüzünden yüzlerce önemli tablo bir gecede küle dönmüştür. Bu tabloların içinde 13 tane de Klimt tablosu bulunur. İnsanlık tarihi için en utanç verici anlardan biridir bu. Sanatı yok edenler asla affedilemez. Buna rağmen Klimt döneminin en pahalı ve en ünlü sanatçısı olarak kalmıştır. Kadınlar üzerinde yaptığı düşünce değişikliği üzerine olan devrim günümüzdeki hala en güncel konulardan biridir. O ve onun gibi sanatçılar sayesinde “Kadın” hak ettiği yeri korumaya devam edecektir.

 

PS: Gustav Klimt eserlerini Viyana’da Belvedere Müzesi’nde bulabilirsiniz.

0x9F01BD0B652776B7E14C15A693C46EBD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir